CİN ALİ’LER ADAM OLMAZ

“Bir gün, yeniden peri masallarını okumaya başlamak için yeterli yaşa geleceksin.”

– C. S. Lewis

samataci-suclular-ve-daha-fazlasiBu hafta da sıra dışı bir kitabı konu edineceğiz. İthaki’nin dilimize kazandırdığı Şamatacı Suçlular ve Daha Fazlası, 11 yazarın öykülerinden oluşan bir derleme (önsözü yazan Lemony Snicket’ı da dahil ederseniz 12 elbette). Aralarında Neil Gaiman, Jonathan Safran Foer gibi ülkemiz okurunun da yakından bildiği isimlerin olduğu yazarları içeren öykü toplamasının tam adı ise bir hayli uzun. Kitabın, tam, uzun adı şu şeklide: “Şamatacı Suçlular, Dost Canlısı Olmayan Su Kabarcıkları ve Hakkında Ne Hissettiğinize Bağlı Olarak, Belki de O Kadar da Korkutucu Olmayan Başka Şeyler, Kayıp Bir Ülke, Sahipsiz Cep Telefonları, Gök Yüzünden Gelen Varlıklar, Peru’da Kaybolan Ebeveynler, Lars Farf Adında Bir Adam ve Tam Olarak Bitiremediğimiz Bir Başka Hikâye, Bu Yüzden Belki Bize Yardımcı Olursunuz.”

Hayır, kitabın neredeyse bir paragraf uzunluğundaki bu ismi, öykülerin isimlerinden oluşmuyor, fakat içerikleri hakkında ipuçları taşıyor. Öte yandan yazarlara çizerler de eşlik ediyor ve resimlemeleriyle öykülere ayrı bir zevk katıyorlar (Hatta tamamı çizgi bir öykü de mevcut). Özellikle estetik anlayışını ve renk paletini, hayranı olduğum Tony DiTerlizzi’ye (çizimlerinin, kitaplarının değil) çok benzettiğim Peter de Séve’in illüstrasyonlarıyla karşılaşmak güzel bir sürpriz oldu. Normal kalıpların bir hayli dışında olan öykülerin genel tutumunu tam anlatabilmek için öncelikle kitabın orijinal yayıncısı hakkında bazı bilgileri, birkaç tavsiyeyle paylaşmam gerekiyor.

SIRA DIŞI YAYINCIDAN

Kitabın yayıncısı McSweeney’s, San Francisco merkezli, aynı zamanda süreli yayınları da bulunan bir yayınevi. Yayınladıkları kitaplar, olağanın dışında, farklı, yenilikçi, kendine has bir üslubu barındırıyor. Özellikle “farklılık” donesi, artık öyle noktalara dayanmış durumdaki kendilerine ait bir alt kültürün markası konumuna gelmiş durumdalar. Elbette bir yandan kimi hayal kırıklığı yaratan kitaplarıyla birlikte, “farklı” şeyler sunma gayretinin artık yüzeysel bir “farklı” bowl-of-cherries-ve-fever-chartolma amacına dönüştüğü yönünde eleştirileri üstlerine çekiyorlar. Fakat buna karşın, yayınlamış bulundukları ve yayınlamakta oldukları pek çok, öyle olmak istediği için değil, zaten öyle olduğu için ciddi anlamda “farklı” kitap göz ardı edilemeyecek olduğundan, her alternatif hareketin biriken hayran kitlesiyle karşılaşacağı anti-marka söylevlerden sıyrılabildiklerini söylememiz mümkün. Yayıncıyı daha iyi tanımak adına, özellikle köşedeki kitap tavsiyelerini de önemseyen okur için yayınladıkları kitaplardan, henüz tercümesi bulunmayan, bir anti-kahramanın nasıl yazılması gerektiği yönünde ders olarak okutulabilecek Bill Cotter’ın “Fever Chart” kitabına ve çıktığı zaman bir hayli tartışma yaratan, Millard Kaufman’ın “Bowl of Cherries” kitabına özellikle göz atmanızı tavsiye ederim.

İşte, Şamatacı Suçlular da (kısa adıyla) yayınevine münhasır, bir kalıba sığmayan, sığmamakla kalmayıp çıktığı kabuğu da reddeden bir öykü derlemesi. Bu nedenle pek çok okuyucu kitapla ilgili farklı izlenimlere sahip olacaktır –ki internet aramalarımda kitapla ilgili yapılan birbirinden farklı yorumlar, çoğu okurun kafasının nasıl karışacağına yönelik komik ve eğlenceli doneler barındırıyordu.

KABUĞUNU REDDEDEN ÖYKÜLER

İlk olarak karşılaşacağınız yanlış izlenim, öykülerin çocuklar için yazılmış olduğu yönündedir. Neil Gaiman ve Jon Scieszka’nın (Scieszka’nın reklam metinlerinden kolaj oluşturan öyküsüne özellikle dikkat) öyküleri hariç tutulduğunda, yazılan bütün öykülerin, rahatlıkla bir çocuğun anlayabileceği öyküler olduğu elbette tartışma götürmez. Hatta, öykülerin anlatmak istediği meseleler de tıpkı bir çocuk kitabı gibi oldukça net ve açık durumdalar. samataci-suclular-ve-daha-fazlasi-yazarlariYine bir çocuk öyküsünde karşılaşılabilecek macera ve korku da (elbette zaman zaman Lemony Snicket muziplik derecesine de sıçrayarak) yer alıyor. Naif olaylar pek çok yerde kahkahayı da taşıyor. Fakat gelgelelim kitabın hedef kitlesi çocuklar değil. Peki o halde, yetişkinler mi? Hala çocuk ruhunu taşıyabilen ve iyi bir çocuk öyküsünün sadece çocuğun onu anlamasıyla noktalanmayacağını, aynı zamanda ancak bir çocuğun anlatıyor olabileceği bir hikaye halinde yazılırsa zevkine varılabileceğinin bilincinde, belki çocukluk hayallerine dönmek isteyen yetişkinler mi? İşte bu da ikinci yanılgı. Elbette her iki (yetişkin ve çocuk) okur kitlesini de kavrayacak öyküler bunlar. Ancak asıl okuması gereken kitle, yenilenen ve güncellenen sorunlara, sorunu kökünden, yani çocukluklarına tekrar dönerek, öykülerde çözümlemek isteyen büyümüş çocuklardır. Eski usul çocuk kitapları, çağımızın yetişkinlerine ve yetişkin adayı çocuklarına çözümleme sunma yetilerini artık kaybetmişlerdir. Belki biraz haddimi aşacağım ama çağımızda hala yazılmakta olan pek çok çocuk kitabının da durumu ne yazık ki içler acısı. Yarattığı yetişkinler, işe yaramazlığın ötesine geçmeyen çocuk kitaplarının sorun çözümlemelerini taklit etmek, sonuç olarak ortaya koyduğu yetişkinler kadar işe yaramaz kitaplar ortaya çıkarmaktadır. Yer kısıtlı olduğundan ne yazık ki bu uzun konuyu her iki yönden, tek örnekle, sorularla açıklamaya çalışabileceğim (bunun için eski bir öyküyü -Yalancı Çoban- ve Şamatacı Suçlular’dan bir öyküyü -kitaptaki 2. öykü- seçtim).

Etik ve ahlaki anlamda “yalan” söylemenin gri alanlarda fazla gezindiği, “beyaz” yalan adı altında yetişkinlerin artık toptan bir alışkanlığı reddetmek yerine felsefi ve içtimai alt açıklamalara ihtiyaç duyduğu bir çağdayız. Yetişkinlerin artık bazı durumlarda “yalan”ı olumladığı bir çağda, “yalan”ı toptan reddeden geçmiş dünyanın çocuk öyküleri, geleceğe yönelik sorunları çözümlemede bizlere yardımcı olabilir mi? Yalan, artık bir yetişkin adayı (çocuk) sorunu mudur? Yoksa yeni çocukluk sorunlarımız başka bir yerde midir? Aşırı evham, çocuklarımıza karşı işlediğimiz büyük bir suç olabilir mi? Sevdiğimiz şeyi kaybetme korkusuyla yaptığımız şeyler, birbirimize karşı işlediğimiz bir suç sayılabilir mi? Her şeyin yanlış gitmeye başladığı yer belki burasıdır. Belki de eski masallarımızla çözemeyeceğimiz, çağımızın çocuk sorunlarından biri budur… Bu noktada sözü, düşünmeyi ve gerisini keşfetmeyi sizlere bırakıyorum…

Haftaya görüşmek dileğiyle…

(Şamatacı Suçlular ve Daha Fazlası, Derleme, İthaki Yayınları, sf:207)

M. Salih Kurt

mustafa.salih.kurt@gmail.com

Yorum Yapmasam Olmaz :)