BERNHARD’IN NİHİLİST EVRENİNDE

Thomas Bernhard okuru, kitaba istediği yerden başlayabilir, istediği sayfaları yer değiştirebilir çünkü öykü yine de aynı kalır.



Thomas Bernhard Avrupa’nın önde gelen nihilist romancılarındandır. Yaşamdan sınırsızca tiksinen, bir an bile iyi vakit geçiremeyen, yaşamları boyunca yenilgiye uğrayan, yalıtılan ve sonunda da genellikle intihar eden Bernhard kahramanları ünlü yazara sayısız ödül getirmiştir. Ungenach onun ilk dönem çalışmalarındandır fakat Bernhard poetikasının tipik özelliklerini taşır.

Stanford Üniversitesi’nde akademisyen olan Robert Zoiss, vasisinin ölmesi üzerine kendisine miras kalan aile toprağı Ungenach için Avusturya’ya döner. Üvey kardeşi Karl bir yıl önce çözülememiş bir cinayetin kurbanı olduğundan, Ungenach’ın tek varisidir. Robert milyonlarca dolarlık Ungenach mirasından kendisine yalnızca 30 bin dolarlık küçük bir pay ayırmak ve geri kalanı kendisini toplumdan yalıtmış öğretim üyeleri, suçlular ve zihinsel özürlü kişilerden oluşan listesine dağıtmak kararındadır. Yani Ungenach’ı, toplumun dışladığı kesimlere bağışlamak niyetindedir. Bu Robert’in, bilinçaltında Ungenach’ı yok etme planıdır.

Kitabın ilk yarısı, Robert’in noter Moro ile yaptığı görüşmenin Robert tarafından aktarılmasından, ikinci yarısı da üvey kardeşi Karl’ın notlarından meydana gelmektedir. Kitap noterin yaşam üzerine karamsar monologuyla sona erer.

Bernhard’ın kitapları, hem biçem hem de içerik açısından bir başkaldırıdır, geleneksel romanın hiçlenişidir. Romanlarında okuyucu bir şeylerin eksik kaldığı hissine kapılır: Güzel bir öykü yoktur, görkemli bir son yoktur. Romanın geleneksel kuralları olan gelişme örgüsü ile pozitivist bir kurgu Bernhard’da tamamen yok edilir. Paragrafsız yazar ve romanlarını bölümlere ayırmaz. Her türlü sınıflama ve gruplamayı reddeder, usun eşyayı mantıksal kategorilere ayırmasına bilinçli bir karşı çıkışla, yaşamı bir bütün olarak algılar ve bu bütünü okuyucuya sık geri dönüşlerle bir anda verir. Tüm roman aynı anda her yerden başlar ve aslında her yerde de biter. Bu yüzden Bernhard okuru, romana istediği yerden başlayabilir ve istediği sayfaları yer değiştirebilir ve öykü yine de aynı kalır. Yapıtları aniden biter, açık kalırlar, açıktırlar. Bernhard’ın anlattığı öyküleri başkasına anlatamayız: Her anlatı, bizim parçaları bir araya getirme girişimimize direnir.

Bernhard’ın en vurucu biçimsel yeniliklerinden biri, anlatı yöntemi olarak tüm yapıta dağılmış olan tekrarları kullanışıdır. Bernhard’ın metinlerindeki sabır, ifadelerdeki ısrar, tekrarlamalar ve döngüler, anlatılan sürecin ilerletilmesi değil, sürecin kendisine geri dönülmesi üzerine kuruludur. Bu geri dönüşler üç kategoride incelenebilir. Öncelikle Bernhard öz olarak aynı olan öyküyü her bir romanında tekrar tekrar yeniden anlatır. İkinci olarak, bu romanların tümünde her önemli sözcüğü ya da cümleyi bıkıp usanmadan birçok kez tekrar eder. Son olarak öyküleri daima asıl karakterin konuşmalarını aynen aktaran başka şahısların ağzından anlatır. Yani kitabın ana anlatıcısı, asıl karakterin söylediklerini tekrar etmiş olur.

(Ungenach, Thomas Bernhard, Çeviren: Fatih Özgüven,Yapı Kredi Yayınları,2014, 80 sayfa)

Yalın Alpay

*(Bu yazının orijinali 22.12.2014 tarihinde Radikal Kitap’ta yayınlanmıştır.)




Yorum Yapmasam Olmaz :)