EDEBİYATIN EN İYİ 15 VAMPİRİ VE ROMANI

Edebiyatın En İyi 15 Vampiri ve Romanı

1- Carmilla / Carmilla – Sheridan Le Fanu

carmilla-Sheridan-Le-Fanu

Carmilla , gotik korku edebiyatı türünde ilk vampir romanlarından biri olarak gözümüze çarpar. Öyle ki Bram Stoker’in Dracula’sından tam 26 yıl önce yazılmış ve Bram Stoker’in Dracula’sına da ilham kaynağı olmuştur. 1871 yılında Sheridan Le Fanu tarafından kaleme alınan bu ürkütücü eserde Carmilla, genç bir kız ile esrarengiz bir kadının ilişkisi ele alıyor. Konuk olunan esrarengiz bir malikâne içerisinde dehşetin doruklarına ulaşacağınız bu öykü ile dişi bir vampirin hatta edebiyatın ilk lezbiyen vampirinin karanlık eğilimlerine, aşka olan bakış açısına ve cinsel takıntılarına da tanık bulacaksınız.

fevre-dream-george-r-r-martin

Game Of Thrones (Taht Oyunları) yazarı George R.R. Martin’in kaleminden çıkan 1982 tarihli Fevre Dream adlı eserde; Abner Marsh, Mississippi Nehri’ne yelken açan Fevre Dream adlı buharlı gemisini büyük hayaller ile inşaa eder.

Gemisi ile yarışmalara katılmayı ümit eden Abner, ortağından yeterli desteği alamayınca,  nazik ve yumuşak sesi ile karşısındakini kolayca etkileyen Joshua York ile tanışır.  Joshua York’un gemisine ortak olması ile başlayan süreçte her şey normal giderken tuhaf saatlerde yapılan alışılmadık yeme alışkanlığı söylentilere sebep olur.

Abner hayallerini gerçeğe dönüştüren bir nehir yolcuğuna çıkmasına yardımcı olan vampir Joshua York’un karanlık tarafıyla yüzleşirken dehşet verici olaylara da tanık olacaktır.

Terry-Pratchett_Carpe-Jugulum

1998 yılında yayınlanan ve  Discworld serisinin 23.kitabı olma özelliğini taşıyan Carpe Jugulum adlı eserde yazar Terry Pratchett, vampir edebiyatının gelenekleri sayılan mistik kalıplarla oynarken, herkesin bildiği parlak vatka giyen, kırmızı şarap içen ve öğleye kadar ayakta kalan genç vampirlerin dışına çıkıyor ve ‘vampir’ alt kültürünü yok sayıyor.

Kont Magpyr (Count de Magpyr) ve ailesi, Omnianlı rahip Mighty Oats tarafından yapılacak olan Kraliçe Magrat ve Kral Verence’in kızının vaftiz ve isim verme törenine davet edilir. Törenden sonra verilen partide Kont Magpyr’ın, eşi ve huysuz çocuklarıyla (Vlad ve Lacrimosa) Carpe Jugulum’daki Lancre Kalesi’ni ele geçirme planları yaptığı duyulur. Hipnoz kullanarak herkesi çevresinde toplamasını bilen vampir Kont Magpyr, sadece 3 kişi etkisi altına alamamıştır.  Hikayede işte tam olarak o noktada başlar..

Korku-Agi _Salems-Lot_Stephen-King

Yaşayan en ünlü korku gerilim yazarı Stephen King’in 1975 yılında yayınlanan romanı olan Korku Ağı (Salem’s Lot), yazarın 2. kitabı olmasının yanı sıra ilk vampir romanıdır.

Korku Ağı romanı, bir yazar olan Ben Mears’ın -eşinin ölümünden sonra-, çocukluk yıllarını konu alan ve o günlerden beri ona musallat olmuş korkularıyla yüzleşmek amacıyla bir roman yazmak için Lot’a dönmesi ile başlar.

Çocukluğunun korkunç günlerinin geçtiği ev olan Marsten Köşkü’nü bulan yazar Ben Mears, çok geçmeden köşkte yaşayan yeni ve gizemli kiracılarla karşılaşacaktır.

Kısa bir süre sonra kasabada yaşanan kuşkulu olaylar, başlangıçta sıra dışı görünmese de, korkunç bir şekilde öldürülmüş olan bir köpek ve bir çocuğun ortadan kaybolması ile devam eden korku dolu günler aralıksız olarak devam edecektir. İşte o noktada karşımıza çıkan ve insanları dehşete düşüren vampir Kurt Barlow ve tuhaf ailesi ile karşılaşacaksınız.

5- Eli / Gir Kanıma ( Let The Right One In ) – John Ajvide Lindqvist

Let-the-right-one-in-gir-kanima-John-Ajvide-Lindqvist

İsveçli yazar John Ajvide Lindqvist tarafından 2004 yılında kaleme alınan Gir Kanıma (Let The Right One In) adlı vampir romanı, varoluşçu kaygılar taşıyan insanlığın karanlık tarafı olan, sosyal izolasyon, boşanma, alkolizm, okul zorbalığı, pedofili, genital mutilasyon, kendini yaralama ve cinayet gibi ağır tematik meseleler kısmına odaklanmaktadır.

1980’lerin başında Stockholm’de geçen hikaye, arkadaşları tarafından alay konusu olmuş, intikam ateşi ile yanıp tutuşan uysal bir çocuk olan 12 yaşındaki Oskar ile yüzyıllardır sadizimi doruk noktalarında gören bir vampir olan Eli adındaki genç bir kızın arasındaki arkadaşlık ilişkisini konu alıyor.

Zaman zaman şakacı, kaygısız ve gizemli tavırlar sergileyen Eli, arkadaşları tarafından tartaklanan Oskar’ı karşılık vermesi için cesaretlendirirken, ona karşı aşırısı ilgisi olan Hakan’ı da, yaşaması için gerekli kanı temin etmesi için cinayetlere teşvik eder. Ve hikaye bu korkunç olaylar ile devam eder.

2008 yılında beyaz perdeye de uyarlanan Gir Kanıma uluslararası alanda büyük bir başarı elde etti ve 2008 Tribeca Film Festivali’nde “En İyi Kurmaca Film” ödülü, Avrupa Fantastik Film Festivalleri Federasyonu’nun “En İyi Avrupa Yapımı Fantastik Film” ödülü Altın Méliès ve İsveç Film Enstitüsü’nün Guldbagge Ödülleri’nden dördünü de dahil pek çok ödül kazandı.

6- Eric Northman / Bir Güneyli Vampir, Sookie Stackhouse Serisi (The Southern Vampire Mysteries ) – Charlaine Harris

Charlaine Harris’in 2001 yılında yayınlanan ilk kitabı “Gündüz Ölüsü” ile başlayan “Bir Güneyli Vampir Serisi” 2014 yılında yayınlanan son kitabı “Dead But Not Forgotten” ile 15 kitaplık bir seri oluşturuyor.

Seri,  Louisina’nın küçük bir kasabasında, kendi halinde bir bar garsonu olan Sookie Stackhouse’ın bir gün Bill adında uzun boylu yakışıklı bir genç ile tanışmasıyla başlıyor.

İnsanların zihnini okuma gibi özel bir yeteneği olan Sookie’nin Bill’den ve daha sonraki zamanlarda ortaya çıkacak olan Eric Northman’dan etkilenmesinin başlıca nedeni onların zihnindeki hiçbir şeyi duymamasından olacaktır. Fakat Bill ve Eric ‘in zihinlerini okuyamamasının asıl nedeni onların yüzyıllardır yaşayan birer vampir olduğu gerçeğidir.

İlerleyen zamanlarda karizmatik ve soğuk tavırları ile gözleri üzerinde toplayan Eric’in belalısını araştırmaya çıkan Sookie, kendini birdenbire cadılar, vampirler ve kurtadamlar arasında patlak veren tüyler ürpertici bir savaşın ortasında bulacaktır.

True Blood adı ile TV dizisi olarak da uyarlanan seri, 2008 yılında çıkan ilk sezonu ile beraber 7 sezonda tamamlandı ve Eric Northman karakteri Alexander Skarsgård tarafından canlandırıldı.

7- Lestat de Lioncourt / Vampirle Görüşme (Interwiev with the Vampire) – Anne Rice

Anne Rice’in Vampir Günlükleri serisinin ilk kitabı (1976) olan, “Vampirle Görüşme” genç bir gazetecinin gizemli bir kişi olan Louis ile bir odada röportaj yapması ile başlar. Louis öyküsünü anlatmaya başlamadan önce kendisinin 200 yaşına bir vampir olduğu gerçeğini saklamaz. Daha en başından farklı bir boyuta gideceği belli olan bu görüşmede korkunç gerçekler bir bir ortaya çıkar.

Bir süre önce ölmüş olan karısından dolayı hayatı altüst olmuş Louis, sarhoş olduğu bir gecede Lestat’ın onu vampir yapma teklifine karşı çıkamaz ama yaşamak için insanları öldürme fikrine de kendini bir türlü adapte edemez. Bu nedenle bir süre çeşitli hayvanları öldürerek yaşamını devam ettirir.

Louis bir gün kendisi gibi hayatı altüst olan Claudia adlı küçük bir kızla tanışır ve olaylar bu andan itibaren gelişmeye başlar. Artık kendilerinden daha bilge olanları bulma çabası ile yollara düşen ikili, nefretle bağlı oldukları Lestat’ın korkunç ve karanlık yüzüyle de sürekli karşı karşı gelecektir.

1994 yılında Neil Jordan’ın yönetmenliğinde sinemaya da uyarlanan “Vampirle Görüşme”  Tom Cruise, Brad Pitt, Kirsten Dunst ve Antonio Banderas’in üstün performansları ile izleyenlerin de beğenisini toplamıştı.

1973 doğumlu Amerikalı yazar Stephenie Meyer’in 37 farklı dile çevrilen ve dünya çapında 100 milyondan fazla satan serisi olan Alacakaranlık serisinin ilki 2005 yılında Alacakaranlık ile başladı ve 5 kitaplık seri 2010 yılında “Bree Tanner’ın İkinci Hayatı” ile tamamlandı.

Seri, Washington’un Forks kasabasında yaşayan babasının yanına taşınan, genç bir kız olan Isabella “Bella” Swan ile Edward Cullen adlı 109 yaşındaki vampirin aşkını konu alır.

Serinin baş karakterlerinden biri olan olan Bella’yı diğer insanlardan ayıran önemli bir özelliği vardır. Edward tüm insanların zihinlerini okuyabiliyorken, Bella’nın zihnine ulaşamaz. Bu güçlü özellikte Edward’ın Bella’ya olan bağlılığını arttırır.

Edward’ın da içinde  olduğu Cullenlar, insanlar yerine hayvan kanı içerek yaşamlarını sürdüren bir vampir ailesidir. Edward’ın onu diğer vampirlerden ayıran özel bir yeteneği vardır: Birkaç kilometre yarıçapı içerisindeki herkesin zihnini okuyabilir.

Alacakaranlık serisi pek çok ödüle layık görüldü. Şafak Vakti adlı kitap 2009 Galaxy National Book Awards’ta “Yılın Çocuk Kitabı” kategorisinde ödül alırken,  Alacakaranlık serisi 2009 Kids’ Choice Awards’ta “Favori Kitap(lar)” arasında yer buldu.

Summit Entertainment şirketi tarafından Alacakaranlık Efsanesi adıyla bir film serisine dönüştürülen serinin, ilk üç filmi, 2008, 2009 ve 2010’da vizyona girdi. Dördüncü kitabın ise iki ayrı film olarak yayınlanmasına karar verildi. Son kitabın ilk filmi Kasım 2011’de yayınlandı, diğer film ise Kasım 2012’de gösterime girdi.




9- Kaspar Varn / Karanlık Kahraman (The Dark Heroine) – Abigail Gibbs

Abigail Gibbs ‘in 18 yaşındayken yazdığı ilk kitap olan “Dark Heroine, Bir Vampirle Akşam Yemeği” ilk önce bölüm bölüm bir İngiliz Sosyal Okuma Platformu olan Wattpad’ de okuyucuların karşısına çıktı ve kısa sürede 17 milyon kişi tarafından okundu. İngiltere’de yaşayan ve Oxford Üniversitesi’nde okuyan genç yazarın bu başarısı yayınevlerinin de  gözünde kaçmazken, kitabın yayımlanması için yapılan sözleşme Dark Heroine’in popüleritesini 17 farklı dilde yaydı.

Kitap; Londra’daki Trafalgar Meydanı’nın ortasında korkunç bir cinayetle başlar ve 18 yaşındaki Violet tek görgü tanığıdır. Genç bir kız olan Violet katillerden kaçmaya çalışsa da başarısız olur ve gözlerden uzak bir Konağa kaçırılır..Ancak Violeti kaçıranların Vampir oldukları ortaya çıkar.

Vladimir Varn ve Kraliçe Carmen’in 4. oğlu olan Kasper Varn vampirlik tahtının varislerinden biridir. Oldukça çekici olmasının yanı sıra zamparalıkları ile de tanınan Kasper Varn, Violet’i de etkileyecek aralarındaki çekim gücü aşka dönüşecektir. 197 yaşında olduğunu belirten vahşi vampir Kasper Varn ile Violet’in hikayesi sizi de etkileyecek.

10- Kazıklı Voyvoda / Tarihçi (The Historian) – Elizabeth Kostova

ABD’li yazar Elizabeth Kostova’nın 2005 yılında kaleme aldığı “Tarihçi” daha yazım aşamasındayken o kadar çok konuşuldu ki; film hakları kitap daha yayınlanmadan Sony tarafından satın alındı ve kitap ilk kez piyasaya çıktığında da kısa bir süre içerisinde en çok satan kitaplar arasında yer aldı.

Roman, 16 yaşında bir kızın, babasının kütüphanesini karıştırırken bulduğu eski bir kitap ve mektuplar ile başlar. Kitabın ve sayfaları sararmış mektupların içerdiği esrarengiz bilgiler, genç kadını gizemli bir serüvene çıkartırken; annesinin bilinmeyen kaderi ve babası ile beraber yok olduğu düşünülen karanlık sırlar yavaş yavaş gün yüzüne çıkacaktır.

Drakula… Kazıklı Voyvoda efsanesi yüzyıllar sonra tekrar ortaya çıkmıştır. Drakula’nın gerçekten de geçmişten günümüze kadar var olma ihtimali, yüzyıllardır üzerinde düşünülen bu korkunç geçmişi “Tarihçi” ile aydınlatacak.

Genç kadının unutulmaya yüz tutmuş pek çok şifreyi çözmesi, İstanbul’dan Doğu Avrupa’ya kadar uzanan yolculukta iblisin ta kendisi olan Kazıklı Voyvoda – Drakula’yı ensesinde hissetmesine yol açacaktır.

1992 yılında İngiliz yazar Kim Newman tarafından yazılmış olan “Dracula Günlükleri”,  gotik korku, fantastik ve alternatif tarih tarzında yazılmış olan serinin ilk kitabıdır.

Bram Stoker’in Dracula adlı eserinden etkilenen Kim Newman’ın Dracula Günlükleri 1888 yılına geri dönüyor. Kötülüğün simgesi Eflak Prensi Kont Dracula ile 2. evliliğini yapan Kraliçe Victoria, Londra’da vampir soyunun hızla artmasına ön ayak olacaktır.

Bu önemli evlilik, Avrupa’daki bütün vampirlerin İngiltere’ye doluşmasına ve ülkenin elit tabakasının değişmesine yol açacaktır. Birçok insan da bu yeni sınıfa ait olabilmek için vampir olmayı seçecektir.

Whitechapel’ın karanlık arka sokaklarında, “Gümüş Bıçak” ya da “Karındeşen Jack” adı verilen bir katil, vampir kızları yok etmeye başlar. Yüzyıl savaşlarında kendi isteği dışında vampir olmuş olan Geneviève Dieudonné ve insan arkadaşı Charles Beauregard bu olaylar sırasında bir araya gelirler ve sadist Drakula ve Vampir İmparatorluğu’na karşı savaşmaya karar verirler.

Alternatif tarih niteliğindeki bu kitapta Kim Newman, Bram Stoker’in efsaneleşmiş karakterleri olan Kont Dracula, Kraliçe Victoria, Van Helsing, Seward, Mina, Harker’in yanısıra pek çok edebi karaktere de yer veriyor. Bunlar arasında Sherlock Holmes, Mycroft Holmes, Lord Ruthwen, Kont Orlok, Dr.Jekyll, Dr.Moreau, Carmilla ve Müfettiş Lestrade ‘de yer buluyor.

12- Ruth / Ben, Efsane (I Am Legend) – Richard Matheson

Türkiye’de ilk kez 1972 yılında “Hepimiz Vampiriz” adı ile yayınlanan I Am Legend (Ben, Efsane!), Norveç asıllı ABD’li yazar Richard Matheson tarafından 1954 yılında yazıldı.

Kitap; başarılı bir bilim adamı olan Robert Neville’nin insanlığı yok edeceğine inanılan, tehlikeli bir virüs ile mücadelesini konu alır. Tüm dünyayı tehdit eden virüs çok kısa bir zamanda birçok insanın ölümüne sebep olmuş, ancak Robert Neville New York’ta hayatta kalan tek insan olmayı başarmıştır.

Durumu oldukça zor olan Neville evinde kurduğu laboratuvarda üç yılı aşkın bir süredir yaptığı deneylerle virüs bulaşmış insanlara çare olmayı hedeflerken bir yandan da New York caddelerinde dolaşmakta ve yaydığı radyo mesajları ile hayatta kalan insanlara ulaşmaya çalışmaktadır. 

Bu süre içerisinde herhangi bir insana rastlamayan Neville, aslında yalnız değildir ve her hareketi vampirlere benzeyen mutantlar tarafından izlenmektedir. Neville bir gün köpeği Sementa ile çıktığı bir devriyede ölümcül bir tuzağa düşer ve köpeğinin ölümü ile sonlanan bu olay ile artık korunmasız kalmıştır. Bu dönem boyunca kadın bir mutant üzerinde deneyler yapan Neville, kadın mutantın kocası Ruth’u hiç hesaba katmamıştır.  İşte büyük mücadele de bundan sonra başlar.

13-  Nothing / Kayıp Ruhlar (Lost Souls) – Poppy Z. Brite

1967 yılında New Orleans, Louisiana’ da dünyaya gelen Brite, cinsiyet ayrımcılığı / cinsel kimliği hakkında çok şey yazmış ve konuşmuştur. Kendini de bir kadından daha çok eşcinsel bir erkek olarak tanımlayan yazar, 2011 yılı itibariyle testosteron enjeksiyonlarına başlamış ve Melissa Ann Brite olan adını Billy Martin olarak değiştirmiştir.

1992 yılında yayınlanan “Lost Souls” klasik bir vampir romanı olmasının aksine, modern vampir serilerinin başlangıç noktalarından biri olarak tanımlanabilir. Son zamanların romanları gibi, yazar Poppy Z. Brite’nin vampirleri de birçok duyguya sahip, ahlaki değerleri olmayan genç vahşiler olarak karşımıza çıkar.
 
Romandaki tüm kahramanlar her iki cinsiyete karşı cinsel yönelimi olan “Sex & Drugs & Rock’n Roll” tarzında yaşamaktadırlar.
 
Vampirler Molochai, Twig ve Zillah, New Orleans da bir karnaval sırasında uyuşturucu, alkol den sarhoş olmuşken tanıştıkları genç kız olan Jessy ile Christians Barında tahmin edemeyecekleri bir gece yaşarlar. Jessy o geceden sonra hamile kalır ve oğlu Nothing 15 yaşına geldiğinde kendini bulmak için yola koyulacaktır. Nothing, bunca yıldır kendini, evlat edinen ebeveyinlere ait hissetmemiştir, ve hayatı için yeni bir yol arayışına çıkar.
Kasetten çıkan müziğe ve sözlerine içgüdüsel olarak bağlanan Nothing, bilinmeyen bir grup olan “Lost Souls” u aramak için Missing Mil adlı küçük bir kasabaya gider.
 
Oysaki gerçek Babası olan Zillah ve Arkadaşları Molochai ve Twig de yakınlarda bulunmaktadırlar; eski bar sahibi olan yaşlı Vampir Christian da aynı zamanda yeni bir hayatın başlangıcındadır, diğer grup üyeleri Steve ve Ghost ise zor bir dönemden geçmektedirler.

14- Amy Harper Bellafonte / Hiçlikten Gelen Kız Üçleme Serisi – Justin Cronin

Amerikalı yazar Justin Cronin’in kaleme aldığı Hiçlikten Gelen Kız serisi, “Hiçlikten Gelen Kız (The Passage), On İki (The Twelve) ve Aynalar Şehri ( The City Of Mirrors)” üçlemesinden oluşuyor.

2010 yılında yazdığı ilk kitap olan Hiçlikten Gelen Kız ile başlayan seri; ABD ordusunun en önemli gücü olarak nitelendirilen ve bilimsel deneylerle insan ömrünü fazlasıyla uzatacağını düşündükleri NUH Projesi ile şekilleniyor. 12 idam mahkumuna ve 6 yaşında bir kız çocuğu olan Amy Bellafonte’ye enjekte edilen virüs,  kontrol edilemez bir gücü ortaya çıkartır ve kanlı bir savaş sırasında laboratuvardan firar eden denekler vampirlere benzeyen son derece vahşi ve güçlü birer yaratık olarak insanlığı yok etmeye kalkışır.

Kanlı geceden sağ kurtulan Amy, kendi çabaları ile sağ kalmış bir grup insanın kurtuluşu için umut olacaktır.

15- Dracula / Dracula – Bram Stoker

Bram Stoker tarafından 1890 yılında yazılmaya başlanan ve 7 senede tamamlanan kitap, dünyanın en çok bilinen vampiri olan Dracula karakterini yarattı.

Kitap, genç bir hukukçu olan Jonathan Harker’ın Transilvanya’da yaşayan Kont Dracula’nın Londra civarında satın aldığı çeşitli gayrimenkullerin satış işlemlerini tamamlamak için Transilvanya’ya gitmesiyle başlar.

Londra’da insanları korkutan bir takım olayların başlamasının hemen öncesinde Jonathan, Kont Dracula’nın şatosunda dehşet verici keşiflerde bulunmuştur. Şehirde yaşanan ürkütücü olaylara her gün bir yenisi eklenir. Kimsenin olmadığı bir tekne batar, genç bir kadının alnında garip bir işaret belirir ve tımarhanedeki bir deli “Efendi gelecek” diye söylenmeye başlar.

Dracula artık canavarlığını ortaya çıkartmış ancak karşısına da bir grup genç düşman da edinmiştir. Yirmi insan gücüne sahip, kırmızı dudakları ve sivri köpek dişleri ile dehşet saçan vampir Dracula, geceleri avlanırken, gündüzleri de tabutunda uyumaktadır. Ölümsüzlüğü sayesinde çok rahat hareket edebilen vampir, farklı hayvan formlarına girerek de insanların kanını emmektedir. Aynada görünmeme gibi bir özelliği de bulunan Dracula’nın, gündüzleri az da olsa gücü azalma eğilimi gösterse de, en büyük güç kaybını gençlerle girdiği kıyasıya mücadele yaşayacaktır.

Bram Stoker, Dracula adlı eserini yazarken İngiliz gezgin Emily Gerard’ın “Ormanın Ötesindeki Topraklar“ı isimli gezi kitabındaki III. Vlad, Romanya ve Transilvanya hakkındaki notlarından ve Dracula ile vampirler hakkındaki engin bilgilerinden yararlanırken ayrıca Sheridan Le Fanu ‘nın “Carmilla” adlı eserinden de etkilenmiştir.

Bram Stoker’ın devam niteliğinde olan”Dracula’nın Konuğu” isimli bir öyküsü de bulunmaktadır.

Ünlü eser Dracula ayrıca, 1992 yılında Francis Ford Coppola yönetmenliğinde beyaz perdeye de aktarılmıştır.

İki taraf arasındaki güç çatışmasını işleyen ve korku edebiyatının başyapıtlarından biri sayılan Dracula’nın ünü, Bram Stoker ‘in ölümünden sonra gerçekleşse de yüz yılı aşkın süredir aynı ilgiyle okunmaya devam ediyor.

Salih Gümüştaş

Yorum Yapmasam Olmaz :)