FAİLİ MEÇHUL PADİŞAH

Tarihin onda dokuzunu egemen yazdırır. Cesaretin varsa sen yazarsın! Tıpkı bir sanat yapıtı gibi! Bir başına belge toplar, tanık dinlersin. Ama boşunadır! O kelle koltukta yazdıkların ya elinden alınıp yok edilir ya da arşivlerin insane geçmez, el değmez rafların birinde toz-ufak olmaya bırakılır
sultan-abdulaziz-vakasi-yilmaz-gruda
Oyuncu ve yazar Yılmaz Gruda, “Sultan Abdülaziz Vak’ası” isimli yeni romanıyla okuyucuyla buluştu. Bilgi Yayınevi’nden çıkan kitapta Sultan Abdülaziz’in intihar mı ettiğini yoksa suikaste kurban gittiğini mi sorgulayan Gruda, kitabının kapağında da belirttiği üzere “çağcıl, hızlı yaşama uygun ancak piyasadaki romanlara karşı-roman” yazdığını belirtiyor. Sultan peki öldü mü öldürüldü mü? Cevabı okuyucuya bırakmak en iyisi.


Yılmaz Gruda’nın bu romanı ilk kitabı değil. Daha evvel yayımlanan “Bir Başka O – Oratoryo”, “Marathon ‘Bir Uzun Koşu’ ”, “Çarmıhtaki Yeni Mehmet”, “Bir Çürümüş Kent Belgeseli” ve “Şu Bizim Tiyatromuz” gibi eserleriyle tanıdığımız Gruda, aynı zamanda Attila İlhan ile beraber şiirde mavi hareketinin öncülerindendir. Türkiye’de ilk kez “Çağdaş Meddah”I sahneye koymuştur. Tiyatro oyunları yazan ve çeviriler de yapan Gruda’nın eserlerinde geleneksel Türk tiyatrosundan izler ve Çehov’dan etkiler görmek mümkündür.
anton-cehov
Romanın konusu belirtildiği üzere Sultan Abdülaziz’in ölümündeki sır perdesini aralamak ve bunu yapan ana karakterlerimiz de Abdülhamid devrinin vakanüvisleri Tarih Efendi ile Kâtip Efendi. Her iki karakter de Abdülaziz devrinde de görevlerini sürdürmüş ve padişahla çalışma imkânı bulmuştur. Hatta kendileri de tarihe padişahın intihar ettiğini yazmışlardır, on dokuz doktordan alınan rapor doğrultusunda… Ancak Abdülhamid döneminde Yıldız Mahkemeleri ile beraber olayın tekrar sorgulanması ve Tarih Efendi’ye araştırması için emir verilmesi ile Tarih Efendi’nin de içine kurt düşer. Tarih gerçekten nasıl yazılır?
 
“Tarihin onda dokuzunu egemen yazdırır. Cesaretin varsa sen yazarsın! Tıpkı bir sanat yapıtı gibi! Bir başına belge toplar, tanık dinlersin. Ama boşunadır! O kelle koltukta yazdıkların ya elinden alınıp yok edilir ya da arşivlerin insana geçmez, el değmez rafların birinde toz-ufak olmaya bırakılır… Üstelik bu egemeni de, ortalıkta dolaşan yöneticiler filan sanırsın!”
sultan-abdulaziz
Yani yazar esas olarak romanda tarihin ele alınışını ve tarih yazımındaki yanlılığı yansıtmakta. Zira Tarih Efendi tarihi yazarken şüphe duymamış ve sorgulamadan eldeki görünür verilerle yetinmiştir. Hem de yanı başında gerçekleşen bir olayda! Halbuki sultanın karakterini bilecek kadar yakınındadır. Sultanın intihar edip etmeyeceğini raporlara rağmen bilebilecek durumdadır.
Yazar, tarihin oluşumuyla ilgili vurgulardan sonra değişimin ve getirilen yeniliklerin yerleşmesinin zorluğunu sultanın ölümü ile beraber sorguluyor. Zira sultanın ölümü ile kimlerin fayda sağlayabileceğini irdeleyerek, sultanın getirdiği yenilikleri tek tek hatırlatıyor. Bu hatırlatmaların peşi sıra Osmanlı’daki yenilikçi padişahlarının, modernleşmeye çalışmaları sebebiyle ölüme gittiğini gözler önüne seriyor ve değişimin daimi zorluklarını anımsatıyor bizlere.
           
Sonuç olarak roman, son dönemde oldukça tartışılan ve dizilere, filmlere ve kitaplara konu olan Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili bir karşı-roman niteliğinde. Yazar, Osmanlı padişahından yola çıkarak esas olarak tarih algımızı ve modernleşmeye, daha ileriye gitme çabasındaki her insanın karşısına çıkan sindirilmenin ölümle sonuçlanmasını, faile meçhule gitmesini anımsatıyor tekrardan.
( Sultan Abdülaziz Vak’ası, Yılmaz Gruda, Bilgi Yayınevi, 167 s.)
 
Deniz ANTEPOĞLU
denizantepoglu@hotmail.com

Yorum Yapmasam Olmaz :)