J. R. R. TOLKIEN’İN GİZLİ HAYATI

tolkien (1)Hobbit,Yüzüklerin Efendisi ve Silmarillion gibi fantastik kurgu eserleriyle tanınan J. R. R. Tolkien milyonlarca hayrana sahip bir yazar. Acaba yazdığı kitapları beğenilerek okunan Tolkien nasıl bir yaşama sahipti?

Tolkien Hobbit’i yazmakla kalmadı, içten içe kendisinin de bir Hobbit olduğuna inandı. Hayranlarından birine “Ben aslında boyutlarım hariç bir Hobbit’im” demişti. Tolkien kendisini şu sözlerle tanımladı:

“Bahçeleri, ağaçları ve traktörlerle sürülmemiş tarlaları severim. Pipo içer, iyi, basit ve dondurulmamış yiyecekleri severim ama Fransız yemeklerinden nefret ederim. Şu yavan çağda süslü yelekler giymeyi sever, hatta göze alırım. Tarladan toplanmış mantara bayılırım. Beni beğenen eleştirmenlerimin bile bezdirici bulduğu çok basit bir espri anlayışım vardır. Mümkün olduğunca geç yatar, geç kalkarım. Fazla seyahat etmem.”

Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi üçlemesi bugüne dek dünyada yüz milyondan fazla sattı. Kitap tüm zamanların en çok satan kurgu eseri oldu. Tolkien’in bu başarısının nedenlerinden biri, kendisini bedenen, zihnen ve ruhen, kendi mitolojisine adama yönündeki sıradışı gönüllüğüydü. Tolkien kendisini kitaplarındaki kurguya öyle bir kaptırmıştı ki otuz beş yılı aşkın süre Orta Dünya ile yattı kalktı.

TOLKİEN VE DİL

tolkien-dil

Hayatının kırk yılını dil çalışmalarıyla geçirecek olan küçük Tolkien’e annesi Latince, Fransızca ve Almanca öğretti. Büyüyen Tolkien daha sonraları kendi isteği ile Yunanca, Orta İngilizce, Eski İngilizce, Eski Norveççe, Gotça, modern ve Orta Çağ Galcesi, Fince, İspanyolca ve İtalyanca öğrendi. Ayrıca Rusça, İsveççe, Danca, Norveççe, Hollandaca ve Lombardiyacayı da fena sayılmayacak kadar biliyordu.

Bu kadar çok dil bilen biri sizce ne yapar? Tolkien’in var olan dillerden bir süre sonra sıkıldığını biliyoruz. Bu durumdan mütevellit kendisi de yeni kurguladı. Evet, Tolkien tam tamına alfabeleriyle birlikte on dört dil uydurdu! Hatta bu işi abartıp kendi uydurduğu dilleri kullanarak günlükler bile tuttu. Bu kurgulanan alfabeler sayesinde ayrıntılı mitolojilerin önü açıldı ve sonunda Orta Dünya Efsanesi doğdu.

Ancak Orta Dünya Efsanesi’nin doğması pek de kolay olmadı. Londra’nın Times gazetesi Yüzüklerin Efendisi’nin bir yayıncılık felaketi olduğunu yazdı. Yayıncının öyküyü üç cilt halinde yayınlamasına Tolkien şiddetle karşı çıktı. Başka bir tartışmada ise Tolkien kitapların birkaç farklı renkte mürekkeple basılmasını talep etti. Bu çekişmelerin neticesinde kitabın basımı ertelendi. Tolkien eseri ile ilgili daha sonra şöyle bir itirafta bulundu:

“Eserim benim kontrolümden çıkmıştı. Bir canavar yaratmıştım. Çocuklar için hayli uygunsuz, muazzam uzun, karmaşık, oldukça kasvetli ve bayağı da örtücü bir fantezi.”

Çocuklar için belki uygun olmayabilir ama Yüzüklerin Efendisi Hollywood için biçilmiş kaftandı: Ancak Tolkien’e kalsa Yüzüklerin Efendisi filmlerini hiç izleyemeyecektik. Çünkü yazar eserlerini filmleştirilemez nitelikte görüyordu.

tolkien

Tüm hayatını hafif kaçık İngiliz filoloji profesörü olarak geçiren Tolkien ve karısı Edith, bugün yazarın çok sevdiği Oxford’un yakınında, tek bir mezarda yan yana yatıyorlar. Mezar taşlarında ise Tolkien’in Orta Dünya fantezilerinden biri için yarattığı kurgusal âşıklar Luthien ve Beren’in isimleri yazıyor.

HİTLER’İN HOBBİT DÜŞMANLIĞI

Hobbit 1945 yılına dek yasaklı kaldı. Bunun nedeni ise Tolkien’in Nazilere yağ çekme konusundaki gönülsüzlüğüydü.1937 yılında Alman yayıncıları Hobbit’i almanca yayınlamayı düşündü. Bu amaçla Almanya’da bir devlet yetkilisi yazarın Ari ırktan olup olmadığını soruşturdu. Tolkien ile devlet yetkilisi arasında geçen karşılıklı ilginç diyalog sırasında yazar:

“Tahminimce bana Yahudi olup olmadığımı soruyorsunuz. Üzülerek söylüyorum ki o yetenekli insanların arasında hiçbir atam yok.” dedi. Bu iğneleyici sözlerden sonra ne olması beklenir ki. Tabii ki Tolkien Alman yetkililerince kara listeye alınır.

C. S. : SENİ SEVİYORUM

lewis_tolkienNarmia Günlükleri ile çığır açan C. S. Lewis ile Tolkien çok yakın arkadaşlardı. Bu süper ikili “Inklings” diye bilinen yazarlar grubunun kurucu üyeleriydi. Grup haftada iki kere buluşur, sigara ve bira eşliğinde üyelerin son eserlerini sesli okurdu.

Lewis ve Tolkien iyi arkadaştılar ancak anlaşamadıkları zamanlar da oluyordu. Tolkien Lewis’e Yüzüklerin Efendisi için yaratmakta olduğu karakteri anlattığında, Lewis bıkkınlıkla “Yine mi lanet olası bir cüce!” diye haykırdı. Tolkien de bu duruma kayıtsız kalamayarak Normia Günlüklerini fena halde sıkıcı bulduğunu söyledi. Bu anlaşmazlıklara rağmen ikilinin nasıl yakın dost olmayı sürdürebildikleri ise tam bir muamma!

KÖTÜ ŞOFÖR TOLKİEN

Otomobillere güvenmeyen Tolkien II. Dünya Savaşı başlarında araba kullanmayı tamamen bıraktı. Araba kullanmayı bırakmasına en çok komşuları sevindi. Çünkü Tolkien, diğer sürücüleri hiç umursamayan, oldukça pervasız bir şofördü. Yazar, Oxford anayolundaki araçlara çarpmasıyla ünlüydü. Trafik canavarı haline gelen Tolkien, trafiğe girerken “Üstlerine bir gitsen, hemen çil yavrusu gibi dağılırlar!” diye bağırarak naralar atardı. Sık sık tek yönlü yollara ters yönden giren yazar o kadar korkutucu bir hale bürünmüş olsa gerek ki sevgili karısı artık onunla arabaya binmeyi bıraktı.

TOLKİEN’DEN HORLAMAYA ÇÖZÜM

Geceleri gürültülü horlama sesleri çıkartarak uyuyan Tolkien sonunda karısı Edith’i bezdirdi. Bu nedenle ikili yeni bir uyku düzeni geliştirdi. Bu düzene göre karısı yatak odasında, Tolkien ise banyoda uyuyacaktı. Olaya iyi tarafından bakmak gerekirse en azından Tolkien için sabahları duş almak daha kolay oldu.

TOLKİEN’İ ÇILDIRTAN HOBBİT KAPAĞI

Tolkien Hobbit’in 1965 tarihli baskısını görünce dehşete düştü. Bir aslan, ikihobbit deve kuşu, ve soğan biçimli meyveleri olan bir ağaçtan ibaret olan bu resmin, kitabın içeriğiyle hiç alakası yoktu. Cinleri tepesine çıkan Tolkien yayıncısına telefon açar ve şunları söyler:

“Kapağın çirkin olduğunu düşünüyorum. Ancak karton kapak baskılarda kapak resminin asıl amacının satışı sağlamak olduğunu biliyorum ve ABD’de neyin daha ilginç bulunacağını benden daha iyi değerlendireceğinizi düşünüyorum. Ama resim konusunda şunu sormadan edemeyeceğim: Hikâyeyle ne ilgisi var? Neresidir bu yer? Neden aslan ve deve kuşu? Ayrıca ön plandaki o soğanımsı şeyler de nedir? Bir türlü aklım almıyor!”

Yayıncının cevabı bir hayli düşündürücüdür:

“İyi de adamın kitabı okuyacak vakti olmadı ki.”

 

Yorum Yapmasam Olmaz :)