2022/12/07

Fikriye Hanım Kimdir? 

Vasfiye Hanım ve Hüsamettin Bey’in kızı olan Fikriye Hanım (Zeynep Fikriye Özdinçer), 1313/1897’de İstanbul’da dünyaya geldi. Ailesi, 1897 Teselya Savaşı’ndan sonra bölgenin Yunanlıların eline geçmesi ve buradaki Türklerin kıyıma ve göçe tabii tutulmasıyla yurtlarını terk etmişti. Osmanlı’nın Balkan toprakları Yunan işgaline uğrayınca, bölgedeki diğer Türkler gibi Fikriye Hanım’ın ailesi de Yenişehir’deki çiftliklerini bırakarak önce Selanik’e oradan da İstanbul’a göç etmek zorunda kalmıştır. İstanbul’da doğup büyüyen Fikriye Hanım, Fransızca ve Rumca biliyor ud ve piyano çalıyordu.

Fikriye Hanım, İstanbul’da Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın ikinci eşi (Mustafa Kemal’in üvey babası) Ragıp Beyle olan akrabalığı vasıtasıyla Zübeyde Hanımla yakın ilişkiler kurmuş ve o dönemde Mustafa Kemal’i tanımıştır. İstanbul’un işgali döneminde, Zübeyde Hanım ve onun evlatlığı Abdurrahim (Tuncak) Beyle birlikte kalan Fikriye Hanım, Mayıs 1920’de Mustafa Kemal Paşa’nın idam kararını duyunca Ankara’ya gitmek istemiştir. Bir süre bekleyişten sonra Mustafa Kemal Paşa’nın iznini alarak İstanbul’dan Mithat Bey ile beraber 13 Kasım 1920’de Karadeniz Ereğlisi’nden vapurla İnebolu’ya oradan da karayoluyla Kastamonu üzerinden Ankara’ya gelmiştir. Ankara’da önce Mustafa Kemal Paşa’nın İstasyondaki sonra da Çankaya’daki evinde kalmış, Mustafa Kemal Paşa ona bir de piyano almıştır.

Kurtuluş Savaşı’nın Batı Anadolu’da devam ettiği dönemde, rahatsızlığı iyice artan Fikriye Hanım’a verem teşhisi konulmuş ve tedavi olması zorunlu kılınmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın tedavi için Avrupa’ya gönderme önerisini çok istekli olmasa da kabul eden Fikriye Hanım, 1922 baharında Almanya’nın Münih kentindeki Sanatoryum’a yatmıştır. Tedavisi sürerken sağlık durumu Mustafa Kemal Paşa tarafından takip edilmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın Ocak 1923’te Latife Hanım ile evlendiğini öğrenen Fikriye Hanım Münih’teki sanatoryumdan kaçarak Mart 1923’te İstanbul’a gelmiş ve Ankara’ya geçmek istemiştir. Dr. Adnan (Adıvar) Bey’in 6 Mart 1923 tarihli telgrafıyla Fikriye Hanım’ın Ankara’ya gelme isteği iletildiğinde; cevaben Mustafa Kemal’in izni olmadıkça Ankara’ya gelmesine engel olunmasının uygun olacağı bildirilmiştir.

Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek üzere gittiği Çankaya’da Mustafa Kemal’in eşi Latife Hanım’la tanışmış, 30 Mayıs 1924 tarihinde de vefat etmiştir.

Fikriye Hanım’ın ölümü arkasındaki kimi rivayetler;

Ankara’ya ve Çankaya Köşkü’ne gelen Fikriye Hanım sonunda burada yaşanan gerilimli günlerden birinde faytonla Çankaya Köşkü’nden ayrılırken tabancayla intihar etmeye kalkıştı, kimilerine göre de tabancayla öldürülmek istendi ve kaldırıldığı hastanede öldü.

Kılıç Ali bu olay hakkında

“Fayton köşkten ayrılarak yakında bulunan Fuat Bulca’nın köşkü hizasına geldiğinde, Fikriye Hanım, belki de Gazi’ye yahut Latife Hanım’a yöneltmek için çantasında taşıdığı tabancasını çekerek kalbi hizasına ateş eder”

derken, Fikriye’nin yeğeni Abbas Hayri Özdinçer şöyle demiştir:

“Bize anlatıldığına göre halamı faytonu içinde sırtından vurulmuş olarak buluyorlar […] dava açma tehdidine karşı hâkim aynen şöyle diyor: ‘Bu tabir şevkalar hakkınızda hayırlı olmayacak neticeler doğurabilir.'”

Bu olayın Atatürk ile Latife Hanım’ın evliliğini etkilediği ve boşanmada önemli payı olduğu da düşünülmektedir. Şeceresinde ölüm tarihi 30 Mayıs 1924 olarak yazılmıştır, lâkin vurulduğu ya da kendini vurduğu tarih 23 Mayıs olarak bilinir.

Nereye gömüldüğü de kesin olarak bilinmemektedir. Araştırmacı Eriş Ülger, Atatürk’ün yaveri Salih Bozok’un anılarına dayanarak mezar yerinin Kuğulu Park’ta olduğunu söylemektedir. Fikriye Hanım kitabının yazarı Fatih Bayhan ise Fikriye Hanım’ın Ankara’nın Ulus semtindeki – bugün üzerinde bankaların bulunduğu – eski mezarlıkta yatmakta olduğunu belirtmiştir. Can Dündar ise Ankara Etnografya Müzesi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün at üzerinde dev bir heykelinin yükseldiği yere defnedildiğini yazmıştır.

 

KAYNAKÇA

ARAZ, Nezihe, Sen Latife Değil Latifsin, İstanbul 2002.

AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam, III, İstanbul 1999.

BAYHAN, Fatih, Fikriye Hanım, Ankara 2008.

BELLİ, Şemsi, Atatürk’ün Aşk Hayatı, İstanbul 1988.

BELLİ, Şemsi, Fikriye, İstanbul, 1995.

BOZDAĞ, İsmet, Latife ve Fikriye İki Aşk Arasında Atatürk, İstanbul 2006.

KOCATÜRK, Utkan, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Ankara 2007.

TOPUZ, Hıfzı, Gazi ve Fikriye, İstanbul 2003.

VOLKAN, Vamık D., ITZKOWITZ , Norman, Ölümsüz Atatürk, İstanbul 1998.,

 

Fikriye Hanım hakkında yazılmış kitaplar

Gazi ve Fikriye – Hıfzı Topuz

“Beni iki kadın çok sevdi: Biri yanlız ben olduğum için, öteki mevkim için. “Mustafa Kemal’i karşılık beklemeden, yürekten, yalnızca “O” olduğu için seven tek kadın Fikriye… Milli mücadelede her zaman onun yanında olmasa da desteğini hep hissettiren Fikriye…Ne yazık ki Fikriye’nin ,bu içten sevgisi karşılığında elde edebildiği tek şey büyük bir hayal kırıklığı olmuştu….

Fikriye Direksiyon Villası – Sedat Demirsoy

Sonra ayaklarım beni buraya, Direksiyon Villasına getirdi. Ankara’ya ilk geldiğimde paşamla kaldığımız ev, evimiz…

Çankaya’nın Duvaksız Gelini Fikriye – Halil İbrahim Özcan

Yüzyıllık bir karasevda hikâyesi. Her anı adanmışlık dolu; milli mücadeleye ve o mücadelenin başkahramanı Mustafa Kemal’e.

Fikriye; uzak bir akrabanın kızı, bir çocuk onun için. Oysa ilk gördüğü andan beri âşık Fikriye’nin çocuk yüreği. Önceleri ağabey diyor, ama sonra dili varmıyor. O cephedeyken hayaliyle yaşıyor, mektuplar, şiirler yazıyor. Bir gün Mustafa Kemal’i toparlayacak bir kadın eli gerektiğinde gerçekleşiyor düşleri. Adeta koşarak gidiyor Ankara’ya. Boynunda bir kehribar tespihle Çankaya’nın ilk gelini oluyor, “duvaksız gelini”… Yazık ki rüya kısa sürüyor.

Fikriye’deki öyle bir aşk ki ne hastalık dinliyor ne yasak ne de sürgün. En aşılmaz denilen yolları aşıp sonunda yine varıyor Paşa’sına. Ta ki o kanlı güne kadar. Çankaya’nın Duvaksız Gelini aradan geçen bir asra rağmen meçhuliyetini koruyan bir ölümü anlatıyor. Bir milletin gönlünde taht kuran Mustafa Kemal, bugün hâlâ “boynu bükük bir sümbül”ün kırık hatıralarında kanıyor.

Ümmid-i Aşkım Fikriye – S. Eriş Ülger

Fikriye Hanım, Gazi Mustafa Kemal Paşa için bazen bir gerçek bazen bir masaldır. Genellikle masallar hep mutlu sonuçlanır. Ama bu sadece masallarda böyledir. Bir yalnız adam, Çankaya Köşkü’nün o zamanki Ankara’nın bütün güzelliklerini gören balkonundadır. Bir ağustos sabahıdır. Güneş kendine has sükûneti içinde yavaş yavaş doğmaktadır. Bu yalnız adam, derin düşünceler içinde kâğıdı kalemi eline alır. Erkenden kendisini terk edip giden, onarılmaz acılar içinde bırakan, adını unutamadığı bir kadının arkasından yazmaya başlar. Yazdıkları bir şiir değil, bir ağıttır.

Bir hüzün gibi geldi geçti hayalimden, Şikâyetçi olmadı yorgun başımdan, Bambaşka bir lezzetti sunduğu kahve fincanından, Kaybolup gitmesi mümkün değil sızlayan vicdanımdan.

Latife ve Fikriye – İki Aşk Arasında Atatürk – İsmet Bozdağ

Mustafa Kemal Paşa’nın en yakın arkadaşlarından biri ve başyaveri Salih Bozok’un hiçbir yerde yayınlanmamış anıları ve onun gözünden Atatürk’ün özel hayatından bilinmeyen kesitler…
Atatürk’e tapan iki kadın… Fikriye ve Latife Hanımların Atatürk’ün hayatındaki yerleri ve seyirleri… Biri, Kurtuluş Savaşı öncesinden beri onunla olan Fikriye Hanım, diğeri İzmir yangını sebebiyle Paşa’yla tanışan ve yeni bir yangına tutulan Latife Hanım…
Fikriye-Makbule Hanım çatışması… Latife Hanım’dan Atatürk’e gönderilen mektuplar…
Latife Hanım’ın evlilikle değişen mizacı…
Fikriye Hanım’ın Avrupa’dan zamansız dönüşü, Latife Hanım’la tanışması, Çankaya’ya alınmamasıyla birlikte acı intiharı…
Atatürk’ün özel hayatının anlatıldığı ve onun bilmediğimiz yönlerinin çarpıcı bir şekilde dile getirildiği bir kitap…

Fikriye – Şemsi Belli

Atatürk’ün hayatındaki en bilinmeyen, en gizemli kadın… Fikriye… Mustafa Kemal’in hayatındaki yeri, ona olan sevgisi, ölümü arkasındaki sır perdesine dair birçok soru işareti bu kitaptaki belgeler sayesinde cevaplanıyor.

Atatürk’ün Aşk Hayatı – Şemsi Belli

Şemsi Belli’nin “Ağabeyim Mustafa Kemal”den sonra Atatürk üzerine yaptığı ikinci araştırma-inceleme kitabıdır. Kitap dört bölümden oluşmuştur. Bu dört bölümde Atatürk’ün çocukluğundan evliliğine kadar geçen yaşamı, bu yaşamın içinde yer alan ve Mustafa Kemal’i etkileyen kadınlar anlatılmış. Kaynak olarak en başta Makbule Atadan’la yaptığı görüşmenin ses kayıtları ile 15 kitap 12 dergi ve gazete gösterilmiştir.

Fikriye Hanım – Fatih Bayhan

Atatürk’e sırılsıklam aşık bir kadının muhteşem öyküsü
Bir Dönemin Sır Perdelerini Aralayan Kitap!

Yalnız Aşkların, hiç gelmeyen umutların Kadını Fikriye…
Sırları ve hüzünlü öyküsüyle Fikriye Hanım…
Ömrü, aşkı kadar “büyük” olamadı…

* Çankaya’nın ilk First Lady’si Fikriye Hanım, 27 yıllık kısa ömrüne büyük bir aşk ve sırlarla dolu bir yaşamı sığdırdı. Atatürk’e herkes hayran, O aşıktı.
* İlk adı “Zeynep”, herkes O’na Fikriye dediği için gölgede kaldı…
* Savaş yıllarının çocuğuydu. Osmanlı’nın Balkanlardaki gücünü kaybetmesiyle başlayan yolculuk, Selanik’ten İstanbul’a göç, gencecik yaşta kimini verem kimini koleradan kaybettiği aile üyeleri…
* Milli Mücadele’nin en çetin günlerinde Mustafa Kemal’in ütüsüz kıyafet giymemesi için çaba gösteriyordu.
* Almanya’dan hasta yatağından kaçtı, 19 gün süren çetin bir yolculuğu yaşadı ve Ankara’dan “Gelme” mesajını aldı.
* Atatürk’le evlendi mi? Tanıkların dilinden ve yapılan araştırmaların sonuçlarıyla herkesin merak ettiği sorunun yanıtı.
* Bir türlü bulunamayan mezarının yeri neresi? Nihayet mezarının yeri bilinecek mi?
* Öldü mü, öldürüldü mü? İntihar mı etti, yoksa Çankaya’da bir cinayete mi kurban gitti?
* Atatürk’ün resmi nikahlı eşi Latife ile nasıl karşılaştılar, nasıl bir ilişkileri oldu? Birbirleri hakkında ne düşündüler?

Üzerinden neredeyse 84 yıl geçmiş bir hadisenin artık kimseye suç isnat edecek hukuki bir yanı da kalmadığına göre bazı gerçeklerin üzerindeki sis perdelerini aralamak gerekmez mi? İşte bu dizide Cumhuriyet’in hüzünlü “first lady”si Fikriye’nin yaşamının bilinmeyen yönlerini bulacaksınız.

Atatürk’ün Gizli Aşkı Fikriye – Hüseyin Movit

Bu dünyada beni iki kadın çok sevdi. Biri iktidarım, gücüm için, diğeri ise tutkuyla sevdi. Tutkuyla, aşkla, vefa ile seven; hiçbir şey istemeden karşılıksız seven Fikriye’ydi.” Fikriye’nin ölümünden yıllar sonra Mustafa Kemal’in ağzından dökülen sözlerdi bunlar. Bir muammaydı Fikriye Hanım. Kimine göre Çankaya’nın duvaksız gelini, kimine göre Ata’nın alaturka yönü… Kimi “Çankaya’nın First Lady’si” unvanının asıl sahibi olduğunu düşünürken, kimisi Ata için kendisine yardımcı olan, hayranlık duyan bir kadından öteye gitmediğini düşündü. Latife Hanım’a göre ise kendi deyimiyle Mustafa Kemal ile arasını açan “yılan”dı Fikriye. Hakkında pek çok söz söylendi, kitaplar yazıldı, belgeseller hazırlandı. Fakat hiçbiri asıl Fikriye’yi, Ata’nın Fikriyesi’ni anlatmaya yetmedi. Ankara’daki TCDD’de bulunan, eski adı “Direksiyon Binası” olan Atatürk Konutu’na yolunuz düşerse, Fikriye’nin ikamet ettiği odayı gezmenizi tavsiye ederim. Bu odada Fikriye’ye dair birçok ize rastlayabilirsiniz. Fikriye Hanım’ın odasında tek kişilik karyolanın üzerinde kocaman bir posteri dikkati çeker. Siyah beyaz olarak basılmış bu resimde muhteşem gözleri, düzgün hatları, siyah bukle kâkülleri ile hâlâ güzel. “Fikriye Hanım, Selanik 1887 – 30 Mayıs 1924 Yenişehir.” Resmin altında iri harflerle şunlar yazılıdır: “O, uğruna ölünesi adamın uğruna öldü…”

Fikriye Hanım’ın Çok Az Bilinen Fotoğrafları

Yorum Yapmasam Olmaz :)