GERÇEĞE SIKI SIKI SARILMAK

Bundan tam 50 yıl önceydi; siyahların lideri Martin Luther King, Büyük Yürüyüş’ü gerçekleştirdiğinde o unutulmaz ‘Bir hayalim var!’ konuşmasını yapmıştı. Siyahlar, özgürlüklerine giden yolda en büyük desteğiyse edebiyattan bulmuşlardı…

martin-luther-king2

Martin Luther King ve ‘Büyük Yürüyüş’… Edebiyatı derinden etkilemiş bir olayın 50. yıldönümü…

Washington Yürüyüşü veya Büyük Yürüyüş size bir şey çağrıştırmasa da ‘Bir Hayalim Var’ desem eminim ki 28 Ağustos 1963 tarihli nutku hatırlardınız. Rivayet odur ki Martin Luther King’in o gün siyahların hakları için Lincoln Anıtı önüne toplanan yüz binlere mahalia-jacksonyapmayı planladığı konuşma başkaymış; bugün herkesin az buçuk bildiği nutuksa Mahalia Jackson’ın “Onlara hayalinden bahset Martin!” diye bağırmasıyla doğmuş: “Bir hayalim var. Gün gelecek Amerikan halkı ayaklanıp Amerikan rüyasını hayata geçirecek. Bütün insanların eşit yaratıldığını herkes anlayacak. Bir hayalim var. Gün gelecek köle sahiplerinin torunlarıyla kölelerin torunları Georgia’nın kızıl tepelerinde aynı sofrada oturabilecekler. Bir hayalim var, bir gün Mississippi’de, adaletsizliğin ve ırkçılığın kuruttuğu o eyalette bile özgürlük ve adalete kavuşulacak.” 

KING’İN GÖREMEDİĞİ RÜYA 

O gün rüya kabul edilen bu sözlerin büyük ölçüde gerçekleştiğini biliyoruz. Suikasta kurban giden King’in gerçekleştiklerini görecek kadar yaşamadığını da… King’in kendisi kadar cömert olmayan varisleri CBS kanalına açtıkları davayı kazandıklarından, 2038’e kadar telif kapsamına alınan konuşmanın tam metnini koyamıyorum ne yazık ki. İyi tarafından bakacak olursak; King, bu konuşmayı yaptığında siyahların bırakın telif hakkını emeklerinin hakkını almaları dahi güçtü. Bugünse ABD’yi bir siyah yönetiyor.

Özgürlüğe giden yolun taşları kelimelerle döşenir. Önce dil özgürleşmezse insan da özgürleşemez. Haliyle ABD’de siyahlar özgürleşirken edebiyatları da özgürleşir. Okuma yazma bilen siyahların idam cezasına çarptırıldığı günlerden Toni Morrison öznelinde Nobel ödülüne uzanan bir süreç…

AFRİKA’DAN HARLEM’E… 

Yazılı siyah edebiyatı 18. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Dağılmamak için Norton Antolojisini kaynak kullanarak ilerleyecek olursak, o dönemde insandan çok hayvana yakın yaratıklar olarak görülen siyahların bilim veya sanatla ilgilenmeleri düşünülemezdi bile. (David Hume gibi filozoflar ne yazık ki bu görüşü desteklemiştir.) Haliyle ilk edebiyat hareketleri, siyahların beyazlarla eşit olduklarını ispatlama arzularından doğar; beyazlar kadar, hatta daha iyi yazabilirlerse toplumun eşit haklara sahip üyeleri olmayı hak ettiklerini ispatlayacaklarına inanırlar. Ne yazık ki özgürlük savaşçıları bile siyahların ‘edebiyat eseri üretecek’ seviyede olduklarını düşünme eğiliminde değildir. Vatandaş olabilir ama yazar olamazlar.

nat-turnerin-itiraflari18. yüzyıl siyah edebiyatını ‘köle tacirlerine karşı yapılan şahitlikler’ olarak özetleyebiliriz. Okuyucuları sıkan bu içerik neyse ki evrim geçirip ‘özgürlük savaşı’ (1746-1865) edebiyatına dönüşür. Örneğin ‘Nat Turner’ın İtirafları’ beklenmedik ilgi görür halktan. Asılarak ölen Turner’ın köleliği anlattığı yapıtı kötünün de kötüsünü tasvir edenlerdendir oysa.

1865-1919; ‘Siyah Rönesans’. İç savaş. Siyahlara, Kızılderililere ve kadınlara eşit hak tanınmasıyla ilgili tartışmalar… Ama asıl canlanış bundan sonra.

1919-1940; ‘Harlem Rönesansı’… Büyük Göç sonrasında kuzeye giden siyahlardan beslenen New York merkezli edebiyat hareketi insan hakları hareketini besler. İlk ‘siyah tiyatro metinleri’ yazılır, ilk antolojiler hazırlanır. Siyah edebiyatı o güne dek zincirleyen bütün klişelerden kurtulan yeni yazarlar Afrika kültürünün kaybolmaması için de gereken adımları atarlar. Dönemin sloganıysa bugün bile yankılanıyor yapıtlarda: “Nereden Geldiğini Unutma!”

Ve Martin Luther King: ‘Gerçekçilik, Naturalizm, Modernizm’ (1940-60)… Anlatıların gerçeğin tasviri olmaktan çıkıp süslü metinlere dönüşmesi, belagat sanatının gelişmesi, biçimde kırılmalar. Richard Wright, Harlem Rönesansı’nı eleştirdiği 1940 tarihli ‘Native Son’ kitabında “siyah yazarların topluma kabul edilmekle ilgilendiklerini ve bunu yaparak beyazların ekmeğine yağ sürdüklerini” yazar. Ona göre önce hak ve hukuk, sonra sevgi ve barış gelir. 1941’de fabrikalardaki çelik işçilerini anlatan ‘Blood On The Forge’ da bu fikri destekleyen yapıtlardandır. Benzer temaların yükselişiyle ‘siyahlara oy hakkı’ hareketinin doğumunu özdeşleştirebiliriz. On yıl sonra dünya çapında başarı elde eden ilk roman ortaya çıkar: ‘Görünmez Adam’ (Ralph Ellison). 1953’te Ulusal Kitap Ödülü’nü kazanan kitap Time tarafından yüzyılın en önemli yapıtları arasına dahil edilir. Ama Ellison, T. S. Eliot ve Hemingway gibi beyaz yazarlardan etkilendiğini söylediğinde siyahlar tarafından taşa tutulur. “Beni siyah değil insan olarak görün” diye karşılık verir yazar. 1960’larda King ile beraber “siyahları anlatan değil, siyahlara farklı bir geleceğin mümkün olduğunu anlatan” bir edebiyat raflardaki yerini alır. Sınıf mücadelesi de artık yapıtların merkezindedir.

yazili-siyah-edebiyat

1960-1975; ‘Black Art’ edebiyatı… Bir yanda sivil haklar hareketi, King, Kennedy ve Malcolm X suikastları, Black Power kışkırtmaları, Kara Panterler diğer yanda Vietnam Savaşı ve Küba. Amiri Baraka yeni edebiyat simgeleyen şiirini yazar: “Kara Sanat: Öldüren şiirler istiyoruz/ Katil şiirler, vuran şiirler.” Toplum yeni bir kimlik arayışına girmiştir ve kimileri köklerini Afrika’da arasa da yanıtın Amerika’da verilen savaşta yattığına inananlar da vardır.

ALT BAŞLIK OLMAYA SON 

1975’ten sonra ‘siyah edebiyat’, Morrison’ın Nobel’i, August Wilson, Rita Dove ve Yusef Komunyakaa gibi yazarların Pulitzer’i almasıyla artık bir alt başlık olmaktan çıkar. “Amerikan edebiyatı”  başlığı üzerinde beyazlar kadar hak sahibidirler artık. Siyahlar ABD başkanlığına giden yolda, önce edebiyatı zirveye taşımış, ancak ondan sonra  kelimelerin gücünden de yararlanarak bugün geldiği yere gelmiştir. Aksinin mümkün olabileceğini kimse iddia edemez.

Zeynep Heyzen Ateş
heyzen@mail.org

(Bu yazı 16 Ağustos 2013 Cuma – Aksam.com.tr’de ve Akşam Gazetesi Kitap Eki’nde yayınlanmıştır.)

Yorum Yapmasam Olmaz :)