ÇAMUROĞLU BU KEZ İTALYA’DA

16. yüzyıl İtalya’sında cadılar, kilise, mezhepler ve isyan eden halk arasındaki çatışmalar… Farklı perspektiflerden sürükleyici bir hikaye…

Postmodernizmin temelindeki düşünce, dünyanın her bir insana tek bir biçimde değil, pek çok farklı perspektiften göründüğü ve yeryüzünün aslında birbirini tutmayan düşünceler ve algılayışlar yumağı olduğudur. Postmodernizmin edebiyattaki yankısıysa çok sesli roman olmuştur. Özellikle 19’uncu yüzyılın romanları ile günümüzün romanları arasında yapılacak üstün körü bir karşılaştırma bile, aradan geçen süre zarfında yaşanan kırılmanın ne denli büyük olduğunu gösterir.

dostoyevski-william-faulkner-orhan-pamuk
19’uncu yüzyıl romanlarının tek perspektifli anlatıcısı olan yazar, kendi perspektifini tüm romana yayar, romandaki tüm kahramanların ne yaşadıklarını tüm ayrıntılarına değin bilir, belli bir görüş çerçevesinde aktardığı olayları, tek bir ahlak üzerinden süzer ve kahramanların bütün yaptıklarının yanı sıra, onların iç dünyalarını da kendi yorumuyla okuyuculara sunardı. Tek sesli bu monoton, ahlakçı ve didaktik romana en keskin devrimi getiren romancı yine bir 19’uncu yüzyıl romancısı olan Dostoyevski olmuştur. Romana çok seslilik girmiş, her karakterin farklı bakış açısı, yazarın taraf tutmayan kaleminden sonuna değin savunulmaya başlanmıştır. Sonraları Faulkner’le birlikte bu devrim biçime de yansımış, her karakterin aynı olayları kendi perspektiflerinden anlatmasıyla roman, çatışan perspektiflerin bir metni haline gelmiştir. Bu yeni biçimde artık yazar metninin tek tanrısı değildir ve tüm metin okuyucuyla birlikte inşa edilmektedir. Günümüz dünyasında bu yazım biçiminin en yetkin uygulayıcısı Nobel ödüllü Orhan Pamuk‘tur.

ANLATICISI BOL… 

nazar-reha-camuroglu Reha Çamuroğlu’nun yeni yayınlanan Nazar adlı romanı da çok anlatıcılı ve her anlatıcının kendi perspektifini sunduğu bir kurmaca. 16  yüzyıl İtalya’sında cadılar, kilise, mezhepler ve isyan eden halk arasındaki çatışmaları ele alan Nazar, her bir çatışmacı sınıftan birer temsilciyi konuşturuyor ve herkes kendi perspektifini ortaya koyuyor. Kurmaca konusunun son derece ilginç olmasına karşın, kitap, karakterleri ve olayları yeterince derinlemesine işlemediği için bir romandan çok uzun bir öykünün özelliklerini gösteriyor. Biçimsel olarak çok anlatıcılı olmasına karşın, ‘Nazar’da çok seslilik yer almıyor. Anlatıcılar kendi perspektiflerinden konuşsalar da yazar karakterleri arasında tarafsız durmuyor ve 19’uncu yüzyılın romanlarındaki yazarlar gibi, belli bir ahlaki süzgeç kullanmaktan, didaktiklikten kaçınmıyor. Bununla birlikte son derece kolay ve zevkle okunan, sürükleyici ve ilginç bir yapıt ‘Nazar’...

Yalın Alpay

yalin@yalinalpay.com

(Bu yazı 18 Ocak 2013 Cuma Günü Aksam.com.tr’de ve Akşam Gazetesi Kitap Eki’nde yayınlanmıştır.)

Yorum Yapmasam Olmaz :)