İDEALİZMİN KÂBUSU

“Tamamı delidir, ancak sanrılarını analiz edebilenler feylesof olarak adlandırılır.”

– Ambroce Bierce

Galaksi-Kiyisinda-Geceyarisi-Piknigi2Alternatif kurgular oluşturmada, fanteziyi, bilim kurguyu, felsefeyi harmanlamada, başkalarının eserlerine özenmeden, yeni bir şeyler sunma gayretinde bulunan yazarlar sayıca az da olsa, ülkemizde de mevcuttur. Sırf adı yazar olarak anılsın diye başkalarının kurgularından çalıp çırpmayan, öykünmeyen, tercümanların ortaya çıkardığı çeviri lisanından ziyadesiyle etkilenmiş edebi hiçbir değer taşımayan basit öykülerden uzak durmaya özen gösteren, belki bu nedenle gecesini gündüze katıp depresyondan depresyona koşarak hazırladıkları romanları, kitapları, açıkça ifade etmek gerekir ki ülkedeki edebiyat oyununda ütülürler. Promosyona, reklâma ayıracakları bütçeleri genellikle bulunmaz. Çeşitli yerlerdeki gruplara yaranma gayretleri, oralardan tanıdık edinip de hakkında yazılar yazdırma gayretleri yoktur. Uğraşılarına karşı dürüstlerdir ve bu tür alicengiz oyunları onlara tiksindirici gelir.

İşte bu nedenledir ki kitap okumayan kitap eleştirmenlerinin ve kitap tanıtımı yazarlarının bulunduğu bir ülkede, haklarında yazılmış iki satıra bile rastlanmaz. İnternetten veya sağdan soldan aşıracakları cümleler bulunmamaktadır ne de olsa. Olur da kazayla biri kitabını okursa da kitabı hakkıyla değerlendirebilecek bir donanıma sahip olmadığı gibi, anlatının içindeki kelimelerle veya içeriğindeki donelerle ben birilerini kızdırırım düşüncesiyle pembe kaplı kitaplarına sarılacak ve kitabı ötekileştirerek bir kenara fırlatacaktır. Çünkü bu yazarların kalemleri, pazarlamaya yönelik her türlü pislikten uzaktır. Ajandaları bulunmaz. Öykülerini, sadece kendilerinin anlatabilecekleri şekilde kaleme alırlar. Herkesin anlamasına ve ‘cici’lemesine ihtiyaçları yoktur. Bir şeylerin birilerini rahatsız edeceği düşüncesiyle dillerine ve kalemlerine ket vurmazlar. Bunu dikkat çekmek için de yapmazlar; eğer öykü öyle gerektiriyorsa, küfrünü de erotizmini de sayfalara yayarlar. Hasıraltı edilen bu yazarlar, edebiyatımızın dürüst kalan birkaç unsurundan biridir. Bir bakıma yeraltının çocuklarıdır. Bu nedenle de yazık ki görülmezler, küçük gruplar haricinde değerleri anlaşılmaz. Yanlış anlaşılmasın, bunların hiçbiri onların umurunda da değildir. Yazmaktan zevk alırlar, yazarlar ve bu yüzden yazardırlar.

Bütün bu galeyanımı yeniden alevlendiren yazar, Arman Kal ve bahsedeceğimiz kitabı “ Galaksi Kıyısında GeceLeonora-Carrington5 Yarısı Pikniği ”. İlk kitabı “Kutsal Penis ve İşe Yaramaz Kafatası”nın ardından, ikinci kitabı da 6.45 yayınlarından geliyor. İlk kitabı da bir hayli dikkat çekiciydi ve arayıp da bulamadığımız yeni bir soluğun izlerini taşıyordu. Ancak gerek metnin kısalığı, gerek metin içi bazı sorunlar sebebiyle, biraz yarım bırakılmış bir soluktu. Yeni kitabında, metin içi pek çok sorununun üstünden kalktğını ve kısa bir soluk olmak yerine güçlü bir hırıltı olmayı tercih ettiğini gözlemliyoruz.

Bernard-Réquichot6Roman, yapılabilecek herhangi bir özetlemeyi çok fazla kaldırabilecek sıradan bir kurgu taşımıyor. Ancak yine de “konusu nedir? Yenilir mi? İçilir mi?” diye ısrar edecek okur için ise yazarının ve okurunun affına sığınarak: kaybolan babasının ardından arayışa çıkan ve sürrealin içinde gerçekliğe kavuşan bir adamın öyküsü diyelim. Israrcı okur cevabıyla mutlu mesut sayfayı çevirip başka bir yazıya gide dursun, biz kitaba devam edelim.

Roman, beyaz tavşanı kısmen takip eden bir geleneğin izinde Leonora Carrington’ı masum gösterebilecek, Bernard Réquichot’a ise daha yakın duran, algı sınırları dağılmış, biçimi yitik gerçeküstü bir dünyayı ve içindeki bir o kadar tahrifli karakteri resmeden bir fantezi olarak başlıyor. Dünya, iyi başlayan bir sirk düşünün, çiğnenip tükürülmüş, ölüme terk edilmiş haline benziyor. Ancak bütün gün bir kâbusun size hissettirdiği duygudan silkelenmek isteyip de silkelenemezmişsiniz gibi, bütün düşü gerçeğe gerçekten daha bağlı hislerle hayata geçiriyor. Karakterlerinin ağzından dökülen felsefe kırıntıları, “yalnızlık” ve “soyutlanma” hisleriyle kaynaşıyor. Kâbusun içerisinde mizah da yer yer vuku buluyor. Hayal gücü tehlikeli, eğlenceli ve sayfa üstüne sayfa çevirten sınır

Stanislaw-Lem-VE-Philip-Dick-kolaj

Bir açıdan kitaba yansıyan, sonuna kadar da devam edecek olan fantezi, pikaresk kurguları çağrıştırıyor ve gözlemlediğim kadarıyla, fanteziyle pikareski birbirine yaklaştırabilen en becerikli kalem olduğunu söylemem mümkün. Ancak 105. sayfayla birlikte anlatıya Kant ve Schopenhauer’ın da dâhil olmasıyla romanın anlatısında da bazı değişiklikler meydana geliyor. Roman bilim kurgudan da esintiler taşıyan, Philip Dick’e göz kırpıp, Stanislaw Lem’e dil çıkaran bir yapıya bürünüyor (bilim kurgu ve felsefenin ilişkisine dair konu başka yazının konusudur, o nedenle şimdilik, Douglas R. Hofstadter’ın “The Mind’s I” kitabını tavsiyeyle bir virgül).

Tahminimce yazar bu geçişin sertliğinin kendisi de farkındaydı ve devam eden birkaç sayfada tamamladığı bu geçiş, bu The-Minds-1-Douglas-R-Hofstadternedenle okuru biraz geriye itebiliyor. Yeni bir fanteziyle karşı karşıya iken gerçekleşen bu sert düşüşün bir benzerini yine zannediyorum ki göğsünden çıkarıp atmak zorunda hissettiği 155. sayfadaki bir başka unsurla tekrarlıyor. Anlatıyı toparlaması kısa sürüyor ancak bu durumda daha kıvrak bir mizahın geçişe ve tempoya daha olumlu bir etki yapabileceğine dair şüphelerim var. Felsefe ile daha iç içe, gerçeküstüyle nosyon arasında mekik dokuyarak macerayı sonuna kadar taşıyor. Romanın üslubunda ve kelime tercihlerinde, özel kurgusunu kelimelerin altında ezmeyecek, aksi gerekmedikçe yalın, tasvirlerinde bile sıkmayan bir özen bulunuyor (kitabın adındaki “Gece Yarısı” hatayla birleşik yazılmış, tamamında ufak tefek yazım hataları dışında bir hataya rastlamadığım kitap için talihsiz bir durum). Kitap bitip de dönüp arkanıza baktığınızda, bütün düşünceleri, sanrıları ve düşleriyle olağanüstü, yeni ve heyecan uyandırıcı bir yolculuktan, biraz da yorgun şekilde döndüğünüz hissine kapılıyorsunuz. Türk edebiyatının kazandığı bu yeni ve değerli sesi fark etmeniz dileğiyle…

( Galaksi Kıyısında Geceyarısı Pikniği , Arman Kal, Altıkırkbeş Yayınları, 208 s. )


M. Salih KURT
mustafa.salih.kurt@gmail.com

Yorum Yapmasam Olmaz :)