LİSEDEN MEZUN OLMADAN ÖNCE OKUMANIZ GEREKEN 20 KİTAP

Öğrenciler liseden mezun olmadan önce hangi kitapları okumalı?

The Times gazetesinin eğitim eki önemli bir araştırma gerçekleştirdi ve öğretmenlere sordu.  Lise öğrencilerinin okuldan mezun olmadan önce okumaları gereken 20 kitap belirlendi.

Peki siz aşağıdaki kaç kitabı okudunuz? İşte o liste:

Liseden mezun olmadan önce okumanız gereken 20 kitap

1- 1984 / George Orwell 

İngiliz yazar George Orwell’in 1949 yılında yayımlanan ve kısa sürede kült mertebesine erişmiş eseri 1984, 1949 yılında yayımlanmıştır. Distopya türünde bir roman olan 1984, “Büyük Birader”, “Düşünce Polisi”, “101 Numaralı Oda”, “2+2=5” gibi çeşitli terminolojileri ve kavramları günümüz lugâtına dahil etmiştir. George Orwell kitapları arasında en çok bilinen eserdir.

BÜYÜK BİRADER SİZİ İZLİYOR!

Romanın adı “Avrupa’daki Son Adam” ismiyle yayımlanmak istenmiştir fakat Orwell’ın yayıncısı başarılı bir pazarlama stratejisiyle kitabın adını Bin Dokuz Yüz Seksen Dört olarak değiştirmiştir.

Roman, II. Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan totaliter rejimlere ağır bir eleştiri niteliğindedir ve romandaki alegoriler ve semboller bu totaliter devletleri işaret etmektedir.

George Orwell 1984 kitap özeti kısaca belirtilmek gerekirse romanın dünyası üç ayrı rejimle yönetilmektedir: Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya… Sovyetler Birliği’ni andıran Okyanusya, düşünmeden itaat eden  ve Büyük Birader adında birine bağlılıkları olan halkın yaşadığı devlettir. Toplumdaki tüm insanların hareketleri, düşünceleri ve davranışları izlenmektedir. Bir yeraltı örgütü olan muhalif özellikteki Kardeşlik ve bu örgütün lideri Goldstein, bu toplumun düşmanı olarak görülür. Romanın baş karakteri Winston’ın çeşitli olaylara dahil olmasıyla roman, okuyucuların akıllarında birtakım soru işareti bırakacaktır: Büyük Birader ve Goldstein gerçekten yaşıyorlar mıdır?

Can Yayınları’yla özdeşleşmiş kitaplardan biri olan 1984, Utku Lomlu’nun minimalist kapak çalışmasıyla günden güne artan bir okuyucu kitlesi edinmektedir. Eserin tercümesinde Hayvan Çifliği’nde olduğu gibi yine Celal Üster yer almaktadır.

Eser, her ne kadar Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya adlı eseri ile birlikte distopik roman alanında en iyi bilinen kitaplar olsa da distopya türünün yaratıcısı Rus yazar Yevgeni Zamyatin’dir ve yazarın kitabı “Biz” (1920); 1984’ün, Cesur Yeni Dünya’nın ve Ursula K. Le Guin’in Mülksüzler adlı eserinin ilham kaynağıdır.

2- Bülbülü Öldürmek / Harper Lee 

1960 yılında yayımlandığından bu yana bütün edebiyatseverlerin gönlünde özel bir yer edinen, Pulitzer ödüllü Bülbülü Öldürmek Amerika’nın güneyinde yaşanan ırkçılığı ve eşitsizliği bir çocuk kahramanın, Scout Finch’in gözünden anlatıyor.

Harper Lee, kullandığı yalın ama çarpıcı dil aracılığıyla adalet, özgürlük, eşitlik ve ayrımcılık gibi hâlâ güncel temaları, Scout’un büyüyüş öyküsüyle birlikte dokuyarak, iyilik ve kötülüğü hem bireysel hem de toplumsal düzeyde mercek altına alıyor.

EN İYİ KİTABI YAZAN KADIN YAZAR

Bir “zenci”nin haksız yere suçlanması üzerinden gelişen olaylar; önyargılar, riyakârlık, sınıf ve ırk çatışmalarıyla beslenen küçük Amerikan kasabasının sınırlarını aşıp, insanlar arası ilişkide adaletin ve dürüstlüğün önemini anlatan evrensel bir hikâyeye dönüşüyor. Etkileyici gerçekliğiyle ürperten, “insani” vurgusuyla sarıp sarmalayan, çağdaş dünya edebiyatının en önemli örneklerinden biri olan bu klasik roman, Ülker İnce çevirisiyle tekrar Türkçede.

“İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır.”

3- Hayvan Çiftliği / George Orwell 

Asıl adı Eric Arthur Blair olan İngiliz yazar George Orwell’ın siyasi hiciv tarzındaki kısa öyküsü Hayvan Çiftliği 1945 yılında yayımlanmıştır. Eser, alegorik açıdan zengin bir eserdir ve Sovyetler Birliği, Nazi Almanyası gibi totaliter rejimleri mizahî bir dille eleştirmektedir. Hayvan Çiftliği, özet olarak Stalinizmi yerden yere vururken Sovyetler’in kuruluşundan bu yana gerçekleşen olayları hicveder.

Hayvan Çiftliği eserinde adı geçen karakterlerin büyük bir kısmı domuz, kuzgun, köpek gibi hayvanlardır ve bu hayvanlar Stalin, Lenin, Marx gibi tarihî kişilerin alegorisi niteliğindedir.

Kitabın ilk çevirisi saygıdeğer Halide Edip Adıvar tarafından tercüme edilmiştir. Kitabın günümüzdeki baskısı Celal Üster’in çevirisi ve Can Yayınları’nın özenli çalışmasıyla okuyuculara sunulmaktadır. Kitabın 2016 Türkçe baskısındaki kapak tasarımı değerli sanatçı Utku Lomlu’ya aittir.

George Orwell Hayvan Çiftliği kitabı, yıllardır olduğu gibi bugün de pek çok okulda okutulmaktadır. Kitap, sürükleyici ve mizahi diliyle okurları büyülemeye devam etmektedir.

Romanın 1954 ve 1999 yıllarında çizgi film versiyonları gösterime girmiştir.

Roman, ayrıca İngiliz Progresif Rock grubu Pink Floyd’un 1977 tarihli “Animals” adlı albümünün konseptine ilham kaynağı olmuştur.

4- Sineklerin Tanrısı / William Golding 

“Sineklerin Tanrısı”, günümüzde bir atom savaşı sırasında, ıssız bir adaya düşen bir avuç okul çocuğunun, geldikleri dünyanın bütün uygar törelerinden uzaklaşarak, insan yaradılışının temelindeki korkunç bir gerçeği ortaya koymalarını dile getirir.

ÇOCUKLAR SANDIĞIMIZ KADAR MASUM MU?

Konusu, R. M. Ballantyne’ın Mercan Adası gibi eşsiz bir mercan adasının cenneti andıran ortamında başlayan bu roman, çağdaş toplumlardaki çöküntünün, insan yaradılışındaki köklerini gözönüne sermek amacıyla Mercan Adası’ndaki duygusal iyimserlikten apayrı bir yönde gelişir. Uygar insanın yüreğinde gizlenen karanlığı deşerken “Sineklerin Tanrısı”; daha çok Conrad’ın kısa romanı “Karanlığın Yüreği”ni andırır. Golding’in romanındaki çocuklar da başlangıçta tıpkı Kurtz gibi, uygar toplumun baskılarından uzak bir örnek düzen kurmak isterlerken, gitgide hayvanlaşır, korkunç bir kişiliğe bürünürler. Bu yönüyle Sineklerin Tanrısı’nın Mercan Adası ile öbür ıssız ada serüvenlerinden ayrıldığı en önemli nokta, ıssız ada yaşamının çetin güçlüklerini ya da mutluluğunu anlatmaktan daha çok, bir insanlık durumunu, kişiler arasındaki çatışma aracılığıyla ortaya koymaya çalışmasıdır.

-Akşit Göktürk

5- Fareler ve İnsanlar / John Steinbeck 

Pulitzer ve Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan John Steinbeck’in çağımızın toplumsal ve insani meselelerini ustalıkla resmettiği eserleri modern dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alır. Steinbeck romanlarında yalın ve keskin bir gerçeklik sunarken yine de her seferinde çarpıcı bir öykü ile çıkar okurunun karşısına. Tarihin bir kesitindeki dramı insani ayrıntıları kaçırmadan sergilerken, “tozpembe olmayan gerçekçi bir umudun” türküsünü dillendirir. Bu nedenle eserleri edebi değerleri kadar güncelliklerini de hiç yitirmemiştir.

Fareler ve İnsanlar, birbirine zıt karakterdeki iki mevsimlik tarım işçisinin, zeki George Milton ve onun güçlü kuvvetli ama akli dengesi bozuk yoldaşı Lennie Small’un öyküsünü anlatır. Küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşamanın hayalini kuran bu ikilinin öyküsünde dostluk ve dayanışma duygusu önemli bir yer tutar. Steinbeck insanın insanla ilişkisini anlatmakla kalmaz insanın doğayla ve toplumla kurduğu ilişkileri de konu eder bu destansı romanında. Kitabın ismine ilham veren Robert Burns şiirindeki gibi;

“En iyi planları farelerin ve insanların / Sıkça ters gider…”

 

6- Harry Potter Serisi / J.K. Rowling 

Yazma tutkusu 6 yaşlarında başlayan J.K. Rowling, 1965 İngiltere doğumludur. Kendini bir kalıbın içinde tutmayarak yazmak istediklerini yazıp okuyucularına sunmuştur. 1983 yılında okuldan ayrılarak Exeter Üniversitesi’nde Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünü tamamlamıştır.

Bir çok ödül alan Harry Potter serisinin ilk kitabını haftasonu ev bakmak için gittiği Manchester’dan dönerken tren yolculuğunda hikaye kurgusunun üstünde yoğunlaşıp daha sonra o günün gecesi kitabın ilk bir kaç sayfasını yazıya dökmeye başlamıştır.

Yazarın günümüzde büyük hayran kitlesine sahip olan kült serisi Harry Potter kitap serisi beyaz perdeye de uyarlanmıştır.

2015 senesinde birkaç yazarla birlikte tiyatro metni olarak Harry Potter ve Lanetli Çocuk eserini hazırlamıştır. Daha sonra kitap haline getirilen tiyatro oyunu, kısa zamanda büyük satış başarısı yakalamıştır.

1997’de ilk kitabı, Harry Potter ve Felsefe Taşı yayımlandığından beri milyonlarca okuyucuyu peşinden sürükleyen Harry Potter dizisi sekiz kitaptan oluşuyor.

 

7- Bir Noel Şarkısı / Charles Dickens 

“Dünya üzerinde kahkaha ve güler yüzlülük kadar karşı konulmaz derecede bulaşıcı olan bir şey yoktur.”

 
Charles Dickens’ın ünlü eserlerinden, insana dair sıcak ve ürkütücü bir Noel hikâyesi olan Bir Noel Şarkısı, Ebenezer Scrooge’un sıradışı hikâyesini anlatır.

Charles Dickens, yaşamı çok renkli bir yazar. Çocukluğundan beri çok değişik ortamlarda, çok değişik işlerde çalışmış olması, onu pek çok insan manzarasıyla karşı karşıya getirmiş. Bu renkli yaşantılar, romanlarına da yansımış. Alabildiğine yalın bir anlatımla, konuşma diliyle yazdığı romanlar dünyanın dört bir yanında sevilerek okunmuş, 58 yaşında ölen yazar, arkasında Oliver Twist, Pickwick’in Serüvenleri, David Copperfield, Büyük Umutlar, Noel Şarkısı gibi, bugün de sevilerek okunan ölümsüz yapıtlar bırakmıştı. Noel Şarkısı, dünyada, yediden yetmişe her yaşta insanın sevdiği bir Noel masalı. Romanın kahramanı Scrooge, son derece sevimsiz, acımasız, pinti bir ihtiyar. Derken, bir Noel gecesi, bir hayalet çıkıyor karşısına; onu bekleyen kötü kaderi engellemek için hala bir şansı olduğunu söylüyor; ona yol gösteriyor. Noel Şarkısı, sinemaya en çok aktarılan ölümsüz kitaplardan biri; 200’e yakın uyarlaması yapıldı.

8- Çavdar Tarlasında Çocuklar / J.D. Salinger

Çavdar Tarlasında Çocuklar, Salinger’ın tek romanı. Ergenlik çağının içinde, yetişkin dünyanın düzenine karşı isyankar bir çocuğun, bir Noel öncesi başına gelenleri anlatıyor.

SALINGER’DAN HAYAT DERSLERİ

1993’te Franny ve Zoey ile Dokuz Öykü adlı kitaplarını yayımladığımız Salinger, 1963’ten bu yana yeni bir yapıt yayımlamamasına ve neredeyse efsane haline gelmiş bir gizlilik içinde yaşamasına karşın, dünya edebiyat gündemindeki yerini hep koruyor.

9- Büyük Umutlar / Charles Dickens 

Büyük Umutlar, 19. yüzyıl İngilteresi’nde taşra ortamından büyük kente uzanan tam bir Victoria dönemi romanı. Charles Dickens, bu olgunluk dönemi eserinde, köyünde acılı bir çocukluk yaşadıktan sonra esrarengiz bir mirasa konan Pip’in maceralarını anlatıyor. Gönlü karasevdayla, gözü yükselme hırsıyla perdelenmiş genç Pip’in serüvenleri, sanayileşen toplumdaki sevgisizlik, ikiyüzlülük ve para hırsını gözler önüne seriyor.

10- Gurur ve Önyargı / Jane Austen 

Sadece 42 yıllık, gözden uzak ve sade yaşantısına karşın yazdıklarıyla “roman tarihinin ilk büyük (ve sahici) kültü” olmayı başaran bir 19. yüzyıl romancısı Jane Austen’ın, sayısız TV ve sinema uyarlamalarının yanı sıra tüm “satış / okunma” anketlerinin de gösterdiği üzere, yazarın 1813’de yayınlanan ikinci romanı Gurur ve Önyargı tüm zamanların en sevilen romanlarının başında geliyor. Bu da, sanırız, Austen’in, dünyanın pek çok yerinde geleneklerin kadına biçtiği “en iyi gelecek” rolüyle kadınların aşklarını seçme hakkı arasındaki gerilimi “mizah, zeka ve sevecenlik”le yansıtmasından kaynaklanıyor.

11- Süper İyi Günler / Mark Haddon 

Esrarengiz bir cinayet ve bu cinayeti aydınlatmaya çalışan, dünyanın en dikkatli dedektifi: Christopher John Francis Boone. 15 yaşındaki dedektif, yaşadığı sokaktan öteye tek başına hiç gitmemiş ama astronot olmak istiyor, dünya üzerindeki bütün ülkeleri ve onların başkentlerini sayabiliyor bir de 7 bin 507’ye kadar bütün asal sayıları… İngiltere’de yayımlandığı günden itibaren satış rekorları kıran ve bugüne kadar 15 dile çevrilerek 32 ülkede okuyucuyla buluşan Süper İyi Günler sizin de favoriniz olabilir.

12- Çizgili Pijamalı Çocuk / John Boyne

Bu kitabı okumaya başladığınızda, Bruno adında 9 yaşındaki bir çocukla bir yolculuğa çıkacaksınız (ama bu kitap 9 yaşındakiler için değil). Ve er geç Bruno ile birlikte bir tel örgüye varacaksınız. Böyle tel örgüler dünyanın dört bir yanında var. Umarız asla rastlamak zorunda kalmazsınız.

13- Jane Eyre / Charlotte Brontë

Charlotte Bronte’un kendi hayatından izler taşıyan eseri Jane Eyre, romantizm akımının en belirgin ve unutulmayan örneklerindendir.

10 yaşında öksüz kalan Jane Eyre, kendisini hiçbir zaman sevmeyen, ancak kocasının vasiyeti üzerine bakımını üstlenen yengesiyle zor bir yaşam sürmektedir. Yatılı okulda (aslında yazar Charlotte Brontë’nin 1 yılını geçirdiği Lancashire’daki okuldur) kötü günler geçirir. Ancak Jane Eyre, Charlotte Brontë kadar şanslı değildir; okulda 10 yıl kalır ve öğretmen olarak mezun olur. Edward Rochester’ın malikânesinde mürebbiye olarak iş bulur. Zorlu bir çocukluk geçirdikten sonra öğretmen olan Jane Eyre, Bay Rochester’ın malikanesinde mürebbiye olarak göreve başlar. Zamanla Bay Rochester ile Jane Eyre yakınlaşırlar, ama evlenmelerinin önünde ciddi bir engel vardır: Rochester’ın herkesten gizlenen akıl hastası eşi.

19. yüzyıl İngilteresi’nde, her türlü tutuculuğun kol gezdiği Victoria döneminde geçen Jane Eyre, birçoklarınca kadın hak ve özgürlüklerine sahip çıkan ilk romanlardan biri olarak kabul ediliyor. Yazarı Charlotte Brontë’nin yaşamından izler de taşıyan roman, hayatın sillesini yiyen yapayalnız bir genç kızın güçlü bir kadına dönüşmesini anlatıyor.

Jane Eyre, yalnızca kadının erkek egemen toplumdaki konumuna gözüpek yaklaşımıyla değil, güçlü ve tutkulu anlatımıyla da edebiyata yenilikler getirmiş öncü bir kitap.

Charlotte Bronte’un şiirsel duyarlılığını keskin gözlemlerle harmanladığı ölümsüz bir başyapıt.

14- Cesur Yeni Dünya / Aldous Huxley

“Cesur Yeni Dünya” bizi “Ford’dan sonra 632 yılına” götürür. Bu dünyanın cesur insanları kapısında “Cemaat, Özdeşlik, İstikrar” yazan Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi’nde üretilirler. Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için, “annelik’ ve ‘babalık’ pornografik birer kavram olarak görülür Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hipnopedya -uykuda eğitim- ile sağlanır. Hipnopedya sayesinde herkes mutludur; herkes çalışır ve herkes eğlenir. “Herkes herkes içindir.”

“Cesur Yeni Dünya”nın önemi yalnızca ardılları için bir standart oluşturması ve karamsar bir gelecek tasarımının güçlü betimlemesiyle değil, aynı zamanda ‘birey yok edilse de süren macerasının’ sağlam bir üslupta anlatılmasıyla da ilgili. Huxley, yapıtını ütopa geleneğinin kuru anlatımının dışına çıkarıp ‘iyi edebiyat’ kategorisine yükseltiyor.

15- Uğultulu Tepeler / Emily Brontë

Bu Victoria dönemi romanı, kimine göre dünyanın gelmiş geçmiş en büyük aşk romanı, kimine göre her okunuşunda değişik tatlar veren çağlar ötesi bir eser, ya da insanın içine işleyen bir anlatımla dile getirilmiş uzun bir şiir.

Ölümünden bir yıl önce bitirdiği Uğultulu Tepeler’deki kişilerin yalnızca hayal ürünü olmadığı, Brontë’nin çevresindeki gerçek kişilerden derin izler taşıdığı da bir gerçek. Sevgi, kin, nefret, öç alma tutkusu gibi güçlü duygularla örülü bu gençlik öyküsü, patladı patlayacak bir cinsellikle dolu. Daha 30 yaşındayken veremden ölen, son derece duyarlı, hiç evlenmemiş bu genç kadın yazar, tüm canlılığıyla bu romanda var. Okuyanın yaşına, deneyimlerine ve duyarlılığına göre değişkenlik gösteren, farklı zamanlarda okunduğunda değişik tatlar veren, tekrar tekrar okuma isteği uyandıran bir başyapıt.

19. yüzyıl İngiliz edebiyatının önemli kadın yazarlarından biri olan Emily Bronte’nin ilk ve tek romanı Uğultulu Tepeler, kırık olduğu kadar marazi de olan bir aşk hikâyesi etrafında gezinerek kadın ve erkek, insan ve doğa, aşk ve ölüm, sadakat ve ihanet, hakikat ve yalan gibi ikilikleri kendine özgü bir dille işliyor.

Gotik roman türünün başarılı örneklerinden olan Uğultulu Tepeler, karanlık ve puslu evleri, içinde türlü arzuların, tutkuların ve düşüncelerin boyattığı odaları, ter içinde uyanılan kâbusları anlatırken, gerçekçiliği elden bırakmayan bir strateji izliyor.

Bu dünyada her şey olanca karmaşıklığına rağmen son derece yalındır. İstekler çözülür, arzular geri çekilir, geriye uğultusuyla yabani bir doğa, sızılı bir yalnızlık ve aşktan taviz veren bir ruh hali kalır: Hem bu ne biçim aşk böyle, sonsuz aşkın bir kar fırtınasına bile dayanamadı! Yaz günleri, ay gökyüzünde parladığı sürece, biz de yataklarımızda rahatça uyuduk; ama kışın ilk fırtınasıyla hemen başını sokacak bir yer arıyorsun.

Emily Bronte, kar fırtınasına dayanamayan güneşli aşklardansa soğukları, rüzgârları göze alan bir aşk anlayışından yana atıyor zarını, acıyı ve yalnızlığı göze almak pahasına… 

16- Frankestein / Mary Shelley 

Mary Shelley’nin henüz on dokuz yaşındayken yazdığı yeni bir yaşam yaratmayı arzulayan genç bilim adamının tüyler ürpertici öyküsü günümüzde de yankısını sürdürüyor. 

Muhtelif ölülerden alınan parçalarla yaratılan ve bunun sonucu olarak da son derece çirkin bir görünüme sahip olan Victor Frankenstein’in canavarı yaratıcısı tarafından reddedilince intikam arayışı içinde uzun bir yolculuğa çıkacaktır. Tüm zamanların bu en ünlü gotik korku hikayesinde Mary Shelley bilimin sınırları insan zulmünün tabiatı ve bağışlanmaya giden yollarla yüzleşmektedir.

Yazarın bu kitabı, 18. yüzyıl Avrupası’nın Aydınlanmacı tutkularının kültür açısından korkunç sonuçlarını hayal ediyor.

İNSANLIĞIN SONUNA KESİLEN BİR BİLET

Bilimden yararlanarak “doğanın sırlarına nüfuz etmeye” yönelirken, insan doğası ve bedeni dahil olmak üzere her şeyi birer nesneye çeviren Aydınlanmacı arzu, Frankenstein’ı pişmanlıkla son bulacak bir serüvene sürüklüyor: Frankenstein’ın canavarı, aslında aklın kendi canavarı ve şimdi sadece bu canavardan değil, onu yaratan aklın kendisinden de korkulması gerekiyor.

17- Kuşların Şarkısı / Sebastian Faulks 

Birinci Dünya Savaşı da, bütün savaşlar gibi çok acımasız ve yıkıcı olmanın ötesinde insan mantığına ve doğasına aykırıydı. Ne için savaştıklarını hiç anlayamayan insancıklar, dehşet içinde dövüştüler, yaralanıp sakat kaldılar, öldüler veya değişip bozuldular ve bir daha asla eski benliklerini bulamadılar. Yıllarca siperlerde sürüklenirken, ruhlarındaki tüm renkler uçup gitti, ancak insan olmak öyle bir şeydi ki, hayat bazen sadece bir kanaryanın cıvıltısından ve korkuyla atan yüreğinden ibaret olabiliyordu… 

Öksüz ve yetim Stephen Wraysford 1910 yılında, yirmi yaşındayken, İngiltere’den bir iş gezisi için Fransa’ya gider..

18- A Kestrel For A Knave / Barry Hines

Yorkshire’nin küçük bir madencilik kasabası olan Barnsley’de büyüyen Billy Casper için hayat oldukça zorlu ve neşesizdir. Sorunlu bir gençlik geçiren Billy, evde tedavi görmesinin yanı sıra, okulda başarısız ve evde mutsuzdur. Ancak Billy’nin mutsuzluğu bir kerkenez şahin olan Kes’i bulduğunda sona erer. Hayattaki yeni tutkusunu bulmuştur.  Barry Hines’in beğeni toplayan romanı, zorlu ve sevecen bir dünyada güçlü bir hayatta kalma hikâyesiyle yeni nesil gençlere ve yetişkinlere ulaşmaya devam ediyor.

(Kitabın henüz Türkçeye çevrilmedi)

19- Yüzüklerin Efendisi Serisi / J.R.R. Tolkien 

Dünya ikiye bölünmüştür, denir Tolkien’ın yapıtı söz konusu olduğunda: Yüzüklerin Efendisi’ni okumuş olanlar ve okuyacak olanlar. 1997 ile birlikte, çok sayıda Türkiyeli okur da “okumuş olanlar” safına geçme fırsatı buldu. Kitabın Türkçe basımı Yüzüklerin Efendisi’ne duyulan ilginin evrenselliğini kanıtladı. 

Yapıtın bu başarısını taçlandırmak için üç kısmı bir araya getiren bu özel, tek cilt edisyonu sunuyoruz. Hem hâlâ okumamış, “okuyacak olanlar” için, hem de bu güzel kitabın kütüphanenizde gelecek kuşaklara devrolacak kadar kalıcı olması için… 

‘Yüzüklerin Efendisi’ son yüzyılın en çok okunan yüz kitabı arasında en başta geliyor; bilimkurgu, fantezi, polisiye, best-seller ya da ana akım demeden, tüm edebiyat türleri arasında tartışmasız bir önderliğe sahip. Bir açıdan bakarsanız bir fantezi romanı, başka bir açıdan baktığınızda, insanlık durumu, sorumluluk, iktidar ve savaş üzerine bir roman. Bir yolculuk, bir büyüme öyküsü; fedakârlık ve dostluk üzerine, hırs ve ihanet üzerine bir dizi.

20- Dünya Şampiyonu Danny / Roald Dahl 

Babasıyla karavanda yaşayan Danny, bir çocuğun sahip olabileceği en harika ve en heyecan verici babaya sahip olduğunu düşünür. Ama bir gün babasının bir sırrı olduğunu öğrenir. Babası kaçak avcıdır. Gecenin karanlığında Hazell Ormanı’na giderek zorba Victor Hazell’in sülünlerini avlamaktadır. Bay Hazell mevsimin en büyük av partisine ev sahipliği yapmak için hazırlanadursun, Danny ve babası sülünlerin hepsini avlamak üzere bir plan hazırlar. Bu çok tehlikeli planı gerçekleştirirken yaşayacakları heyecan dolu serüvene siz de ortak olacaksınız. Baba-oğul arasındaki sıcak ilişkiyi anlatması, Roald Dahl’ın çok sevdiği kırsal bölgeyi gerçekçi bir şekilde resmetmesinin yanı sıra Dünya Şampiyonu Danny’nin, Dahl hayranları için özel bir yeri daha var: Babasının Danny’ye anlattığı hikâyede, daha sonra ayrı bir kitap olarak yayınlanan Koca Sevimli Dev’le ilk kez tanışırız.

 

*Arka kapak yazılarından faydalanılmıştır.




Yorum Yapmasam Olmaz :)