BECKETT’İN DEFALARCA REDDEDİLEN KİTABI ARTIK TÜRKÇEDE

20. yüzyıl edebiyatı ve tiyatrosunda yeni ufuklar açan Samuel Beckett’ın ilk romanı olan “Sıradan Kadınlar Düşü “artık Türkçede.

1932 yılında ve İngilizce yazılan bu kitap uzun süre yayıncılar tarafından reddedildi. Ancak yazar tanındıktan sonra bu sefer kendisi yayınlamayı reddetti. Ölümünden 3 yıl sonra, 1992 yılında ünlü yazarın ilk kitabı yayınlanabildi.

siradan-kadinlar-dusuİrlandalı yazar, Londra’ya giderek ilk kitabının taslağını aralarında Proust hakkındaki yazısını basarak eleştirmenlerin övgüsünü almasını sağlayan Chatto and Windus gibi İngiltere’deki önemli yayınevlerine götürür. Ancak her defasında olumsuz cevap alır. Bu dönemde Beckett yakın arkadaşı şair George Reavey’ye 8 Ekim 1932’de şöyle yazar:

“Roman gitmiyor. Shatton and Windup onu çok kusursuz buldular ama yapamadılar, tek kelimeyle yapamadılar. Hogarth Private Lunatic Asylum da romanı daha sonra Punch’ın yapacağı gibi geri çevirdi. Cape, piposu ve hırkasıyla écoeueré [tiksinti] içindeydi ve sahibi olduğu İskoç teriyer de aynı kanıdaydı. Grayson ya onu kaybetmiştir ya da tuvalet kâğıdı olarak kullanmıştır. Canı cehenneme… Hepsi 66 Curzon Caddesi W.1.’deler.”

Beckett “Godot’yu Beklerken” ’in başarısının ardından gelen ilk yazdığı kitabın yayınlama isteklerini ise reddeder. Yıllar sonra, 1986’da, uzun süredir arkadaşı olan Amerikalı yayıncı Barney Rosset tarafından yayınlanmasını kabul eder.  Ancak “Taslağa geri dönme acısına katlanamayacağını,” belirterek bu projeyi de erteler. Eoin O’Brein, Sıradan Kadınlar Düşü’nü şöyle tanımlar:

“Düş bize, olağanüstü bir aklın gelişmekte olan estetiğinin içine çok değerli, neredeyse arkeolojik içgörüler sunar ve daha sonraki eserlerinin izleyeceği yolu gösterir. Sözgelimi, sanatçının kendisiyle ve sanatla bir kavga içerisine girdiğini görürüz. Düş’ün yazılışından altmış yıl sonra kitabı tanıtırken, bunun pek çok kişi, özellikle de gençlik için çok önemli bir hazine olduğunu biliyoruz çünkü bu kitap mizahın ve duygusallığın aynı zamanda umudun ve müziğin, çokça da müziğin kitabıdır. Düş en az iki düzeyde okunabilir. Okur, müzikal analojiyi sürdürerek sadece melodiyi mırıldanabilir ve ezgi çok çekicidir; ya da becerebilecek kadar akıllıysa eğer, müziği araştırabilir ve yine büyülenmekten kendini alamaz. Düş, aynı zamanda, Samuel Beckett’ın, metne ruh katmak için amacıyla kullandığı renk çağrışımı tekniğini ile rengin de kitabıdır.”

“Sıradan Kadınlar Düşü”, Üzüntü, Muz Kabuğu ve J.D. Salinger eserlerini de dilimize kazandıran başarılı ve titiz çevirmen Hülda Öklem Süloş tarafından Türkçeye çevrildi.

Yorum Yapmasam Olmaz :)