KİM BU İLHAN BERK?

İLHAN BERK KİMDİR?

  • İlhan Berk, pek çok kaynağın söylediğine göre 1918 yılında Manisa’da dünyaya geldi.

  • Doğum yılıyla ilgili kesin bilgiye Cemal Süreya sayesinde ulaşıldığı söylenir.

  • Yoksul bir ailenin altıncı ve en küçük çocuğu olarak hayata başladı.
  • Yoksulluk, babasızlık ve deli bir abla: Berk’in çocukluğundaki mutsuzluk dolu tabloyu renklendirirler.
  • Babasının başka bir kadınla evlenip hayatından çıkması ve ablasının yangında ölmesi onda açıkça hissedilen travmalardan bazıları.

  • “Ancak fakir olan iyi şiir yazar/ Nedense mutlu olan yazmaz diyorum.”
(bkz. Kanatlı At –İlhan Berk)

  • Yoksulluk nedeniyle daha çocukken çalışmaya başladı; ilkokula ve ortaokula ara verdi. Yanında çalıştığı dişçinin yardımı ile sonradan okulunu bitirdi.
(bkz. Uzun Bir Adam – İlhan Berk)

  • Ailede okuyan tek çocuk İlhan Berk oldu.
  • İlkokul beşinci sınıfta okul gazetesini çıkarma görevini üstlenince edebiyata olan ilgisini sezdi. Bu uğraş, ortaokul yıllarında da sürdü.

  • İlk şiirini Haziran 1935’de Manisa Halkevi’nin dergisi Yeni Doğuş’ta yayınlattı. Aynı yıl ilk şiir kitabı, Güneşi Yakanların Selamı da peşinden geldi.
  • Dönemin şiir anlayışına özgü bir karamsarlık taşıyordu bu ilk şiirler.
Güneşi Yakanların Selamı
Bir zevk duyulmaz oldu, buranın rüzgârlarından
Hayat soldu bir günün enginlerinde yine.
Selâm! Sonsuzların yorgun gönüllerine
Selâm: Güneşi içeren çocukların diyarından!...

Bir ateş yakalım ki geçmesin hatta bir an
Ve sussun kurtlar, kuşlar bir gök gürültüsüyle;
Bir ateş yakalım ki, tutuşsun gökler bile
Ve Güneş içilsin o gün, kızıl çanaklardan!...

Varsın eskisin sesim kaybetsin ahengini
Geceler kıskanmasın aydınlığa süsünü.
Donatsın sonsuzluklar gibi gurubun rengini
Söylesin ve uzaklar baharın türküsünü...

Neler, neler beklenmez nihayetsiz bir yerden
Güneşi içelim mor şafaklar gecesinden.
Selâm! Sonsuzluklara, hasretli gönüllerden,
Selâm, güneşi, göğü yakanlar bahçesinde!...
-İlhan BERK                       
  • “Sonsuzluk”, “kızıl”, “hülya”, “ateş” en sevdiği sözcüklerdi.
  • Sembolist şiirden esinlenilmiş izlenimi veren imgeler de vardı.
  • Kendi deyişiyle Ahmet Haşim ile Nazım Hikmet arasında gidip gelen bir kitap bu.
  • İlhan Berk Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulu’ndan mezun oldu ve Espiye’de iki yıl ilkokul öğretmenliğinden sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’ne adım attı.
  • Enstitünün Fransızca Bölümü’nden 1944 yılında mezun olan Berk, 1945-1955 yılları arasında Zonguldak, Samsun ve Kırşehir’de ortaokul ve liselerde Fransızca öğretmenliği yaptı.

  • İlhan Berk, Türk şiirinde ‘çok deney yapan, şiire yeni yapılar arayan’ bir şair olarak bilinmeye başlandı.

  • Geleneksel vezinli-kafiyeli tarzdaki ilk şiirlerinden sonra, sürekli bir arayış içinde kalmıştı, ama sonunda kendine has bir şiir dili oluşturarak İkinci Yeni’nin öncülerinden oldu.

  • Berk, 21 yaşında kitaplaştırdığı bu ilk şiirlerinde “hece vezni”ni kullanıyordu ama sanat hayatının ilk evresinde Garip hareketinden de önemli ölçüde etkilendiği görülüyordu.

  • Destansı yönünün ağır bastığı diğer kitaplarını da İstanbul Kitabı (1947), Günaydın Yeryüzü (1952), Türkiye Şarkısı (1953) ve Köroğlu (1955) adıyla yayımladı.

 

  • 1956 yılından itibaren 13 yıl boyunca Ankara’da T.C. Ziraat Bankası’nın Yayın Bürosu’nda çevirmenlik yaptı. Bu süre içinde modern dünya şiirinin iki büyük şairi sayılan Arthur Rimbaud ve Ezra Pound’un şiirlerini çevirerek kitaplaştırdı. 
  • Şairliğinin ilk yıllarında saf şiire ve sembolist poetikaya yakın olmuş, Toplumcu Gerçekçi şiire o denli ilgi göstermemişti.

  • Okul dışında, kütüphanede, Hayat ve Muhit mecmualarını okudu.
Kaldırımlar (Necip Fazıl Kısakürek)

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
  Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
  Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
  Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
  Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
  İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
  Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
  Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
  Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
  Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
  Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
  Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
  Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
  Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
  Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
  Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
  İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
  Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
  Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
  Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
  Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
  Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
  Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
  Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
  Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

II

Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
  Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
  Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
  Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
  Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
  Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
  Onun taşı erimiş, senin kafatasında.

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
  Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
  Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
  Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
  Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
  Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur...
  Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...

III

Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
  Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
  Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
  Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.

Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
  Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
  Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
  Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
  Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
  Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
  Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
  Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...

- Necip Fazıl KISAKÜREK
  • Necip Fazıl’ın “Kaldırımlar”ından etkilendi.

  • Ancak ilkokul yıllarında kendine en yakın bulduğu şair Ahmet Haşim’di.

(bkz. Uzun Bir Adam – İlhan Berk)

  • İlhan Berk’e göre Ahmet Haşim, modern Türk edebiyatında mantık zincirini kıran ilk şair;

“Beni en çok etkileyen Ahmet Haşim olmuştur. Ahmet Haşim’in hayal dünyası beni çocuk yaşımda, daha ortaokul sıralarında etkilemişti. Benim şiir yazmaya başladığım dönemlerde Ahmet Muhip, Cahit Sıtkı önde geliyorlardı. Ama ben Nazım’ın yanında mesela Necip Fazıl’ı yeğlemişimdir. Ben Nazım’ın şiirinden daha çok Necip Fazıl’ın şiirine daha açık kaldım. Ahmet Haşim’den sonra beni en çok ilgilendiren Necip Fazıl, Dıranas biraz da Tarancı oldu.”

(bkz. Kanatlı At – İlhan Berk)

 

  • Berk bu ilk etkilerden sonra yön değiştirdi; 1947’de yayımlanan İstanbul Kitabıyla dünyaya açıldı ve Toplumcu Gerçekçiler’in poetikasının izini sürmeye başladı.

  • Bu eserdeki şiirlerden bir bölümünü Ses Dergisine gönderdi.
  • Dergiyi çıkaran Abidin Dino ile tanıştı.
  • Bu arada Behice Boran, Niyazi Berkes ve Pertev Naili Boratav’ın çıkardığı Adımlar Mecmuası’nda yazmayı da sürdürdü.

  • Berk, artık sol çevre içinde yer alıyordu. Bu dönemde Marksist ideoloji ile tanıştı ve şiirde Nazım’ın etkisi altına girdi.

Cemal Süreya, Rıfat Ilgaz, İbrahim Sadri, Metin Eloğlu, Can Yücel, Yaşar Kemal, Edip Cansever, Tomris Uyar, Melih Cevdet Anday, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Turgut Ayhan, Nilgün Marmara, Salâh Birsel, İlhan Berk

  • Ses, Yığın, Yeryüzü, Kaynak gibi dergilerde yazdı.

  • Kül adlı kitabıyla 1979 yılında Türk Dil Kurumu ve İstanbul Kitabı ile de 1980 yılında Behçet Necatigil Şiir Ödüllerini kazanan İlhan Berk, ayrıca Deniz Eskisi şiiri ile 1983 yılında Yedi Tepe Şiir Armağanı ve Güzel Irmak adlı eseri ile de 1988 yılında Sedat Simavi Edebiyat ödüllerine layık görüldü.
  • İlerleyen yıllarda Güneşi Yakanların Selamı, İstanbul Kitabı, Günaydın Yeryüzü, Türkiye Şarkısı ve Köroğlu adlarını taşıyan eserlerini “Marksist, komünist bakış açısıyla hep birlikte tepilen bir yolun şiirleriydi” diyerek reddedecekti.
  • İlhan Berk 28 Ağustos 2008’de 90 yaşında Bodrum’da hayatını kaybetti.
  • İlhan Berk adına her yıl Bodrum’da düzenlenen anma sergilerinden kareler;

  

İlhan Berk’in az bilinen fotoğrafları

  

İlhan Berk’in Yapıtları

Güneşi Yakanların Selamı (1935)

Ne Böyle Sevdalar Gördüm Ne Böyle Ayrılıklar

Istanbul (1947)

Günaydın Yeryüzü (1952)

Türkiye Şarkısı (1953)

Köroğlu (1955)

Galile Denizi (1958)

Çivi Yazısı (1960)

Otağ (1961)

Mısırkalyoniğne (1962)

Âşıkane (1968)

Taşbaskısı (1975)

Şenlikname (1972)

Atlas (1976)

Kül (1978)

İstanbul Kitabı (1980)

Kitaplar Kitabı (1981) (Seçilmiş Şiirler)

Deniz Eskisi (1982) (Şiirin Gizli Tarihi’ni de içerir.)

Delta ve Çocuk (1984)

Galata (1985)

Güzel Irmak (1988)

Pera (1990)

Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum (1993)

Avluya Düşen Gölge (1996)

Şeyler Kitabı Ev (1997)

Çok Yaşasın Sayılar (1999)

Tümceler Geliyorum (2008)

Şiirleri

1919
Anlatılır Gibi Değil Yası Çiçeklerin
Âşıkane
Aşk
Ay
Ayrığın Yüreği
Ben Senin Krallığın Ülkene Yetiştim
Ben Uyandım Bir Aşk Demekti Bu Dünyada
Beyaz
Bir Fenikeli
Bir Kıyı Kahvesinde
Bir Orman
Çıt
Çok Yaşasın Sayılar’dan
Delta
Deniz Kitabı
Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum
Eğreltiotu
Gökyüzü
Gül I
Gül II
Güneşi Yakanların Selâmı
Güzel Irmak
Hacı Bektaş Veli
Han Yü Yazıtı
Haziran
Hikâye
İhtiyarintiharırmak
İlya Avgiri’nin Karısının Acı Türküsü
İstanbul’dan
Karahisari
Kayıp Oğlunu Arayan Bir Baba İçin Şiir
Kızılırmak
Koro
Ne Böyle Sevdalar Gördüm
Nigâri
Ölü Bir Ozanın Sevgili Karısını
Otağ
Ozan ve Sesler
Paul Klee’de Uyanmak
Pipo
Resim
Rüzgâr
Saint-Antoine’in Güvercinleri
Siz Ne Güzeldiniz Benimle Bilemezsiniz
Son Yerine
Su Günleri,I
Su Günleri,II
Su Günleri,III
Sunu
Tarih
Teşekkür
Troya’da Siz Sözü Güzeldi Eskiden
Türkiye Şarkısı
U
Üç Kez Seni Seviyorum Diye Uyandım
Üç Servi
Yavaş Yavaş Geçtim
Yazıt,I
Yazıt,II
Yeryüzü
Yoldan Geçen Biri

Şiir Çevirileri

Bir İspanyol Çiftçisinin Mezar Taşı – Attila JOZSEF
Bölge – Guillaume APOLLINAIRE
Camichi – Max JACOB
Canto L – Ezra POUND
En Yüksek Kulenin Türküsü – Arthur RIMBAUD
Eskil – Arthur RIMBAUD
Mutluluk – Arthur RIMBAUD
Nâibin Hikâyesi – Saint John PERSE
Olmak – André BRETON
Rondel – Stéphane MALLARMÉ
Sarı Asma Kuşu – René CHAR
Sesliler – Arthur RIMBAUD
Yaz Üzüntüsü – Stéphane MALLARMÉ

Otobiyografik Anlatı

Uzun Bir Adam (1982)

Söyleşi

Kanatlı At (1994)

Deneme/Günlük

Inferno (1994)

Logos (1996)

Çeviri

Arthur Rimbaud’dan Seçme Şiirler (1962)

Dünya Edebiyatından Aşk Şiirleri (1968)

Dünya Şiiri ve Ezra Pound: Seçme Kantolar (1969)

Asılı Eros (1996)

Antoloji

Başlangıcından Bugüne Beyit Mısra Antolojisi (1960)

Aşk Elçisi (1965-antoloji)

Diğer

Şifalı Otlar Kitabı (1982)

El Yazılarına Vuruyor Güneş (günlük) (1983)

Pound : Seçme Kantolar (1983)

Şairin Toprağı (1992)

Sevgi Ekicigil

sevgi.ekicigil@gmail.com

Leave a Comment

Eskimeyen Kitaplar