ANA’NIN YAZISI KIZAYMIŞ

Ananın yazısı kızaymış der annem birçok anne gibi. Ben ise bunu annemin tamamen annelik içgüdülerine ve benim geleceğime karşı duymuş olduğu endişeye bağlar ve bunun gerçeklik payını her zaman göz ardı ederdim. Lakin İnci Aral’ın anlattıklarını okuduğumda bu sefer böyle olmadı. İnci Aral yeni kitabı Unutmak’ ta kendi çocukluğunu, deneyimlerini, aşklarını kısaca hayatının birçok karesini çok açık yüreklilikle okuyucuları ile paylaşıyor.
Kitap Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıktı. İnci Aral’ın da söylediği gibi tam bir nehir söyleşi özelliği gösteriyor. Aslında yazarımız daha önce gelen nehir söyleşi önerilerine sıcak bakmadığını çünkü varoluşuna, yazarak anlam ve gerçeklik kazandırmış bir insan olarak dünyaya bakışının kapsayıcı özünü alışılmış soru-yanıt yöntemiyle ve gündelik dilin yetersizlik ve yayvanlığıyla dile getirilemeyeceğine olan inancına bağlamakta olduğunu kitabın sunu bölümünde söylüyor bizlere. Ancak Tolga Meriç’in yakın arkadaşı olması gerekçesi ve onun dilinin şifrelerini çözdüğüne olan inancı bu söyleşi konusunda İnci Aral’ın ikna olmasını sağlıyor.
Hemen söylemeliyim ki Tolga Meriç yaptığı işin hakkını veriyor. Sorduğu sorular üzerinde iyice düşünülmüş aklın ve kalbin süzgecinden geçirilmiş sorular. Bir insanın sırf insan olmasından ötürü sahip olduğu tüm zaafları bilmesinin verdiği farkındalık ile yazarımızın belki de cevap verirken en çok zorlanacağı veya cevap vermekten kaçınacağı veyahut kendisinin bile bugüne kadar itiraf etmekte zorlandığı tüm soruları en kuytu köşelerden çıkartıp hiç çekinmeden yazarımızın önüne koyuyor.
Ve hemen bu aşamada takdir etmem gereken diğer bir kişi ise yazarımız İnci Aral. Çünkü yazarımız bütün bu sorulara tüm içtenliği ile cevap veriyor. Kitabı okurken kendimi İnci Aral’ın yerine koymadan edemedim. Tam emin olmamakla birlikte büyük ihtimalle bu kitabın yazarımızı bu güne kadar çıkardığı bütün roman ve öykülerden daha çok yormuş olduğunu düşünmekteyim.
                        
SÖYLEŞİDEN ROMANA
Evet, bütün roman ve öyküler hatta edebi açıdan ortaya çıkartılan her bir ürün büyük sancılara doğmuştur doğru yalnız ben her zaman edebi açıdan yazılması en çok zor olan ürün olarak yazarın kendi hayatının konu olarak işlediği eserler olarak düşünürüm. Bunun nedeni ise yazdığının bir türlü içine sinmemesi veya yazara çok basit gelmesidir bence. Belki de korkularının, sevinçlerinin, hüzünlerinin kısacası tüm mahreminin tanımamış olduğun insanlar ile paylaşmış olmanın verdiği zorluktur.
Kitabın bu kadar güzel olmasının temel sebebi de bu bence. Aslında kitabı söyleşi gözüyle okumadığınızda bir roman havası yaşatmıyor değil. Çünkü İnci Aral’ın hayatından zaten bir roman çıkarmış. Ve okudukça sizde göreceksiniz ki zaten yazarımızın bugüne kadar çıkarmış olduğu tüm o beğendiğimiz eserlerde onun hayatının belirli kesitleri yer alıyor. Bazen ana karakter olarak çıkıyor yazarımız karşımıza bazen ise o öyküye konu olan olay onun yaşamış olduğu bir olayın parçası oluyor aslında.
İnsan şu ya da bu şekilde unutamazsa hayatta kalamaz
Ve Unutmak… ‘İnsan unutmak zorundadır. Ama bu unutmanın kendisi değildir. Unutmak yoktur.’ diyor İnci Aral. Hep zor bir hayatı olmuş İnci Aral’ın. Çok küçük yaşta babasını ve babasının ölümünün üzerinden birkaç sene sonrada annesini kaybetmiş. Üç kardeş ayrı ayrı şehirlerde büyümüş. Halasının ve eniştesinin yanında büyüyen yazarımız evin en küçük çocuğu olmasının verdiği rahatsızlığı hep duymuş hayatında. Belki de en çok kızgınlığı annesine duymuş yaşamı boyunca lakin bu kızgınlığın temellinde aslında ona olan sevgi, özlem ve hasret yatmakta olmuş hep.
Ne trajedidir ki yazarımızın annesinin de İnci Aral’ın hayatına çok benzeyen bir hayatı olmuş. O da evlenmeden önce küçük denilebilecek bir yaşta annesini ve babasını kaybetmiş. Okudukça annemin sözünü yâd edemeden duramadım. Ananın yazısı kızaymış…
Ve aslında okudukça yazarımızın unutmaya çalıştığı birçok şeyi gerçekten unutmak istemediğinin farkına varıyorsunuz. Çünkü unutmaya çalıştığı birçok şey onun çocukluğuna ait. Yazarımız yaşadığı olayları anlatırken bir taraftan da o dönemin koşularını ayrıntılı olarak anlatıyor bizlere. Bu da kendimizi onun yerine koyabilmemizi ve olayları o günün koşulları içinde değerlendirerek daha aklı-selim şekilde değerlendirme yapabilme imkânı sağlıyor biz okurlara.
Benim cennetim ve cehennemim yazının içinde…
Zor hayat koşullarına rağmen okumayı hiç bırakmamış İnci Aral. Taşındıkları bir evin çatı katında bulduğu kitaplar onun hayatının dönüm noktası olmuş. Her ne olursa olsun ne yaşarsa yaşasın okumaya devam etmiş. Durmadan, dinlenmeden okumuş. Ve onun bu tutkusu mesleği olan resim öğretmenliğinden onu yazarlığa kadar taşımış.
inci-aral
‘İflah olmaz bir yazma tutkusunun acınası kölesi gibi hissediyorum kendimi. Nasıl öldürücü bir zehri seçmiş olduğumu bilen ağır madde bağımlısı biri gibi…’
Lisede ve öğretmen okulunda uzun uzun mektuplar yazmış İnci Aral arkadaşlarına. Aşk’ı anlatmanın en uygun yöntemi olarak görmüş çoğu zaman yazmayı. Karşındakine söylemek istediklerini anlatamadığında hep yazmayı seçmiş çünkü böylelikle daha kolay anlatabiliyormuş hissettiklerini karşısındakine. Hatta yaptığı ilk evliğin temelini yazdığı mektuplar oluşturuyormuş.
Yazmayı şöyle tanımlıyor usta yazarımız: ‘Gerçekten başkalarının ne dediğine ve yergilere olduğu kadar övgülere de fazla önem vermemek gerekir, çünkü alkışlar en küçük hatada yuhalamaya dönüşebilir. Yazmak güncel bir uğraş değil, uzun yol hayalidir. Başarı gelir ya da gelmez, hayal gerçek olur ya da olmaz, yeterince emek vermeden, işin çilesiyle pişmeden ve güçlükleri sabırla yenmeden bilemezsiniz bunu. Farklı bakışlar, edebi anlayışlar olduğunu da akılda tutmak gerekir. Birileri sizi kendi tarzına yakın bulup beğenebilir, öteki de hiç beğenmez.’
Toparlamak gerekirse kitabı bir haftadır başucumda tutuyorum ve odamda benimle birlikte dolaşan bir kişi daha var. Açtığım her yeni sayfada kendi hayatımın bir anına tanık oldum. Çok hoş sohbet bir dostumu dinlemiş gibi hissediyorum kendimi. Bu uzun saatlerce yapılan konuşmadan yorulmuş lakin mutlu. İnci Aral hayranları kitabı zaten bir an önce okuyacaklardır fakat benim sözüm henüz onunla tanışmamış olanlara. Kendinize bir dost daha edinin…
(Unutmak-İnci Aral-Kırmızı Kedi Yayınevi)
Burcu ÖZÜPEK
burcu_ozupek@hotmail.com    

Yorum Yapmasam Olmaz :)