2019 YUNUS NADİ ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

Bu yıl 74’üncüsü düzenlenen Yunus Nadi Ödülleri yarışmasında kazananlar belli oldu. 6 dalda 9 isim ödüle değer bulundu. 74’üncü Yunus Nadi Ödülleri, 18 Ekim 2019 Cuma günü saat 20.00’de, Beşiktaş Belediyesi Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde yapılacak törenle sahiplerine verilecek.

2019 Yunus Nadi Ödülleri’nin, zorlu bir değerlendirme sürecinin ardından kararlarını veren seçici kurulları toplam 495 yapıtı inceledi. 74’üncü Yunus Nadi Ödülleri’nin “Şiir” dalında Ataol Behramoğlu, Muzaffer İlhan Erdost, Doğan Hızlan, Turgay Fişekçi ve Eray Canberk’ten oluşan seçici kurulu, ödülün “İlhan’ın Paltosu Kanlı” adlı yapıtı ile Âba Müslim Çelik ve “Kırgın Karnaval” yapıtı ile Hakan Savlı arasında paylaştırılmasını kararlaştırdı.

ÖYKÜ

“Öykü” dalında, Hikmet Altınkaynak, Sezer Ateş Ayvaz, Seval Şahin, Mehmet Zaman Saçlıoğlu ve Murat Yalçın’dan oluşan seçici kurul da ödülü “Poz” adlı kitabıyla Banu Özyürek ve “Gülsün, Agavni. Zilha” adlı kitabıyla Tomris Alpay arasında paylaştırdı. “Roman” dalında, Adnan Binyazar, İrfan Yalçın, Konur Ertop, Asuman Kafaoğlu Büke ve Zeynep Aliye’den oluşan seçici kurul ödülün “Işık Ülkesinden” adlı kitabı ile Zeynep Göğüş’e verilmesine karar verdi.

Seçici kurulu Prof. Dr. Rona Aybay, Dr. Alev Coşkun, Prof. Dr. Emre Kongar, Prof. Dr. Ahmet Mumcu ve Doç. Dr. Deniz Yıldırım’dan oluşan “Sosyal Bilimler Araştırması” dalında ödülün sahipleri ise “Yeni Osmanlıcılık-Hınç, Nostalji, Narsisizm” adlı araştırma dosyasıyla Nagehan Tokdoğan ve “Fatih-Başakşehir, Muhafazakâr Mahallede İktidar ve Dönüşen Habitus” adlı araştırma dosyasıyla İrfan Özet oldu.

KARİKATÜR

Seçici kurulu Metin Peker, Kamil Masaracı, Muhittin Köroğlu, Zafer Temoçin, Akdağ Saydut ve Murat Sayın’dan oluşan “Karikatür” dalındaki ödül Fethi Gürcan Mermertaş’ın yapıtına verildi.

İsa Çelik, Coşkun Aral, Garbis Özatay, İbrahim Yıldız ve Dr. Ersin Turan’dan oluşan seçici kurul tarafından belirlenen “Fotoğraf” dalındaki ödülün sahibi de Murat Ayneli oldu. Yunus Nadi Ödülleri Töreni’nden hemen önce açılışı yapılacak olan “74’üncü Yıl Resim Sergisi”nin küratörlüğünü Denizhan Özer üstleniyor.

ÖDÜL TÖRENİ 18 EKİM’DE

74’üncü Yunus Nadi Ödülleri, 18 Ekim Cuma günü, saat 20.00’de, Beşiktaş Belediyesi Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde yapılacak törenle sahiplerine verilecek.

KARL MARX İSTANBUL’DA

Dünyayı sarsan düşünceleri ile çağımıza yön veren Karl Marx’ın hayatı ve düşünceleri sahneye taşınıyor.

Semih Çelenk’in uyarlayıp yönettiği ve Halit Demir’in oynadığı oyunda Marx, öldükten sonra hakkında yapılan spekülasyonlardan, fikirlerinin yanlış anlaşılmasından şikâyetçi ve öte dünyadan gelip bu yanlış anlamaları düzeltmek istiyor.

Tiyatroevi, Howard Zinn’in 1999 yılında yazdığı “Marx in Soho” adlı oyunundan, Semih Çelenk’in uyarlayıp yönettiği “Marx İstanbul’da” oyununu ilk kez, Karl Marx’ın 201. doğum yıl dönümünde 5 Mayıs’ta sergiledi.

Oyun, 14 Ekim’de Saat: 20.30’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde (CKM) perde açacak.

2009 yılında yitirdiğimiz Amerikalı Marksist tarihçi Howard Zinn, Marx hakkındaki spekülasyonları ve yanlış anlamaları düzeltmek için bir kurgu yapmıştı. Marx, ölmeden önce yaşadığı yere Londra Soho’ya gelmek istiyor, fakat öte dünya bürokrasisi yüzünden New York Soho’ya yollanıyordu. O da Amerika üzerinden günümüz dünyasının, ekonomi-politik eleştirisini yapıyordu.

Oyunun yönetmeni Semih Çelenk ise Marx’ı İstanbul’a getiriyor. Çelenk, öte dünya bürokrasisinin Marx’ın dilekçesini yanlış anlayarak, onu Beyoğlu’ndaki Soho adlı bir eğlence kulübüne göndermesini, uyarlamasının çıkış noktası olarak aldığını söylüyor: “Marx bugünün Türkiye’sinden ekonomi politiğe, işsizliğe, yoksulluğa, küreselleşmeye bakıyor. Kendi ağzından kendi güncellemesini İstanbul’da, İstiklal Caddesi’nde kalabalığa oynayarak yapıyor.”

Oyunda Karl Marx rolünü üstlenen Hamit Demir ise Marx gibi tarihsel bir kişiliği, hem kendi gerçekliğiyle hem de bir fantastik hikâyenin kahramanı olarak Türkiye’de canlandırmanın birçok zorluğu bir arada barındırdığını söylüyor:

“Bu rol, sadece tarihsel bir kişilik olsaydı oynaması daha kolay olurdu hiç kuşkusuz. Ama, hem kendi gerçekliğinde ve hem de bir fantastik hikâye içinde varsayımsal bir rol kişisi olarak düşünüyoruz. Bu zor bir iş. Üstelik bunu, bir de parodiye kaçmadan ciddi bir mizah içinde başarabilmek gerekiyor.”

Marx İstanbul’da

Yazan: Howard Zinn
Uyarlayan ve Yöneten: Semih Çelenk
Oynayan: Hamit Demir
Özgün Metin Çevirisi: Özüm Özgülgen (Marx in Soho)
Danışman: Prof. Dr. İzzettin Önder
Sahne Tasarımı: Cemre Gülveren
Işık Tasarımı: Emrah Sürücü
Fotoğraflar ve Afiş: Dilek Keleş
Grafitti Tasarım ve Uygulama: Tunç Dindaş
Yönetmen Yardımcıları: Reyhan Yücel- Ali Dündar
Yapım Koordinatörü: Dilek Keleş
Yapım Ekibi: Hale Üstün-Meryem Ateş

TÜRK DİL BAYRAMI – (26 EYLÜL 1932)

Türk Dil Bayramı nedir, önemi ne?

Türk Dil Bayramı, Türk Dili Kurultayı’nın açılış günü olan 26 Eylül 1932 tarihinden bu yana kutlanıyor. Kökenleri tarihin çok eski dönemlerine uzanan dilimizin için kabul edilen Türk Dil Bayramı’nın bu yıl 87. yılını kutluyoruz. Peki Türk Dil Bayramı nedir, önemi ne?
 

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği üzerine dil işlerini yürütecek bir oluşumun kurulmasına karar verilmesi ile birlikte ilk kez 12 Temmuz 1932 tarihinde Türk Dil Kurumu kurumu kuruldu. Sonrasında ise düzenlenen Türk Dili Kurultayı ise 26 Eylül’ü Dil Bayramı ilan etti.

TÜRK DİL BAYRAMI NEDİR?

Türk Dil Kurumu 87 yıl önce, çok sayıda bilim adamı, gazeteci, yazar, devlet adamı ve sanatçı gibi önemli meslek gruplarını topladığı Türk Dili Kurultayı’nda Türkçe’nin önemini vurgulamak için 26 Eylül gününü ‘dil bayramı’ ilan etti.

DİL BAYRAMI TARİHİ

Bir milletin var olabilmesi için dilin en önemli unsur olduğuna inanan Atatürk, 11 Temmuz 1932 tarihinde bir akşam yemeğinde masadakilere dil işlerine yoğunlaşılması gerektiğini söylemesi üzerine Türk Dili Tetkik Cemiyeti adında 12 Temmuz 1932 tarihinde Türk dili ile ilgilenen bir kurum kuruldu.

Samih Rifat, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri İçişleri Bakanlığına giderek başvuruda bulunmasıyla kurulan kurumun adı sonradan Türk Dil Kurumu olarak değiştirildi. Kurumun oluşturulduktan sonra Türk Dil Kurultayı, birçok bilim adamı, gazeteci, yazar, devlet adamı ve sanatçı gibi dönemin önde gelenleri katılır. Türk Dil Kurultaylarının Türk dilinin gelişmesi, özleşmesi, zenginleşmesi konusunda önemli bir yeri vardır.

YAŞAR KEMAL’İN YAZAMADIĞI ROMANI, “ZİLLİ KURT” İLE FİLM OLUYOR

Zilli Kurt

Türk ve dünya edebiyatının en önemli yazarlarından Yaşar Kemal’in yaşamanı yitirdiği için yazamadığı romanını anlatan “Zilli Kurt” belgesel filmin ilk gösterimi Adana Altın Koza Film Festivali’nde yapılacak.
 

Zilli Kurt, Yaşar Kemal’in, babasının camide öldürülmesiyle daha çocuk yaşta Adana’da ırgatlık yapmak zorunda kaldığı günlerde “komünistlik” suçlamasıyla gözaltına alınması ve bu nedenle Çukurova’yı terk etmek zorunda kaldığı dönemi anlatıyor. Ünlü edebiyatçının hedefi son kitabı olarak hayatının bu dönemini yazmaktı. Ancak ömrü yetmedi.

Yönetmenliğini Ecevit Kılıç’ın yaptığı Zilli Kurt, Yaşar Kemal’in yazmak istediği bu kitabın belgesel filmi.

Belgeselde Yaşar Kemal’in, o dönemini anlattığı ve “Boynuma komünistlik zili asarak beni zilli kurt yaptılar” dediği kendisine ait ses ve görüntü kayıtları yer alıyor.

Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle çekilen usta yazarın çocukluğunu Mehmet Güçlü oynuyor. Filmde Ayrıca o döneme tanıklık eden, dostları, yakınları ve birlikte tarlalarda ırgatlık yapan köylüler de usta yazarı anlatıyor.

28 Eylül Cumartesi günü saat 13.00’de Adana Altın Koza Film Festivali’nde ilk kez gösterilecek olan Zilli Kurt, ayrıca Yaşar Kemal’in yazarlık serüvenini aktarıyor, ilk yazılarını yazdığı ve “İnce Mehmed”le taçlandırdığı bir dönemi.

KADER ÇARKINI ÇEVİREN YALNIZLIĞIM

Kader; Kapıda anılar, darmaduman eşyalar, randuman hatıralar…

Çarkını; Çevremde anılar, renkli kasımpatı ışıltılı, nadide çiçeğim ılımlı…

Çeviren; Çember döner durur en mahoş bahar kokar ya, varlığım İstanbul’a rüya gibi dolar, en tatlı bahar nisan yağmurlarıyla başlar…

Yalnızlığım; Yanılan, anılan, nefes alan bu canıma liman olan, ılımlı zambak misali açılıp limanıma varan, ısrarla göğe çıkan gök kuşağı misali ışıltısıyla aydınlatan mağlup bir ben varım…

İşte bu yüzden; Kader çarkım döndükçe, yalnızlığımı anlayan ben kaderime razı geldim…

Kitabımı ilk olarak Şermin Yaşar’ın “Dedemin Bakkalı” adlı kitabını okuyarak başladım. 

Bu kitabın hikâyesine konu olan kahraman benim ismimi taşıyordu. Öncelikle ismimi taşıması ve ardından kitabı bitirir bitirmez duygulanıp ağlamış olmam beni çok etkilemiş ve bu kitabı yazmama vesile olmuştu.

Bu kitabı kaleme almamda ikinci bir etken ise bir gün ablamın televizyon karşısında Japonları ve Korelileri izlemesi ile oldu. Çünkü onlara hayran kalmıştım. Daha sonra ablama şu sözleri söylediğimi anımsıyorum.

“Abla madem biz Korelileri ve Japonları çok sevdik neden onların dillerini de öğrenmeyelim.”

Bu iki küçük hikâye hedefime ulaşmama ve bu kitabı yazmama vesile olmuştur.

“YAZMAK İÇİN YAZMAZ İNSAN YAŞATMAK İÇİN YAZAR”

Kader Çarkını Çeviren Yalnızlığım” otobiyografik nitelikte bir kitap olup, Şebnem’in yaşantısından kesitleri bir araya getiriyor.  

Şebnem Altunkaya Hakkında;

23.07.1993 Yılında Artvin’in Hopa ilçesinde doğdu. Doğduktan 40 gün sonra hayat mücadelesi başladı. Zira yapılan tetkiklerde Hidro sefali hastası olduğu tespit edilmiş ve 40 günlükken ameliyat olmuştu. Anne ve babası onu hayata tutunmasını sağlayan kahramanları oldu. Ailesi 1996 Yılında taşındı. Bu nedenle Şebnem ve kardeşlerinin eğitim süreci İstanbul’da başlamış oldu. İlk ve ortaokulu 75. Yıl ilk okulunda okudu. Daha sonra Şöhret Kurşunoğlu Meslek Lisesi’ni bitirdi. Ardından iş hayatına başladı. Halen bir reklam firmasın da çalışmaya devam ediyor. Kitap okumayı, resim çizmeyi ve Japonca dili üzerine çalışmayı çok seviyor. Japon’ya hayalinde yaşattığı bir ülkedir ve Japonya’ ya gitmek hayatındaki en büyük idealidir.

Kader Çarkını Çeviren Yalnızlığım kitabını satın almak için tıklayınız.

(Not: Kitap tanıtım amaçlı olarak basılmış olup, ISBN bandrolü henüz bulunmamaktadır.)