MARQUIS’DEN YATAK ODASINDA FELSEFE

“Doğa insanın edebli olmasını amaçlasaydı eğer, kesinlikle onu çıplak doğurmazdı”
– Marquis de Sade
Franssız devrimiyle  monarşi yerine cumhuriyet kurulmuş, Roma kilisesine ağır darbe indirilmişti. Dinden beslenen krallığın, aristokratların ve din otoritelerinin sesi kesilmiş, isyancı kadınlar, kitapların dünyasına kendini bırakan özgürlükçü ve aydınlanmacılar ayaklanmış, Voltaier’ler, Roussea’lar, Diderot’lar insanların eşitliği ile ilgili görüşlerini bildirmişlerdi.
Bu özgürlükçü dönemde çıkan Yatak odasında felsefe bir liberten’in manifestosunu da içeren  7 diyalogtan oluşmakta. Bir liberten, toplumun büyük kesmi tarafından kabul görmüş ahlak ve davranış şekillerini reddeder. Algılar arayıcılığıyla deneyimlenen fiziksel zevklerin peşinden koşar. Kitap bu libertenlere, inançsız hovardalara, sehvetperestlere öğütlerle başlar.
marquis-de-sade
Bu öğütlerde, kadınları mutluluğa götüren sesler, duygusuz ve hovarda ahlakçıların korkuttukları tutkular ve zevklerde gizlidir.Şehvetin hazırladığı çiçekli yolların tümünden geçmek isteyen erkeklerin, diyaloglardaki en dominant karakter Dolmance kadar ileri gitmesi gerekir.
Marquis ilk sayfadan algılarınızla oynamıştır, diyaloglarda sizi nelerin beklediği konusunda, kafanızda soru işaretleri olmaya başlar, Türkiye’de ikibinli yılların başında yasaklanmış, sonra tekrar basımına izin verilmiş bir kitabın gizemli çekiciliği, merakınızı artırır. Döneminde de yazılarının yasaklanması, Marquis isminin ortadan kaldırılması için çok uğraşlar verildiyse de, kale zindanlarında geçirdirdiği dönemlerde, yoğun bir biçimde yazdığı yazılari, yeraltında gizlice elden ele dolaşmıştır.
27 yaşlarındaki Madame de Saint-Ange, 15 yaşındaki genç ve bakire olan Eugénie’ne libertenlik eğitimi vermek üzere evine çağırır. Eugene, ahlak değerlerine sonuna kadar bağlı bir annenin kızıdır.  36 yaşında, tanrıtanımaz, sadomazoşist, biseksüel bir liberten olan Dolmance, aralarına katılır. Doğanın bahşettiği her türlü özgürlükle gelen ahlaksızlığın erdemini Eugene’e anlatan  eğitmendir. Madame de Saint-Ange’ın 20 yaşındaki kardeşi Şövalye, bir süre sonra aralarına katılır. Madame de Saint-Ange 18 – 20 yaşlarındaki bahçıvan  Augustin’i de diyalogların geçtiği, yatak odasına çağırır. Kitabın sonlarında Eugene’nin ahlak düşkünü annesi de olayların içindedir.
marquis-de-sade
Her okurun kaldıramayacağı, yatak odası maceraları başlar. Dolmace, madame Saint-Ange, Eugene her pozisyonda birbirleriyle beraber olur. Daha sonra aralarina katilan şövalye ve Augustin, sahnede yerlerini alırlar. Dolmace’ın tek tercihi anal sevişmedir ve dialogların tümünde sodomiyi yüceltir. Eugene’nin bekaretini alma bölümünde kendisinin hiç ön tarafla işinin olmadığını belirtip bu işi şövalyeye bırakır. Sürekli pozisyonlar değisir, yenileri kurulur. Eugene, Agustin ve şövalyenin penislerini tutarken, Dolmance arkadan ona sahip olur, Madame de Saint-ange, takma penisle Dolmance’a sahip olur. Bazı anlar bu işlemler devam ederken, Dolmance, Eugene’i kırbaçlar, Madame de Saint-Ange Dolmance’ i kırbaclar, herkes kendi pozisyonunda görevlerini üstlenmiştir. Acının zevke dönüşümünü, kendi uslubuyla anlatır Eugene’e. Ters ilişkiler, takma penisler, eşcinsellik ve orgi,  pozisyonların kurulup icra edilmesiyle, kitap boyunca devam eder.
marquis-de-sade
Okurken kafanızda canlanan, sınırların ötesinde, insanin hayal gücünü sonuna kadar zorlayan imgelerdir. Kitapta geçen diyalogları  filme çekmek isteseniz,  yazarın hayalindeki şeyleri canlandırmanız gerçekten zor olacaktır. Çünkü sahnelerin yaratımındaki  güç, yazarın dilindeki kendine has üslubu, kattığı felsefe ve şiirselliktir.
Bazı sahnelerde kendi kendime güldüğüm cok oldu. Bu kadar tabunun, çoğunluk tarafından ahlaksızca kabul edilen davranışların, Dolmance’ in ağzından onca doğallığıyla anlatılması, insanı güldürebiliyor. Ama bunu ancak Marquis de Sade yapabilirdi. Günümüzde  ‘sadizm’ kelimesi,  Marquis’ in soyadından geliyorsa, bunun haklı bir sebebi var.
Ahlaksızlığın her türünün öğretildiği Eugene, eğitiminin sonunda, dogmacı bir katolik olan annesinden nefret eder hale gelmiştir.  Madame Saint-Ange ‘ın şatosunda geçirdiği iki günlük sefahatın ve eğitimin ardından, kendisini almaya gelen annesine kendi katılımıyla yapılan işkencelerden burada bahsetmeyeceğim. Hayal gücünün sınırlarını zorlamak isteyen okur,  kitabın en can alıcı bölümünü kendisi deneyimlesin.
marquis-de-sade
Bütün bu pozisyonların ve sevişmelerin arasında geçen muhabbetlerde Dolmance, siyasetteki bir çok mesele için fikirlerini açıklar. Ahlakın yaratıcılığı öldürdüğünü, ahlaksızlığınsa insanı özgürlüğün derinliğinde, yaratıcılığının en uç noktalarına getireceğini anlatırken, okur karanlığın derinliklerinde, tabuların yıkıldığı, algıların tamamen paramparça edildiği bir dünyaya merhaba demiştir.  Tanrıtanımazlık, bir libertenin olmazsa olmazıdır, katolik kilisesine, dine, her türlü dogmaya küfürler eşliğinde, ahlaksızlık ve suç yüceltilir. Aslında suç yoktur, kötülük diye bir şey de yoktur, suç denen şey doğanın içinden yeşermis, insanlık tarihinin başından beri gözlemlenen zina, ensest, eşcinsellik, zevklerin peşinden koşma, sodomi hep varolmuştur ve doğa için bunların önemi yoktur. İnsanlar olmasa bile doğa bizsiz varolmaya devam edecektir. Tuhaf olarak görülen bu alışkanlıklar, kilisenin baskısıyla insanların zihinlerinde zararlı olarak gösterilmiş zevklerdir. Dolmance, Eugenie’e verdiği eğitim sırasında şöyle der;
“Dünyada hiçbir şeyde suç yoktur. Bir başkasına zarar vererek kişiye hizmet eden şeyin suç olması için, zarar görmüş kişinin, doğa için hizmet gören kişiden daha değerli olduğunun kanıtlanması gerekir: Oysa, doğanın gözünde tüm bireyler eşit olduğundan, bu tercih imkansızdır; dolayısıyla, bir kişiye zarar vererek bir diğerine hizmet eden eylem karşısında doğa tamamen ilgisizdir.”
Diyaloglarda, toplumca ahlakdışı kabul edilen eylemler doğaya sığınılarak normalleştirilmeye çalışılır. Koyulan yasalar kişinin mutluluğu için değil, toplumun çoğunluğunun mutluluğu içindir, herbir birey için ayrı yasaların koyulmasının imkansızlığı, toplum kurallarını gerektirmiştir.  Kurallar çoğaldıkça ve özgürlüğü kısıtlayan frenlere daha fazla basıldıkça suçlar artmaktadır. Oysa ne kadar az kural olursa, o kadar az suç olacaktır.
yatak-odasında-felsefe-marquis-de-sade
Kitapta ölüm cezasının, suçu önleyememesi bakımından saçmalığı irdelenir. Bir insanı öldürdüğü için bir başkasını öldürmekten daha kötü bir hesap olamaz. Dolmance’a göre ölüm cezasının sonucu, kaçınılmaz olarak, bir yerine aynı anda iki kişinin öldürülmesi demektir ve “böyle bir aritmetiğe ancak cellatlar ya da aptallar aşina olabilir.”
“Yükümlülükleri nedeniyle ahlaksız olan bir devlette, bireylerin ahlaklı olmasının temel önemde olduğu nasıl kanıtlanabilir”  diye sorar. Ona göre,  bireylerin ahlaklı olmamaları daha iyidir.
Hırsızlık için de bir kaç lafı vardır; Kendi malını çaldıracak kadar ihmalkar olanın cezalandırılmasını ister. Ona göre hırsızlık yapana asla ceza verilmemesi gerekir; hırsızın  bu eylemine izin veren, ona verdirilen mülkiyet yemini ve vergilerdir.  Ve kişi hırsızlık yaparak doğanın ilk ve en bilgece hareketine göre davranmıştır sadece: “Kimin zararına olursa olsun kendi varlığını koruma hareketi.”
Yatak odasinda onca sevişmenin ardından dinlenirken okunan, Fransız cumhuriyetçilere ithaf edilmiş kitapta yer alan manifestolar içinde, daha birçok toplumsal meseleye, kendi üslubunda felsefi bir bakış sunulur. Cinayet, zina, sodomi, nüfus planlaması,kürtaj vb.
İyilikten neden nefret edilir, bir iyilikle gelen sevgiden insan nasıl mutluluk duymaz? Vicdanın en ufak bir kırıntısı yok mudur? Dolmance bu soruya, soruyla karşılık verir: Hiçbir şeyi suç görmeyen birinin ruhunda, vicdan azabı olabilir mi? Hiçbir şeyin kötü olmadığına inanıyorsanız, hangi kötülükten dolayı pişman olabilirsiniz?
(Ayrıntı Yayınları, Yatak Odasında Felsefe, Marquis De sade )
Aziz ŞAŞMAZ
aziz.sasmaz@gmail.com

KÖTÜ ÇOCUK VE SON ARZUSU

2 Comments

  1. Anonymous says:

    Marquis ile ilgili harika bir yazı! Çok bilgilendirici! Sade’ın sıradışı felsefesinden herkesin haberdar olması lazım. Günümüzde Sade’ın kitaplarının sansüre uğraması ne tuhaf!…

  2. Dexter says:

    Marquis De Sade’nin seks hayatına ilişkin ilginç anektodlar ve manyak fanteziler.. şimdilerde trend olan Grinin Elli Tonu da neyin nesiymiş 😀

Yorum Yapmasam Olmaz :)