FELSEFENİN TESELLİSİ

Efendim,

Mektubumu  almışsın, daha mufassalını istemektesin. Seni artık sık sık rahatsız etmek istesemde, iki ay kadar önce yakayı kurtardığım vahşi ortamların süregelen angaryaları ile meşgulüm şimdi de

Belki malumatın yoktur; on senedir kendimi makus bir kurban gibi hissettiğim ticarethane yaşamından yollandım kısa bir süre evvel.  Tabii kendini adi bir mahkum gibi hissettiren bu ortamdan yakayı kurtarınca pek bir sevindim.  Son zamanlarda değerli vaktimi manasızca sömürmekten başka bir işe yaramayan bu ticarethane yaşamından paçayı sıyırmak bana moral vermişti.  Üstelik belli bir süre hayatımı sürdürecek kadar tazminat içinde anlaşmıştık. Gel gör ki iş iş diye kudurmuş, gözleri  dönmüş bu vasıfsız insan müsveddeleri, ticarethanelerin düştüğü halleri bahane ederek, borçları olan sarı liraları ödemeyi ellerinden geldiğince erteleyeceklerini yüzsüz bir biçimde beyan ettiler.  Boyları devrilesiceler bilmezler, mangır benim için pek önemli değildir. Karnımı doyurup, iki kadeh aslan sütü veyahut bir kaç bardak arpa suyumu da içtim mi benden iyisi yoktur. Kendileri ile davalık olduk. Sırtı pek edecek gün gelene kadar eldeki ile idare edeceğim.

Mamafih, bu ticaret işlerinin insan mahluğunu ne hallere soktuğunu gün geçtikçe daha hayretli bir biçimde izlemekteyim. Bu hırs, gözleri kör eder, vucüdü bitirir, yinede devam ederler.  Bak aklıma ne geldi, geçenlerde Jobs efendinin alameti farikası telefonun yeni güncellemesi geldiğini duymuşsundur. İçinde de yeni  bir harita uygulaması. Fakat bu harita çalışmaz! Şimdi Efendim, bu pek garip bir iş değil midir? Neden dersen, be adam  bunun işe yarayanı zaten vardı, şimdi ne oldu da sen bunu iptal ettin, yenisini yapmaya çalışırsın? Faydalı bir şeyi neden yok sayıp, sil baştan var etmeye azim edersin?  Akla uygun mantıklı bir cevabı yok. İşte bu durumu benim kafa almaz Okur. Onlara sorsan, eminim anlatacak bir çok şey bulurlar.
Bu işlerden çokça etkilenmiyorsan ticarethane hayatı  çekilir şeydir. Benim gibi, kendine uygun bir hizaya sokmaya çabalıyorsanda hiç uğraşma, demir zımpara altında inleyen meşe odunu gibi erir gidersin.
Çok mu küfür ettim? Peki, dur faydalı bir yanından bahsedeyim. Hep  fena şeyler çıkmıyor bu ticarethane halkından.  Tüccarlığını, eserini okuduktan sonra öğrendiğim bir adam var: Alain de Botton.  Hani her zaman örnek gösterilen, sevdiği uğraşı işi yapmışlar  tayfasından. Bunlar hep örnek gösterilir lakin bunu nasıl becerdikleride çoğu zaman anlatılmaz: Ya aileden varlıklıdırlar ya da başka bir kolaylık. Neyse, bu  Alain de Botton Efendi refah kaynağı İsviçre memleketinden bir yazar. Nerden, nasıl yazar çıkmış pek malümatım yok.  Bana kalırsa kafası çokça çalıştığı için Harvard Üniversitesinde felsefe tahsili ederken, insancıklara çoğu zaman meydanı ele alan vahşilerin unutturduğu şeyleri, tatlı dille anlatarak, kendi  kendini tüccar yetiştirmiş.

Meseleyi  pek dolaştırdım değil mi ? Bana darılma. Şimdi toparlıyorum. Felsefenin Tesellisi  kitabını aldım okudum.  Zararsız, pek uysal bir kitap.  6 ayrı bölüm halinde tahayyül edilmiş. Her bir bölümde insan mahluğunun yaşamını zindan edebilecek fenalıkların aslında etraftaki etkiler yüzünden fenalık gibi geldiğini anlatmış Botton Efendi. Bunu yaparken de tanınmış feylesofları kullanmış araç olarak.

Halk tarafından itildiğini, dışlandığını, kabul görmediğini mi hissediyorsun? Al sana Sokrates’ın yaşamı  ve düşünceleri! Bu adam demiş, kendi bildiği uğruna gözünü kırpmadan ölüme gitti. Tabii böyle yalın bir biçimde değilde, anlattıkça anlatmış. Ben burada seni haberdar etmek için tek cümle ile anlatmaya çalışıyorum. Bunun gibi, yeterince mangıra sahip olmadığın düşünüyorsun fakat Epikuros böyle dedi,  hüsranı hayale uğradın ama kahrolma, Seneca’ya kulak ver, her işe yetişmen gerekmiyor, yetersizsen Montaigne’de bütün varlığına rağmen vakit vakit kendini yetersiz hissederdi zira kalp kırıklıklarınıda tipsiz Schopenhaurer Efendi kadar bile yaşamamış olabilirsin, ha hayat çok zor diyorsan da, şu bi çare Nietzsche  ne yapsın acaba? diyerek, içimizi rahat tutmamızı sağlık vermiş.

Evvelce zararsız dedim ya bu kitaba, neden bilir misin? Bütün bunları biz zaten anamızın karnından  bilir doğduk  Okur.  Meydanı ele almış vahşiler, unutturdu bunları. Basmakalıp eğitimleri, saçma dizileri, cıvık cemiyet hayatını öve öve, mangır ile gözümüzü korkuta korkuta, bunları unutturdular bize. Bir örnek olun, başınızı kaldırmayın yoksa sırtınızdan sopa eksik olmaz, perişan olursunuz dediler. Berduş olursun dedikçe sömeleştik. Sonra elin Alain de Botton‘u bunun farkına varıp bildiğimiz meseleri, tatlı bir dille baştan bize anlatmaya başladı. Bununla kalmayıp, İngiltere’de bu tarz anlatıları baz alan, bir mekan kurmuş dostları ile beraber. Gelene, katılana belli bir ücret karşılığı el şaklatıyor, laf cambazlığı yapıp, sıkıntısını alıyormuş diye duydum.  Çıkarkende iki kitap, bir tayyör sattı mıydı bu iş tamam. Gerçi müstehak bize Okur!  Koyveren, hemencecik unutmaya hazır olanlarda biz değil miyiz?
Amma kafa ütüledin be Mustafa Cem diyor, ne unuttuğumuzu daha detaylı okumak ve hatırlamak, biraz daha rahatlamak istiyorsan, Felsefenin Tesellisi’ni tavsiye ediyorum sana.
Sana bir havadis daha. Bu Alain Efendi’ninkinden daha samimi, bizden bir şey tecrübe etmek istersen,  Emin Alper’in ilk filmi Tepenin Ardında sinemalarda. Git  onu gör. Dikkate şayan.
Artık bitti. Son söz olarak, yolun bizim oralara Kadıköy’e düşerse, haber et, ineyimde onaltı liraya iki bira içelim. İki çiftte laflarız, kafam dağılır. Lakin mektubun başında bahsettiğim meseleler yüzünden, biralar senden. Sonra bahane istemem.
Soranlara, tanıdıklara, bilhassa Ayşe’ye selamlar.
                                                                                                       Mustafa  Cem
Cem Topuz
cemtopuz@outlook.com

FELSEFENİN TESELLİSİ

Alain de Botton
Sel Yayınları

One Comment

  1. Anonymous says:

    Özlemle beklenen mektup nihayet gelmiş 🙂

    O vahşi ortamların angaryaları her dünya insanının yakasına yapışmış durumda maalesef…

    Son sözü Sokrates baba söylesin:

    Ne pahasına olursa olsun, evlenin. Karınız iyi çıkarsa mutlu olursunuz,yok fena çıkarsa o zaman da filozof olursunuz.

Yorum Yapmasam Olmaz :)