DELİREN BİR ADAMIN GÜNLÜĞÜ

gogol-bir-delinin-hatira-defteriBazen aklı başında olmak ne kadar can sıkıcıysa delilik de o kadar keyifli olabiliyor. Deliyken dünyayı umursamazsınız. Ama eğer aklın hâkimiyeti altına girerseniz, mekanikleşirsiniz. Bunun örneğini görmek isterseniz doğaya bakmanızı tavsiye ederim. Çünkü en mutlu canlılar, kendi doğal akışlarında yaşayan ve akla ihtiyaç duymayanlardır. Arıları düşünün, insan aklının yarattığı hırs ve intikamdan yoksun ama mutlu ve çalışkan yaratıklardır.

Philip K. Dick’in de söylediği gibi, “delirmek bazen gerçekliğe verilebilecek en uygun tepkidir.”  Delilik halini ne de güzel anlatmış Gogol. Gogol’un yazdığı Bir Delinin Hatıra Defteri hikâyesini okuyunca bir delinin gözünden dünyaya baktım.  Bizde derler ya ‘deliyle deli olma’ diye. Hayır efendim, deliyle deli olun siz. Okuyun bu hikâyeyi ve delilik halini keyifle hissedin. Çünkü deli olmadan önce ezilen, aşağılanan, sürekli alaya alınan ve sıradan bir memur olan Aksentin İvanoviç Poprişçin, delirdikten sonra kendini ‘İspanya Kralı’ zanneder.  Hikâyenin sonunda ‘İspanya Kralı’ olmuş bir halde, akıl hastanesine kapatılır. Kral olmaz ama bir süre için en azından kendisini kralmış gibi hisseder. Peki sizce İvanoviç’i adım adım deliliğe götüren şey neydi dersiniz? Tabii ki aşk sevgili okurlar. Sıradan bir devlet memurunun platonik aşkı olan burjuva kızının bir asilzadeyi sevdiğini öğrenmesiyle yıkılması ve hedef değiştiren hayallerinin, soylu bir beyzade, kral olmaya yönelmesidir bu deliliğin sebebi.
bir-delinin-hatira-defteri-gogol
İvanoviç’in ‘İspanya Kralı’ olduğunu anlaması da bir hayli komik! İşte ‘Kralın’ kendi yazdığı günlükten bir paragraf şöyle:
“Bugün bayram var! İspanya kralına kavuşuyor!.. Kral bulundu! Bunu ancak bugün öğrendim: Kral benim! Her şey apaçık… Kendimi buldum, gerçek kimliğime kavuştum… Bir taraftan da şu yedinci dereceden memurluk işinin nereden çıktığını anlamaya çalışıyordum. Ne saçma şey! Benim gibi taht ve saltanat sahibi bir hanedan mensubunu kim memur diye kaydettirmiş? Hımm… Bu mutlaka şube müdürünün işidir!.. Kimliğimi önce bende çok emeği olan Mavra Ana’ya açıkladım. Zavallı ihtiyar karşısında ispanya kralını görünce korkudan neredeyse altına edecekti… Haksız da değildi hani… Cahil kadın, bu güne kadar kral görmemiş ki!.. Derhal hizmetçimi yatıştırdım. Şefkatli bir sesle ve alçak gönüllülükle korkmamasını; bazı günler ayakkabımı iyi fırçalamadığı için kendisine kin tutmadığımı, gelmediği günler için kızmadığımı anlattım.”
 
İvanoviç ‘Kral’ olur da aşık olduğu soylu ve güzel kızı unutur mu hiç! İlan-ı aşk etmek için kızın karşısına çıkmaya cesaret eder  ve müdürün evine gider. Bu arada müdür, kahramanımızın aşık olduğu güzel kızın babasıdır:
“Doğruca Umum Müdürü’nün evine gittim. General evde olmadığı için uşak içeri almak istemedi. Ona öyle bir şey söyledim ki, herif olduğu yerde dondu kaldı… Ben de içeri girdim, Sofi’nin odasına yürüdüm. Kapı açıktı, aynanın karşısında oturuyordu. Beni görünce şaşırdı; yerinden fırladı. Ona doğrudan İspanyol Kralı olduğumu söylemedim. Bir soyluya, bir hanedan mensubuna, kısacası bir krala yakışır üslupla dedim ki:

— Sevgili bayan! Hayalinizde, hatta rüyanızda bile görmediğiniz bir mutluluk sizi bekliyor!.. Düşmanlarınızın bütün oyunlarına rağmen yakında birleşecek ve ömür boyu birbirimizden ayrılmayacağız…”

gogol-bir-delinin-defteri

Oyunlaştırılmış şekliyle sahnelerimizde büyük bir zafer kazanmış olan bu hikâyeyi okuyunca yaşadığı gerçeklerle baş edemeyen bir adamın hayata farklı bir pencereden bakmasına kısaca delirmesine tanık olacaksınız. Hem de gülümseyen bir tanık!

 

( Gogol, Bir Delinin Hatıra Defteri, Çev. Nihal Yalaza Taluy, Varlık Yayınları, s. 101)

 

BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ TÜRKİYE TURNESİNDE!

2 Comments

  1. demet says:

    aslında hepimiz bir deliyizz :)))

  2. Sinem says:

    Kitap bize akıl hastalığı olan birisininde insan olduğu gerçeğini ve onun da birtakım duygulara sahip olabildiğini göstermesi açısından önem taşıyor. Bir kimseyi deli diye yadırgamamalı onlara gerekli ilgi ve alakayı göstermeliyiz bu toplumsal bir vazifedir dolayısıyla bu yazı bir nebze de olsa sosyal bir mesaj taşıyor. Teşekkürler Burcu 🙂

Yorum Yapmasam Olmaz :)