BÜYÜK ANLATILARDAN “KÜÇÜK” DÜNYALARA KAÇIŞ

Vietnam Savaşı’nın Amerika’da yarattığı tepki edebiyata ‘kirli gerçekçilik’ biçiminde yansımıştı. Akımın en önemli isimlerinden, orta sınıftan insanların ‘küçük’ yaşamlarını çarpıcı biçimde aktaran Raymond Carver’ın öykü kitabı ‘Lütfen Sessiz Olur musun, Lütfen?’ nihayet Türkçe’de…

lutfen-sessiz-olur-musun-lutfen

Uzun süredir merakla beklediğim Raymond Carver’in öykü kitabı Lütfen Sessiz Olur musun, Lütfen?‘ Mart 2012’de Can Yayınlarından çıktı.  Bunu, yazarın öbür kitaplarının da izleyeceğini belirtiyor yayınevi;  böylece külliyatı Türkçe olarak öykü severlerin kitaplığında yerini alacak. Ayça Sabuncuoğlu’nun titiz ve özenli çevirisi; Carver, öykülerini sanki Türkçe yazmış gibi bir tat bıraktı bende.

Vietnam Savaşı sonrası Amerikan toplumu kendi gerçekleriyle yüzleşirken bu, edebiyata ve sanata da yansımıştır. 70’li yıllarda edebiyatta ‘Kirli Gerçekçilik’ diye adlandırılan akım da bu yansımanın ürünüdür. Başta Carver olmak üzere, kendilerini belli bir akımın şemsiyesi altında görmekten kaçınan, hatta böyle bir şemsiyeye gerek duymayan yazarlar deyince hemen aklıma Thomas McGuane, Tobias Wolff, Amy Hempel, Frederick Barthelme, Lorrie Moore gelir. Orta sınıfın geçim derdindeki insanların sıradan günlük yaşamları, evlilik kurumu, avarelik, içki ve günlük sıkıntılar öykülerini besleyen kaynaklardır. Büyük anlatılara karşı bir tepkidir bu yöneliş. Savaş yeterince gürültülüdür ve sessizliğe, küçük olanın içindeki büyüye sımsıkı sarılırlar. 

raymond-carver

Carver, bıçkı fabrikasında işçi, alkolik bir baba ile garsonluk ve tezgahtarlık yapan bir annenin oğlu olarak 1938 yılında Oregan, Clatskonie’de dünyaya gelir. 19 yaşındayken 16 yaşındaki Maryann Burk ile evlenir ve hemen o yıl bir çocuğu, ertesi yıl da ikinci çocuğu olur. Carver yirmi yaşındayken, düzenli bir işi olmayan iki çocuk sahibi bir babadır. Ailesini geçindirmek için türlü işlere girip çıkar. Kapıcılık, kuryelik, kütüphane yardımcılığı, hademelik yapar, benzin istasyonunda çalışır. İlk öyküsü 1960 yılında yayımlandığında 22 yaşındadır. Öykülerinin kitaplaşması için 16 yıl beklemesi gerekecektir. İleride babası gibi bıçkı işçisi olup alkol batağına saplanacak ve karısı Maryann’a ithaf ettiği ilk öykü kitabı ‘Lütfen Sessiz Olur musun, Lütfen?’  yayımlandığı sıralarda alkol yüzünden hastaneye kaldırılacaktır. Carver aynı yıl üç kez hastanelik olur ve 1977’de alkolü bırakarak ‘ikinci hayatım’ dediği yeni bir döneme girer. Ancak, 2 Ağustos 1988’de akciğer kanserinden ölür.

BİLDİKLERİMİZE FARKLI BAKIŞ 

1973’te John Cheever ile birlikte Iowa Yazarları Çalışma Grubu’nda öğretmenlik yapar. Her iki yazarın ortak noktaları, alkol bağımlısı ve Çehov hayranı olmalarıdır. Carver’ın kimi öykülerinde Cheever’in etkileri görülür ama Carver otoritelerce daha çok Hemingway ile karşılaştırılır. Ona hayrandır ve eserlerinden çok şey öğrendiğini söyler. Perulu yazar Mario Vargas Llosa’nın  (aralarında iki yaş fark vardır) gençlik döneminde yazdığı ‘Elebaşılar ve Hergeleler’ kitabındaki öykülerin benzer atmosferler oluşturması boşuna değildir.

hemingway-and-faulkner-and-cheever

Llosa da Carver gibi Faulkner’i sever, Hemingway’i taklit ettiğini de açıkça söyler. Şiir yazmayı öyküden daha çok sevdiğini belirten Carver, Hemingway’in tümcelerini şiirsel bulur. Carver’ın kısa cümlelerle kurduğu yalın bir anlatımı vardır. Bütün yalınlığına karşın dili şiirseldir. ‘Tümceler okur üzerinde düş kırıklığı değil, gizem duygusu bırakmalıdır,’ der. Öykülerinde dingin bir müziğin ahengini duyar, o müziğe eşlik eden resim gözünüzün önünde seriliverir. Bütün bunlar güçlü bir matematikle kurgulanmıştır. Carver, doğada, nesnelerde, insan ve hayvanlarda, günlük yaşamın sıradanmış gibi yansıyan yüzünde birçok kişinin baktığı halde göremediklerini görür ve bunları yaratıcı zekasının potasında soyutlayıp yeniden dışa vururken çok bildiklerimizi yepyeni şeylermiş gibi gösterir bize.

 22 ÇARPICI ÖYKÜ 

notos-6-sayı-raymond-carver

Yirmi iki öyküden oluşan kitapta sıradan yaşamların sıkıntılarını, çözümsüzlüklerini, umarsızlıklarını o coğrafyada, onlarla birlikte yaşıyormuşçasına hissettirir. İşsizler, iş arayanlar, işsiz kalma korkusuyla yaşayanlar, kilitlenmiş evlilikler çok küçük, önemsizmiş gibi görünen ayrıntılarla öyküleştirilir.  Yazarın çok sevdiği balık avı da sık sık çıkar karşımıza. Bir yerinden öykünün içine giriverirsiniz. Beklenmedik olaylar, durumlar, şaşırtıcı sonlar yoktur. Tatile çıkarken, kedinin mamasını vermesi; çiçekleri sulaması için dairesinin anahtarını bıraktıkları karşı komşunun evi karıştırması, içkilerini içmesi, iç çamaşırlara varana dek giysileri üzerinde denemesi ustaca öyküleştirilirken (‘Komşular’ öyküsü) ister istemez gerilirsiniz. ‘Jerry, Molly ve Sam’ çok basit bir olay üzerine kurulmuştur ve daha ilk cümlede öyküde sizi nelerin beklediğini söyler yazar: ‘Al’ın gördüğü kadarıyla, tek bir çözüm vardı. Betty ya da çocukların haberi olmadan köpekten kurtulmalıydı. Gece. Bu iş gece yapılmalıydı.’ Neler olacağını az çok tahmin etseniz de yeniden bilmek istersiniz. Her şey çok tanıdıktır ve tüm kalbinizle ‘lanet köpek’ Suzy’nin yanında yer alırsınız. Öykülerin temposu gittikçe artar. ‘İşaretler’ öyküsünde evli çift Wayne ve Caroline ile pahalı bir lokantada akşam yemeği yeriz. Planlanmış bir savurganlıktır bu. Sıra dışı olmasını isterler gecenin, ama bunun için de bir şey yapmazlar. Ama biz yine de geriliriz. Carver okuruna asıl tokadı, kitaba da adını veren ‘Lütfen Sessiz Olur musunuz, Lütfen?’ öyküsünde indirir. Buradaki evli çift Ralph ile Marian’dır ama nedense ‘İşaretler’ deki Wayne ve Caroline’i anımsatırlar.

Carver ile söyleşi yapan Claude Grimal (Notos, sayı 6, çev: Merve Karabulut), ‘Öykülerinizin sonlarındaki bağıntısızlıktan söz edelim. Okurlarınızı düş kırıklığına uğratıyorsunuz,’ der. Yazar da şöyle yanıtlar: ‘Nasıl öyküler yazdığımı bilip bilmediğimi bile bilmiyorum. Yalnızca yazıyorum. Bir programım yok. Bir hikaye gelişmeli, yüksek bir noktaya varmalı gibi açıklamalarda bulunma yeteneğine sahip yazarlar var. Ben kendimi bilmiyorum. Yazabileceğimin en iyisini yazmaya çalışıyorum. Öykü bir şeyleri açığa vurmalı, ama her şeyi değil. Öyküde belli bir gizem olmalı. Hayır, okuyucuyu düş kırıklığına uğratmak istemiyorum, ancak bir beklenti yarattığım ve bu beklentiyi karşılamadığım da bir gerçek.’

İşte, yarattığı beklentiyi karşılamak da okura düşüyor.

(Lütfen Sessiz Olur musun, Lütfen?, Raymond Carver, Can Yayınları, 256 sayfa)

Cemil KAVUKÇU

cemilkavukcu@hotmail.com 

(Bu yazı 11 Mayıs 2012 Cuma Günü-Aksam.com.tr ve Aksam Gazetesi Kitap Eki’nde yayınlanmıştır.)

 

Yorum Yapmasam Olmaz :)