"ALTIN VURUŞU" ÇOKTAN YAPTIK ŞİMDİ PORNO OKUMA ZAMANI !

‘Tüketim toplumuna geçtiğimiz anda ‘altın vuruşu’ yaptık’ diyor İrvine Welsh. ‘Porno’ adlı romanı bugünlerde yeniden Türkçe’de… Edinburgh’daki kaybedenlerin, porno çekerek yırtmaya çalışmalarını esprili dille anlatıyor. İmaj çağını alaşağı ederek… İlk çıkışında yargılanan romanı, ‘Şeker Portakalı’ gibi eserlerin, Yunus Emre gibi isimlerin sansüre uğradığı şu günlerde okumanın tam zamanı!
Porno-İrvine-WelshIrvine Welsh’in Porno adlı romanı, Kıvanç Güney’in çevirisiyle geçtiğimiz günlerde yeniden yayımlandı. Welsh, Porno adlı romanı, kült bir efsaneye dönüşen Trainspotting’in devamı olarak kaleme almıştı. Bu devam romanına kısaca göz atmadan önce ‘Trainspotting‘i yeniden hatırlamakta fayda var.
BİR HATIRLATMA 
‘Trainspotting’, hiç kuşkusuz yeraltı edebiyatının en önemli yapıtlarından biri. Aynı zamanda, bu romanı bir ‘reddediş manifestosu’ olarak da okuyabiliriz. Peki kim, neyi reddediyor? Sadece bir simge olarak kabul edebileceğimiz Glasgowlu işsiz gençler, yine bir simge olarak kabul edebileceğimiz oyun aracılığıyla, yani istasyona giren trenlerin numaraları üzerine, birasına oynadıkları bu oyunla hayata karşı bir reddediş felsefesi yaratıyorlar. Abartılı gibi görünüyor, değil mi? Bunda Irvine Welsh’in hiç suçu yok. Ben abarttım. Bile bile abarttım!
Çünkü, hayatın klişelerinden kaçan insanların, can sıkıntısına katlanabilmek için uydurdukları herhangi bir oyun, bir reddediş manifestosu olabilir. Neden olmasın?

Çünkü bize hayat diye sunulan şey, aslında can sıkıntısının ve zorla kabul ettirilenTrainspotting-Irvine-Welsh ‘yetmezlik duygusu’nun ta kendisi… ‘Trainspotting‘in çok başarılı şekilde sinemaya da uyarlandığını hatırlatıp, filmin daha başlangıcında, anti-kahramanımız Renton’un neler söylediğine kulak kabartırsak, söylemek istediklerimiz sanırım yerli yerine oturur:

‘Hayatı seçin, işinizi seçin, kariyerinizi seçin, ailenizi seçin, büyük ekran televizyon alın, çamaşır makinesi, araba, cd player, elektrikli konserve açacağı; sağlıklı olmayı seçin, kolesterolü düşük tutun, iş sigortası yaptırın, ipotek aidatlarını ödemeyi seçin, ev eşyaları için çalışmayı seçin, arkadaşlarınızı seçin, zevkinize uygun çanta ve giysi seçin (…) Kanepenizde oturun ve televizyonun beyninizi yıkamasına izin verin, abur cubur atıştırırken ruhunuzu o salak yarışma programlarına satın ve sonra kendinizi çürümeye terk edin, bir gün yerinizi alsın diye ürettiğiniz ama aslında her biri utanç kaynağı olan şımarık haylazların ortalığı dağıtmasına seyirci kalın, geleceğinizi seçin, hayatı seçin. Peki böyle bir şeyi neden isteyeyim? Ben hayatı seçmemeyi seçtim.’
ŞİDDETİN DİLİ 
Bu sözler hayatımızı özetlemiyor mu? Bu sisteme yakasını kaptıranlara, yani bizlere karşı Renton kahramanca çıkıp ‘Ben hayatı seçmemeyi seçtim’ diyorsa, orada durup düşünmemiz gerek. Evet, gerek ‘Trainspotting’, gerek ‘Porno’, şiddetin diliyle ve uyuşturucuyla yüz yüze bırakıyor bizi; ama asıl onlar değil, bizleriz kirli olan!

Irvine-WelshFarkında değiliz ama, tüketim toplumuna geçtiğimiz andan itibaren bizler, yani uyuşturucuyla ilgisi olmayanlar, ‘altın vuruşu’ yaptık aslında. Gerçekten geçmiş olsun hepimize. ‘Hayatı seçmemeyi seçemediğimiz için!’

TÜKETİM TOPLUMU ELEŞTİRİSİ 
Porno’da ise, çağın ‘yükselen değerleri’ne ironik bir dille nokta atışı yapıyor Irvine Welsh. Edinburgh’daki kaybedenlerin porno film çekerek yırtmaya çalışma hayallerini esprili bir dille gözler önüne seriyor; aynı zamanda içinde yaşadığımız tüketim toplumunu ve imaj çağını alaşağı ediyor.
Neyse… Parti devam ediyor. Bizim o tuhaf seçimlerimiz de…
YARGILANAN KİTAP

‘Seç! Sonsuz seçenekler arasından daima, ama daima kendini seç! Cilalı görüntüler üzerine hayatı seç, tükenerek veSeker-Portakali tüketerek yaşamayı seç! Adam satmayı seç, içi kof ama dışı ışıltılı şeylerin hüküm sürdüğü dünyada sen yalnızca kendi façanı parlatmayı seç! Beğenmeyi değil, beğenilmeyi; sevmeyi değil, uyuşturmayı; acı ile değil, haz ile dibe vurmayı seç! Ekrana yansıyacak görüntüyü sen seç! Ve tüm seçimlerin tükendiğinde, tükenecek şeyler de sona erdiğinde, yine de yaşamayı seç! İmaj çağında yaşamayı seç! Durma, seç!’

Fareler-ve-insanlarSiren Yayınları’na, İskoçya’dan dünyaya uzanan sarsıcı diliyle bir fenomene dönüşen Irvine Welsh’in bu kült yapıtını yeniden Türkçe’ye kazandırdıkları için teşekkür etmemiz gerekiyor. Yıllar önce, ‘Trainspotting’in ardından ‘Porno’yu da yayımlayan Stüdyoimge Yayınları’nın efsanevi ismi, ‘Son Kaybeden’ Levent Erseven’in, Porno’nun ‘müstehcen yayın’ olduğu gerekçesiyle yargılandığı günleri hatırladım.
Bugünlerde, ‘Porno‘ bir yana, ‘Şeker Portakalı’, ‘Fareler ve İnsanlar’ gibi  klasiklere de uzandı örümceklenmiş zihinlerin saldırısı! Nedenini anlamak için, tam da bu kitapları okumak gerekiyor!
Düşünmemizi, hissetmemizi, sevmemizi, sevilmemizi istemeyen; sadece tüketmemizi, imajdan başka hiçbir şeyi önemsememizi isteyen, bununla kendilerine rant sağlayan ve dünyayı ele geçirdiklerini sanan insanlar; yaşamayı seçenlere karşı savaş açıyor! Bu yüzden, yıllar önce ‘Porno’nun okunmasını engellemeye çalışan zihniyet, bugün işi abartıp ‘Fareler ve İnsanlar’ı yasaklamaya, hatta Yunus Emre’nin şiirlerini sansürlemeye kalkıyor.
Öyleyse okuyalım. Hem de hemen. Şimdi…
ALTAY ÖKTEM
altayoktem@gmail.com
 
( Bu yazı 18 Ocak 2013 Cuma – Aksam.com.tr’de ve Akşam Gazetesi Kitap Eki’nde yayınlanmıştır.)

One Comment

  1. Anonymous says:

    Okuyacağım! Yasakçı zihniyete inat okuyacağız Sevgili Altay Öktem. Yazı için teşekkürler.

Yorum Yapmasam Olmaz :)