ANDROİD VE İNSAN

“Bana yeni bir fikir vermek, tıpkı bir geri zekâlıya dolu bir silahı vermek gibi ama yine de teşekkürler, dışın dışın.”

– Philip K. Dick’in Patricia Warrick’e mektubundan (1978)

philip-k-dick16.45 Yayınları, başlattığı bez ciltli kitaplar serisine bir yenisi daha ekledi. Öncelikle bir okur olarak bu bez ciltli baskılardan ve seri için tercih edilen eserlerden son derece memnuniyet duyduğumu belirtmem gerekir. Özellikle, tarumar halde, bir dönem tercümelerin yayıncılığını üstlenen yayınevleri kapandığı ve fazla da satış rakamına ulaşmadığı için, belki yayınevlerinin uzak durduğu veya geniş zamana yaydığı, rafta bulursanız zehirli sarmaşık görmüş lemur gibi kendinizi şanslı sayacağınız ve afiyetle mideye indireceğiniz Philip K. Dick romanlarının durumuna dikkat çekmeliyiz (not: yazıda hiçbir lemura zarar verilmemiştir, lemurlar zehirli sarmaşıklardan zehirlenmezler). Bilim kurgunun ve kurgu içinde insani özü arayışın olmazsa olmazı Philip K. Dick’in dünyasının, her kitabına raflarda ulaşılamıyor olması, günümüz yayıncılığının en büyük ayıplarından biridir. Neyse ki hala değerinin farkında yayınevleriyle, az da olsa kitapçı raflarına tutunabilme şansına sahiptir. Bez ciltli kitaplar serisinde de belki de bu yüzden olmakla beraber, daha çok bencilce bir dürtüyle beni en çok memnun eden şey, Philip Dick’in makalelerinin kitap halinde yayınlanmasıdır. Bilim kurgunun peygamberi sayılan bu eşsiz aklın, kurgu dehasının ve modern feylesofun, bir gün bütün kitaplarının tercümesini aynı tarihte, herhangi bir kitapçıda bir arada bulunabileceğine dair naif ve nahif bir umudu hala taşıyorum.

PİN YİN’DEN

sizofreni-ve-Degisimler-KitabiPhilip K. Dick’in makaleleri, yazdığı romanların kurgusuna anlaşılabilir etki yapmasının yanı sıra, edebi eleştiri ve bilim kurgu edebiyatı tarihi bakımından da oldukça değerlidir. 6.45’in daha önce bez ciltli olarak yine tercümesini yayınladığı 1965 tarihli “Şizofreni ve Değişimler Kitabı” makalesine bu köşeden değinmiştik. Dick’in şizofreni anlayışı göz önüne alındığında (genel olarak ise birincil anlayışı We Can Build You, –yazım tarihi 1962 yayınlanma tarihi 1972-  romanının temelindedir), ilk kez şizofreniyi, erken dönem çocukluk çağıyla ilişkilendirdiği yazısıdır. Şizofreniyi, “gerçek dünyadan fanteziye doğru bir kaçış” olarak tanımlar, psikoseksüel olgunluğa erişmede ve koinos kosmos’a (idios kosmos’un tersidir, “ortak dünya” anlamına gelir) doğuşta başarısızlıkla ilişkilendirir. Bahis edilen Değişimler Kitabı (asıl adı Çince “I Ching”, Yi Çing –Pin Yin-) Fu Xi tarafından yazılan, bilinen en eski Çin metinlerinden biridir. 3000 yılı kapsayan sürede Çin üzerinde etkisini sürdürmüş ve Batı dünyasında da takip alanı bulmuştur. Gizemli yönü yadsınamayan bu metin üzerine inceleme ve araştırmalar günümüzde de sürmektedir. İnsanın evrende kendini konumlandırması üzerine ilk denemelerdendir, Tao’yu anlatan ilk metindir ve en sık kullanım alanı, tüm yaşamı yöneten değişim sürecini anlamak üzerinedir. Makalede Pin Yin üzerine Philip Dick’in yaklaşımı oldukça çarpıcıydı ve kurguculuğunun sınırları hakkında ipuçlarını taşıyordu.

ANDROİD VE İNSAN’A

Android-ve-İnsan-Philip-k-dickYeni yayınlanan bez ciltli kitabı “Android ve İnsan”da ise Philip Dick’in 1972 ve 1976 tarihli iki makalesi bulunuyor. Her iki makalede de Dick’in romanlarında sıklıkla ziyaret ettiği android metaforunun açılımlarına rastlıyoruz. Metaforun ortaya çıkışı ve oluşumu sonrasında yükselttiği yeni felsefi sorunların etrafında bir tur atıyoruz. LeGuin’in “The Lathe of Heaven” (Rüyanın Öte Yakası, Metis Yayınları) romanı etrafında yarattığı dekonstrüktif  (yapısökümcü) metot da ilgi çekici. Aynı şekilde makalelerde “distopya” yazınına karşı düştüğü, yazdığı zamanın karanlığına uygun karamsarlık (-burada kısaca araya girerek belirtmeliyim ki Dick’in, dönemin distopyalarının havada kalan yönlerine yönelik kısmi eleştiri ve karamsarlığını içeren pasajları okurken, dikkat edilmelidir ki Orwell’in kurgusu etrafında, distopyaların gerçekliğe yakınsaması, yazarın yaşadığı dönemde gözetleme teknolojilerinin henüz çok pahalı ve pratikten uzak olmasıyla da ilgilidir ve gizli bir alaycılığın izlerini de taşır) ve dönemin kuşağına karşı oluşturduğu analiz çarpıcıdır. Ne kadar sevgiyle kaleme almış alırsa olsun, karamsar bir tabloya göz atıyormuş gibi görünür. Fakat gerçeklik, bir başka pasajda belirteceği üzere her zaman kurgudan daha vahimdir. Günümüzün kuşağının, android metaforunu anlamak için dahi örneklemeye ve açıklamaya ihtiyaç duymasını görseydi, acaba ne düşünürdü?

ECCE HOMO

Benim teorime göre, Philip Dick, “insan nedir?” sorusu etrafında, geleceğe duyduğu merakın yanında özlemle de kullandığı android metaforunun farklı versiyonlarının da farkındaydı. Aynı sorular, bir post-modern izleğin içerisinde, bir yazarın yarattığı karakterin, bir başka yazarın yarattığı karakterle, üçüncü bir yazarın zihninde karşılaşmasını ve gerçek olmadıklarını anlamasıyla da sonuçlanabilirdi. Ancak üçüncü kişinin kurgusunda, karakterlerin yeni bir yapıya ve var oluşa dönüşümleri, farklı katmanlarda daha ilginç olmayan ama “öz”ü bulandırıcı sorular açığa çıkaracağından, soruyu temel haliyle tutabileceği en doğru tercihe yönelmiş olabileceğini düşünüyorum. Henüz tercüme edilmeyen ve büyük olasılıkla 6.45’in programına dâhil ettiğini umut ettiğim 1978 tarihli “How to Build a Universe That Doesn’t Fall Apart Two Days Later” isimli makalesinde Dick’in bilim kurguya geçişiyle ilgili otobiyografik ve kısmen teorimi onayan ilginç bir bilgi vardır. Şöyle der Dick: “1951 yılında, ilk hikâyemi sattığımda, bu tip felsefi sorunların bilim kurgu alanında takip edildiğine dair hiçbir fikrim yoktu. Onları bilmeden takip etmeye başladım.” Dick’in yazdığı bu ilk öyküde, bir köpek konu edilir. Köpeğin bakış açısına göre, bir evin önündeki metal bir kutuya (çöp kutusu elbette) bir aile kendileri için çok değerli olan yiyecekleri torbalarla saklamakta ve muhafaza etmektedir. Korkunç görünüşlü bir takım adamlar (gerçekte çöpçüler) ise her Cuma günü gelerek, ailenin sakladığı bu değerli gıdaları çalıp götürmekte, sadece metal kutuyu bırakmaktadır. Köpeğin korkusu, bir gün bu adamların geleceği ve kutuda yiyecek bulamayınca ailenin evini basarak aileyi yiyecekleridir. Dick’in küçük bir öyküyle bize ulaştığı noktalar çarpıcıdır. Köpeğin elindeki bilgilere dayanarak bu gerçekliği oluşturması ve korkusu, köpeğin açısından düzgün bir mantık zincirinin ürünüdür. O halde, eldeki bilgilere ve çevreyi algılayış şeklimize göre gerçeklik, bireyden bireye bu kadar farklılık gösterebiliyorsa, “gerçeklik nedir?” Belki de şizofrenler, kendi gerçekliklerini bizlere aktarabilecek bir lisana sahip değillerdir, tıpkı bizim kendi gerçekliğimizi onlara anlatamayışımız gibi. Bu onların gerçekliğini hatalı veya bizim gerçekliğimizi daha doğru kılar mı? Şöyle devam eder makalesinde Dick ve vurucu noktanın altını çizer: “Öyleyse sorun şudur; mademki sübjektif dünyalar bu kadar farklı deneyim edilebiliyor, orada bir iletişim bozukluğu da meydana gelecektir… ve gerçek hastalık da buradadır.”

VE KEŞİFLER

Philip-K-Dick-Contemporary-Critical-InterpretationsKısaca örneklediğim bu alıntıların, metafor seçimini biraz daha açtığını ve ilgiyi üzerine çektiğini umut ediyorum. Dick’in bütün yazının altında yatan meselelerle ilgili daha önce de tavsiye ettiğim, Samuel J. Umland’ın “Philip K. Dick: Contemporary Critical Interpretations” kitabını da devamını merak eden, ilgili okura tekrar tavsiye ederim. David Edelstein’ın söylediği, Dick’i sadece bir bilim kurgu yazarı olarak adlandırmak yerine, “onu 20.yy.ın en cesur psikoloji kâşiflerinden biri olarak adlandırmak daha doğru olacaktır,” cümlesini de hatırlayalım. Aynı şekilde, ek okumalar için önereceğim tercümesi maalesef bulunmayan diğer kitaplar şunlardır: Patricia Warrick’in “Robots, Androids and Mechanical Oddities” (1986) ve “Mind in Motion” (1987) kitapları, Kim Stanley Robinson’dan “The Novels of Philip K. Dick” (1989) ve Francesca Rispoli’den “Universi che cadono a pezzi” (2001) kitabı.

6.45 yayınlarına başlattıkları ve devamını getirdikleri bu değerli seri için teşekkürlerimi sunuyorum. Son olarak Murat Karlıdağ’ın da oldukça iyi bir tercümeye imza attığını, Şizofreni ve Değişimler Kitabı’nda eleştirdiğimiz baskı ve yazım yanlışlıklarının Android ve İnsan’da tekrarlanmadığını (sadece 83. sayfada göz ardı edilebilecek iki küçük yazım hatası mevcut) ve eklenen çevirmen notlarının oldukça değerli olduğunu da teşekkürlerimizle belirtelim. Android ve İnsan makalesinden küçük bir alıntıyla vedalaşalım: “Ad astra; ama per hominem,” yani “yıldızlara doğru ama insanoğlu olarak.”

Haftaya görüşmek dileğiyle…

(Philip K. Dick, Android ve İnsan, 6.45 Yayınları, Çev: Murat Karlıdağ, 128sf. )

M. Salih KURT

mustafa.salih.kurt@gmail.com

Yorum Yapmasam Olmaz :)