LİMON AĞACI

limon-agaci-sandy-tolanKitabı aylar önce almıştım. Sandy Tolan uzun araştırmalar sonucunda bir limon ağacı üzerinden Filistinli Beşir ve Yahudi asıllı Dalia arasındaki öyküyü anlatmakta bizlere. Anlattığı her şey belgelere dayanıyor ve gerçek bir öykü. Bu savaş yarım yüzyıldır hayatımızın bir parçası. Haliyle ben de merak ediyorum. Kitap bu noktada ilgimi çekmeyi başardı.

Ama gel gelelim çeviri ve yazım dili okumamı çok zorlaştırdı, nerdeyse 6-7 aydır bitirmeye çalışıyorum. Geçenlerde başardım. Güzel bir hikaye ve kötü bir anlatım. İnternetten biraz araştırınca da herkesin çeviriden muzdarip olduğunu anladım.

Hikaye gerçekten çok etkileyici. Nazi katliamından kaçan ve ülkesinden sürülen Dalia Eshkinazi ve ailesi, kendileri gibi yaşadığı şehir olan El Ramla (Yahudiler Ramla der)’dan sürülen Beşir Hairi’nin ailesinin evine yerleşir. Eshkinazi ailesine; korkak Filistinlilerin kendi elleriyle yaptıkları evlerini bırakıp kaçtıkları söylenmiştir. Bir gün Beşir ve kuzenleri kapıya gelip evi ve limon ağacını görmek istediklerini söyleyene kadar Dalia bu hikayeyi böyle bilecektir. Halbuki gerçekler çok farklıdır. Bunu öğrenen Daila Filistinlerin hikayeleri ile daha yakından ilgilenecektir. Ailesinden kendisine kalan ve daha önce Hairi ailesine ait olan evi ise Arap çocukları için bir okula (The Open House) çevirir. Burada kimsesiz çocuklarla ilgilenir. Beşir ise defalarca tutuklanarak ülkesinden uzak ömrünün bir bölümünü hapislerde geçirmek zorunda kalacaktır. Kendi evine geri dönmektir amacı ama bu asla mümkün olmaz ve vatan hasretiyle yaşamaya devam eder.

Sandy-TolanAslında yıllarca yurtsuz yaşayan, soykırımlara uğrayan, sürülen, ayrımcılıkların dik alasını yaşayan Yahudilerin Filistinlileri daha iyi anlaması gerekir diye düşünmekten kendimi alamıyorum bazen. Elbette gerçekler bu kadar basit olamıyor. Yahudi olduğu için Etiyopya’dan gelen biri bir Filistinlinin evine yerleşebiliyor. Evin gerçek sahibi ise evine dönemiyor. Savaş devam ediyor. Hangi ırktan olursa olsun insanlar ve çocuklar ölüyor. Bombalar patlıyor.

Ayrıca, kitaptan işgal edilmiş topraklar olan Filistin’in aslında hiçbir zaman bağımsız bir ülke olamadığını öğrendim. Osmanlı hakimiyetinden çıktıktan sonra İngiliz mandası oluyor. İngilizler ise zaten bu toprakları Yahudiler için vatan yapmakla görevli. Dertleri hem Yahudileri Avrupa’dan çıkarmak hem de yükselen Arap gücünü -tabi ki petrol gücü- engellemek ve bölgeyi kontrol altına almak. Böylece 1947’den itibaren gemilerle bir sürü Yahudi asıllı insan, bu kutsal topraklara taşınıyor ve evlerinden kaçmak zorunda bırakılan Filistinlilerin evlerine yerleştiriliyor. O dönemlerde birçok Filistinlinin topraklarını Yahudilere satması da cabası. Olaya karışan diğer Arap ülkeleri işin daha da sarpa sarmasını sağlıyor ve 6 gün savaşlarını Araplar kaybediyor. Böylece İsrail baskısını arttırıyor.

Dalia-Eshkenazi-Landau_Bashir-KhairiDaila ve Beşir’in diyaloglarını okurken barış mümkünmüş gibi geliyor. Böyle sevgi dolu ve birbirini anlamaya çalışan daha çok insan olmalı dünyada. Böyle hikayeleri daha çok duymalıyız.

Yakın tarihimizde yer tutan ve Akdeniz’den komşumuz olan bu ülkelerin arasında geçenleri öğrenmek istiyorsanız kitabı mutlaka okuyun.

Dalia ve Beşir’in Açık Evi: http://www.friendsofopenhouse.org/index.php

Dalia aktif olarak The Open House‘da çalışıyormuş hala. Beşir ise Ramallah’ta hukuk uygulamalarında çalışmakta imiş.

Kaynak: http://sandytolan.com/the-lemon-tree/open-house-ramle

Kompakt Disk tarafından yayınlanmıştır.

Yorum Yapmasam Olmaz :)