EFSANEYE CANAVAR BAKIŞI

İngiliz edebiyatının ilk ürünü ‘Beowulf’taki olayları, bu sefer kahramanımızın öldürmeye geldiği canavarın gözünden izliyoruz.

Gençliği, insanlarla mücadelesi ve Beowulf’un gelişi şeklindeki üç bölüm halinde…

Konumuz, John Gardner’ın kitabı Grendel. Ama bu efsanevi canavara geçmeden önce, onu öldüren kahramanla ilgilenelim biraz. ‘Beowulf’u ders olarak okuyan çocuklardanım. İngiliz edebiyatı okuyan herkes, bu 3 bin 182 dizelik eskiden kalma şiiri, İngiliz edebiyatının bu ilk ürününü okumaya mahkumdur. Danimarkalılar’ın büyük kahramanı Beowulf, İngilizler’in ve İngiliz edebiyatı okuyan yabancı çocukların başının püsküllü belası olmuştur. Onu okumadıysanız da, ’13th Warrior’ı görmüşsünüzdür belki.

beowulf-and-grendel3

Beowulf, Grendel adlı insan yiyen canavarı öldürmek için ülkesi Geatland’dan (İsveç) Danimarka’ya giden bir savaşçıdır. Sonra, Grendel’in annesi oğlunun intikamını almaya gelince, onu da öldürür. Çok daha sonraysa kendisi, hazine sahibi bir ejderha tarafından öldürülür. İskandinav izleri taşıyan, Danimarka’da geçen, şimdi İngiltere denen yerde yazılmış (çünkü başka hiçbir yerde Eski İngilizce konuşulmuyordu) bir hikaye. Elyazmasının bin yaşında olduğu tahmin ediliyor. Ama şiirin kendisinin birkaç yüzyıl daha eski olduğu söylenir.

Derken ‘Beowulf ‘ bir anda çevremizi sardı, popüler kültürün bir parçası oldu. Önce Nobel sahibi İrlandalı şair Seamus Heaney metnin nefis bir yeni çevirisini yaptı. Üstat Tolkien’e gelince, ‘Beowulf’un edebi değerleri için okunması gerektiğini söyler dururdu hep. 1998’de, kahramanını Joseph Fiennes’in konuştuğu bir TV animasyon filmi yapılmıştı. Derken yukarıda bahsi geçen John McTiernan filmi çekildi. Bir yıl sonra da, Heaney’nin çevirisi geldi. Ardından Kanada filmi ‘Beowulf &Grendel’ gösterime girdi. Sonra Emmy’li yönetmen Scott Wegener’in çektiği ‘Beowulf: Prince of the Geats’ ve Robert Zemeckis’in ‘Polar Express’ tekniğiyle gerçekleştirdiği ‘Beowulf’ geldi. Bir ilk gençlik kabusumuz popüler kültür malzemesi olup çıktı.

13th-warrior-john-mctiernan

Aslında, bütün bu faaliyet içinde bizi en fazla ilgilendireni, ‘Titus’ filminin yönetmeni Julie Taymor’ın sahneye koyduğu opera: ‘Grendel: Transcendence of the Great Big Bad’. Hikayeyi grendel-transcendence-of-the-great-big-badcanavar açısından anlatan ve çok ses getiren bu opera bizi ilgilendiriyor. Çünkü kitabımız ‘Grendel’ de, adından anlaşılacağı gibi, aynı bakış açısını benimsemiş durumda. John Gardner’ın ‘Grendel ‘i öylesine güzel ve dokunaklı ki, hani neredeyse ‘insan”’ demek geliyor insanın içinden. Oysa Grendel’in cinsimize hiç de iyi gözle bakmadığı bir gerçek. Böyle bir tanımlamaya cevabı, bahtsız tanımlayıcıyı paramparça etmek şeklinde olabilirmiş ancak.

YAZARI KADİM DİLLERE HAKİM
Kitaba et-kemik katan bir diğer husus da, yazarı Gardner’in aynı zamanda Ortaçağ edebiyatıyla kadim dillere hakim biri olması. Öte yandan, genç yaşta şöhrete kavuşan Gardner’in, bu efsaneyi ‘öteki’ açıdan almasına şaşmamak gerek. Kendisi, bütün çağdaşlarıyla kapışmış, hem göz kamaştırıp, hem öfkeden çıldırtabilen biriydi. Hiçe saydığı hayatını, 49 yaşında bir motosiklet kazası sonucu noktalamıştı. Erken sona ermiş ama yazarın istediği gibi yaşadığı bir hayat…

Grendel’i önce genç bir canavar olarak, insan uygarlığının dışında, annesiyle bir mağarada yaşarken görüyoruz. Anne pis, sevimsiz bir yaratıktır, ‘Dile dair ne varsa’ unutmuştur ya da belki hiç bilmemiştir. Bir gün genç Grendel, ateş yılanlarının havuzunu keşfeder ve gölde yüzerek öte yanda insanlara ulaşır. İlk keşif gezilerinden birinde de

grendels-mother

bir ağaca takılıp kalır. Ayağı, iki yaşlı ağaç gövdesinin birleştiği yarığa sıkışınca bir boğa ona saldırır. Grendel o anda dünyanın birhiç olduğunu anlar. ‘Var olan sadece benim.’ Derken, önce onun ne olduğunu anlayamayan bir grup insan çıkagelir. Grendel’i şaşırtırlar. Kokuları kendininkinden çok farklıdır ama dilleri onunkine benzer. ‘Bu benim kendi dilimdi ama garip biçimde konuşuluyordu.’ Önce onu domuzla beslemeye kalkar, sonra bağırmasından korkarlar. ‘Hepiniz delisiniz, topunuz hastasınız’ diye bağırır. Neyse ki annesi gelip kurtarır onu.

CAZİP DÜNYA
Ama insanların dünyası Grendel’i cezbeder, güvenli bir mesafeden onların bir kabileden bir feodal sisteme dönüşmelerini izler. Hem yaptıklarına şaşar, hem de anlamsız şiddetlerine öfkelenir. Şölen evlerine seferler düzenleyip öldürür, paralar, kapar onları. Ağaca sıkışıp kaldığında ona balta fırlatan Kral Hrothgar ise asıl hedefidir. Kralı mahvetmeyi aklına koyar. ‘Yavaşça ve zalimce.’

beowulf-and-grendel

İşi asıl kızıştıran ise, çömeziyle birlikte sanatını iyi bilen ozan, Biçim-Verenlerin kralıdır. Meşeyosunu sakallı, ‘rüzgarların ilham verdiği’ bir kral. Şarkısı ahaliyi ağlatır, Grendel’e bile her şeyi sahici ve güzel gösterir. Olup bitenlerin aslını bildiği halde. Hatta bir kez öyle duygulanır ki ‘Merhamet! Barış!’ diye inleyerek yanlarına varır, ‘Dost!’ diye bağırır. Üzerine saldırırlar. O zaman aptallığının farkına varır, ‘Gülünç derecede umutvar’ olduğunu anlar. Gene de iki gece sonra döner. Ozan’ın tiryakisi olmuştur.

Neden konuşacak kimsesi olmadığını düşünüp üzülürken, aklına bir şey gelir. Mağarasında, ‘Biriktirdiği hazinesinin üstüne kapanmış’ korkunç ejderhanın yanına varır. Ejderha, onu beklediğini söyler. Grendel ise ejderhaya, insanları artık korkutmak istemediğinden söz eder (kendisi ejderhadan korkmuştur çünkü). Ara sıra onlardan birini yemek hariç… Ejderha onun Ozan’ı öğrenmek istediğini de anlar. ‘Hayal’, der. Kendisi her şeyi: başlangıcı, şimdiyi ve sonu bilir, oysa insanlar sadece bildiklerini sanır. Ozan ise onlara bir gerçeklik yanılsaması sağlar. Ejderha Grendel’e zamanı ve mekanı anlatır.

john-gardner

grendel-john-gardnerUzun, derin ve felsefi bir konuşmadır. Grendel daha sonra, ‘Hiçbir şey değişmedi, her şey değişti ejderhayı görmüş olmam yüzünden’ diyecektir. Mücadelesini sürdürür, on iki yıllık bir savaşa dönüştürür. Önce karşısına Ecglaf’un oğlu Ungerth çıkar ama çabucak süngüsü düşer. Mevsimler gelir geçer. Hrothgar, rakibi Helming kralı Hygmod ile anlaşır, onun güzel kız kardeşiyle evlenir. Grendel’in şölenevi seferleri sürer, ta ki Beowulf gelene kadar. O kış Biçim-Veren ölür. Grendel sebepsiz bir korkuya kapılır.

John Gardner’ın ‘Grendel’i, sıra dışı bir yazardan şiir gibi bir kitap. Azize Özgüven’in çevirisi de şiir gibi zaten. ‘Grendel’, ‘Beowulf’tan bağrı yanmış olanları da teselli edebilir.

Sevin OKYAY

sevino@gmail.com

( Bu yazı 14 Ocak 2013 Cuma – Aksam.com.tr’de ve Akşam Gazetesi Kitap Eki’nde yayınlanmıştır.)

Yorum Yapmasam Olmaz :)