BOŞ BİR CADDEDE KARGAŞA

Komadaki Sevgilim

South Park’ ın uzun metraj filminden aklıma kazınan diyaloglardan biri, Kyle’in annesinin  Kanada’yı çocuklarının ahlakını bozmakla suçlaması üzerine, televizyonda karşı karşıya geldiği Kanada’lı yetkiliyle münakaşasında, Kanada’nın savunmasının son cümlesidir:

“Kanada hükümeti Bryan Adams için birkaç defa özür dilemişti!”kyle'nin-annesi

Douglas Coupland ‘ın Kanada’lı olduğunu görünce, filmi izlerken attığım kahkahayı atmadım ama hafif bir sırıtma kendiliğinden belirdi. Bu Kanada’lı işi becermiş sanırım. X- jenerasyonu kültürü için değerli bir figür olarak görülüyor.  Hakkında yazılanlara ve kendi anlattıklarında ikinci olarak dikkatimi çeken tam bir işkolik olması. Her ne kadar, insanın içini karartan işler ile meşgül olmasada, çalışmak  için yanıp tutuşanlara da pek yakın olduğum söylenemez. Önyargılar. Fakat ihtiyaç duyduğun şeyi benimsersin ve şu kocaman dünyada çalışmak kişilerin ihtiyacı değildir.

Douglas-Coupland4

Toplam on dokuz kitabı yayınlanmış Coupland’ ın yazarlık serüveni, anlatılanlara göre şu şekilde başlıyor: Amerika, İtalya ve Japonya’da, heykel ve tasarım üzerine oldukça uzun eğitim alan ( sadece bu konular üzerine değil, işler güçler ve sanat tarihi konularıylada ilgilenmiş.)  Coupland, en nihayetinde Tokyo’da tasarımcı olarak çalışmaya başlıyor. Bir süre sonra, iklim dolayısı ile geliştirdiği deri hastalığı nedeniyle, artık Japonya’da kalamayacağını anlıyor ve Kanada’ya geri dönmeye karar veriyor. Japonya’dan ayrılmadan önce arkadaşına gönderdiği bir posta kartının arkasına yazdıkları, her ne yazdıysa, kartı alan arkadaşının kocası – tabii ki aynı zamanda bir dergi editörüdür kendisi –hoşuna gidiyor ve şöyle diyor: “Hey Doug! Bu muhteşem dostum, neden bizim dergi içinde bir şeyler yazmıyorsun?”  işte böyle, kazara yazarlığa başladım ama şimdi bunu yapabildiğime göre, sanırım yapmaya devam etmeliyim.  Kendisinin konuyla ilgili yorumu da bu şekilde.

Buraya kadar anlatıklarımın hepsini aklınızda tutun, çünkü bu adamın başarısının dayandığı temeller bunlar, Southpark anektodu dışında…   Her şeyden önce, ilgilenip  eğitim aldığı konuların kurduğu cümlelere sindiğini besbelli. Hani neredeyse, senaryodan kitaplaştırılmış gibi, kitabın içinde hazır bir Hollywood filmi var. Burada devreye, “Filme uyarlanması çok zor romanlar.” Klişesi giriyor sanırım. Terminator 2’nin sinema teknolojisinin doruğu olduğu günlerde, Yüzüklerin Efendisi serisi için kullanılırdı. Sonra hemen hemen fantastik edebiyat ve çizgi roman uyarlamasında duymaya başladık. Watchmen, Cloud Atlas vesaire. Çünkü on dokuz kitaptan hiçbirinin filmi yok ve ekrana aktarılan işleri diziler ve kısalarla sınırlı. Okunması  rahat bir yazar. Bunun yanı sıra, harika lafları var Coupland’ın. Az sonra bahsedeceğimiz romanında bulunan bölüm başlıklarının hepsi çok başarılı. Mesela; “Geleceği düşünüyor olman bir şeyler istediğin anlamına gelir.”  Tam slogan olabilecek tarzda, vurucu ve kısa. Tasarım, bilgisayarlar ve hayatının geçtiği metropolleri düşününce, Coupland’ın, sokaklarda koştura koştura oynayabilmiş son jenerasyondan sonra gelen jenerasyonların en becerikli anlatıcısı, kendisi istemese bile, sözcüsü sayılmasına şaşmamak gerek.

komadaki-sevgilim

Aslen, büyük sükse yapan ilk kitabı “X Kuşağı” ‘nı okumayı düşünürken, koşullar şimdi bahsedeceğim “Komadaki Sevgilim Douglas Coupland ile tanışmamızın vesilesi yaptı. 1998 model Coupland romanında, soğuk karakterlerle fantastik bir yolculuğa çıkıyoruz.  Yedi kişilik bir arkadaş grubunun merkezinde olduğu bu romanın sonu iyi bir yere çıkmıyor. Yani en azından iyi niyetlerle bitiyor. Üç bölümden oluşan ve her bölümünü farklı bir anlatıcı ile takip ettiğimiz romanın ilk bölümü, söz konusu sevgilinin –Karen- komaya girmesi ile başlıyor. Karen’in komaya girmesi ile x-kusagi2diğer altı kişi bambaşka yerlere dağılıyor. Hepsi farklı işlerle meşgul ve dönüp baktıklarında, hayatlarının hiçte geçmişte hayal edip planladıkları, istedikleri şekilde olmadığını gördükleri için biraz buruklar. Hayal kırıklığı içindeler. Ülkemizde, sık sık yaşadığımız, tanık olduğumuz durumlar. İlk bölümün bu kısmında, biz Türk okuyucularına yeni bir şey yok.

İkinci bölümde Karen komadan çıkıyor ve girdiği komanın aslında tam bir koma olmadığı, bir anlamda önlerindeki tatsız gelecekten sakınmak için, iyi saatlerde olsunlar derler buralarda, onlarla işbirliği olduğunu öğreniyoruz ve birden olanlar oluyor! Ne olduğunu iki türlü öğrenebilirsiniz. İnternette biraz dolaşarak veya kitabı okuyarak. Kitabı burada görüp okumaya niyetlenen ikinci şık topluluğu göz önüne alarak ne olduğunu söylemeyeceğim.  Üçüncü bölümde, olan olduktan sonraki yaşamlarına tanık oluyoruz. Ve roman hippileri aratmayacak şekilde, sevgi ve değiştireceğiz! mesajlarıyla son buluyor. Neyi değiştirdikleri ortada.

digitalorcaKomadaki Sevgilim ‘e itiraf etmek gerekirse, çok heyecanlı başlamıştım. Sonra bir şeyler oldu ve bu heyecan dağıldı ama karakterlere küsmeden hikaye bitiyor zaten. Harika bir fikri belli bir yere getirip, aynı değerde bir son ile noktalayamama  baştaki heyecanı yitirmeme neden oldu.

Kısa bir sürede raflarda yerini almak üzere dar alanda, kimyevi yem ve ilaçlarla irileştirilen tavukların izdüşümü gibi görünen, toz mama ve televizyon karşısında büyümüş gençler kuşağının gönülsüz temsilcisi Douglas Coupland ilginç bir adam. Yedi, yirmi dört durmaksızın çalışmak gerektiğini savunmak gibi bazı yamuk yanlarıda olsa, kitapları okunmalı, hayatımıza ayna tutan harika tespitleri ve kendine has bir jargonu var. Yazarlık dışındaki meziyetlerinden heykeltraşlıkta dikkate değer. En azından heykelleri bir araştıp görün derim.  Digital Orca favorim.

(Douglas Coupland, Komadaki Sevgilim. Parantez Yayınları)

Cem TOPUZ

4400th@gmail.com

One Comment

  1. Burjuva says:

    Harika bir anlatım tarzıyla yazılmış bu yazı. Yedi, yirmi dört durmaksızın çalışmak gerektiğini savunmak gibi bazı yamuk yanları da olsa, cümlesi beni güldürdü 🙂

Yorum Yapmasam Olmaz :)