MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN YAZDIĞI KİTAPLAR

Mustafa Kemal Atatürk’ün Yazdığı Kitaplar

Mustafa Kemal Atatürk, yaşamının farklı dönemlerinde farklı konularda kitaplar kaleme almıştır.  Atatürk’ün yazdığı kitaplar güncelliğini korumakla beraber, yol göstericiliği açısından bu gün dahi tartışmasız gerçekleri içermektedir.

Mustafa Kemal , özellikle subayların değişen koşullara uygun olarak mesleki bilgilerini artıracak yayınların yapılmasını gerekli görüyordu. Özellikle II. Meşrutiyet’in (23 Temmuz 1908) ilanından sonra tüm dikkat ve çalışmasını askerlik üzerine yoğunlaştırılmıştır. Bu amaçla askerlikle ilgili birikimlerini aşağıda isimleri belirtilen kitaplarda toplamıştır.

a. Takımın Muhârebe Ta’limi
b. Cumalı Ordugâhı
c. Ta’biye Tatbîkat Seyâhati 1
d. Bölüğün Muhârebe Ta’limi
e. Zâbit ve Kumandan ile Hasb-ı Hâl
f. Ta’biye Mes’elesinin Halli ve Emirlerin Sûret-i Tahrîrine Dâir Nasâyih

Onun dışında Atatürk’ün Nutuk, Geometri ve Vatandaş İçin Medeni Bilgiler kitaplarında da imzası bulunmaktadır.



Mustafa Kemal Atatürk’ün yazdığı tüm kitapları şöyle sıralayabiliriz:

  1.  Takımın Muharebe Talimi – (1908) / KURMAY KIDEMLİ YÜZBAŞI MUSTAFA KEMAL
  2.  Cumalı Ordugâhı – Süvari: Bölük, Alay, Tugay Eğitim ve Tatbikatları (Yedi Adet Kroki) – (1909) / KURMAY KIDEMLİ YÜZBAŞI MUSTAFA KEMAL
  3.  Birinci Ta’biye Meselesinin Halli – (1911) / KIDEMLİ YÜZBAŞI MUSTAFA KEMAL
  4.  Taktik Tatbikat Gezisi 1 – (1911) / 5’İNCİ KOLORDU HAREKÂT ŞUBE MÜDÜRÜ MUSTAFA KEMAL
  5.  Bölüğün Muharebe Talimi – (1912) / KURMAY ÖNYÜZBAŞI MUSTAFA KEMAL
  6.  Taktik Meselenin Çözümü ve Emirlerin Yazılmasına İlişkin Öğütler – (1916) / 16’NCI KOLORDU KOMUTANI MUSTAFA KEMAL 
  7.  Ta’lim ve Terbiye-i Askeriye Hakkında Nokta-i Nazarlar – (1916) / 16’NCI KOLORDU KOMUTANI MUSTAFA KEMAL 
  8.  Zabit ve Kumandan İle Hasbihal – (1918) / KURMAY YARBAY MUSTAFA KEMAL
  9.  Nutuk – (1927) / MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
  10.  Vatandaş İçin Medeni Bilgiler – (1929,1930) / MUSTAFA KEMAL ATATÜRK (Prof. Dr. A. Afet İnan adıyla yayımlandı) 
  11.  Geometri – (1936,1937) / MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

1- TAKIMIN MUHAREBE TALİMİ – (1908) / Kurmay Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal

Bu kitap; Berlin Askerî Üniversitesi eski müdürlerinden General Litzmann’ın “Seferber Mevcudunda Takım, Bölük ve Taburun Muharebe Talimleri” adlı eserinin ilk bölümünü oluşturmakta olup Selanik’te 3’üncü Ordu karargâhında görevli Kurmay Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal tarafından Almancadan Osmanlıca diline çevrilmiş ve 1908 yılında Selanik Asır Matbaasında basılmıştır.

Mustafa Kemal, kitabın giriş bölümünde, eserin dilimize çevrilmesine duyulan ihtiyaç ve bundan sağlanacak faydaları uzun bir ön söz hâlinde açıklamış, örnekler vermiştir. Mustafa Kemal; çevirisinin ön sözünde de değindiği gibi, elde mevcut talimnameleri günün şartlarına göre yeterli görmüyordu. Bu sebeple lüzumuna inandığı yabancı eserlerden tercümelerine öncelikle ve özellikle muharebenin sonucunu tayin etmede büyük rolü bulunan ve en küçük taktik birlik olan takımdan başlamıştır. Ön sözünün üst kısmında yer alan şu veciz cümle bunun en doğru kanıtıdır:

“Muharebede komuta ve ateş idaresinde en küçük birlik kural olarak takımdır.”

Kitabın özü; seferi tam mevcutlu bir takımın değişik hava şartları ve çeşitli arazide, basit bir mesele içinde muharebe yöntemlerinin VI uygulaması, avcı hattı teşkiliyle bir avcı hattının ateş muharebesi üzerinde toplanmaktadır.

Kitabın giriş bölümünde; astları, takım seviyesinde bir birliğin ferdi olarak daha büyük bir birlik içinde muharebe eğitimine hazırlamak ve onları sonbahar tatbikatlarından aynı maksatla istifade ettirmek suretiyle yetişmelerinin sağlanması, bu eğitimlerin, seferî mevcutlarla yaptırılmasının önemi vurgulanmakta, ayrıca muharebe eğitimlerinin hazırlanması ve yapılmasından kaçınılmanın mümkün olamayacağı ile tatbikatların amaç ve yöntemleri anlatılmaktadır. Eğitime hazırlık ve eğitim alanına gitmek için yapılan yürüyüş bölümünde; yürüyüş esnasında hem zamanın değerlendirilmesi hem de yaklaşma yürüyüşlerinde olası bir düşman tehlikesinin ortaya çıkması hâlinde alınacak emniyet tedbirleri ve birliğin hareket tarzı üzerinde basit durumlar yaratılarak küçük birlik komutanlarının ani ve doğru karar verme yeteneklerinin artırılması inisiyatiflerini kullanma gibi konular işlenmiştir.

Kitabın büyük bir bölümünde, “Görüşler 1 ve 2” başlıkları adı altında yer verilen hususlarda; çeşitli araziler üzerinde tatbikatların yapılmasının (özellikle sonbahar mevsiminin son ayı ile kış mevsiminin şartları içinde) olumlu etkileri ile bunlardan sağlanan faydalar, cephane tedariki, dost ve düşman birliklerini temsil için kullanılacak vasıtalar ve işaretler ile tasarlanan düşmanın hedef kıtası ile sembolize edilmesi konularına yer VII verilmiştir. Ayrıca eğitim öncesi ve sonrası yürüyüşler ile muharebe eğitiminin yapılması gibi çeşitli hususlar da bu bölümde açıklanmıştır.

Eleştirilerin yer aldığı son bölümde ise; Harekât Müdürünün, tatbikatın safhaları üzerinde yaptığı olumlu ve olumsuz eleştiriler bulunmaktadır. Bu bölümde Harekât Müdürünün görev ve yetkilerine de yer verilmiş, keşif kollarının kullanılması ve takımın çeşitli muharebe düzenleri ile muharebenin devamı süresinde uygulanacak avcı muharebesinin sevk ve idare esasları üzerinde ayrıntılı olarak durulmuştur. Eser; Latin harfleriyle ilk defa, 1959 yılında Türkiye İş Bankası tarafından Atatürk ve Devrim Serisi’nin 8 numaralı yayını olarak ve “Atatürk’ün Askerliğe Dair Eserleri” adı altında yayımlanmıştır.

Tamamen orijinal metne bağlı kalarak basılan bu eserin dilinin ağırlığı nedeniyle günümüzde anlaşılması çok zordur. Bu nedenle ATASE Başkanlığı arşiv belgelerinden yararlanılarak eserin günümüz Türkçesine çevirisi yapılmış ve kitabın birinci yarısı Türkçe, ikinci yarısı Osmanlıca olarak yayına hazırlanmıştır. Eserin bu şekliyle çok daha geniş bir kitleye hitap edeceği düşünülmektedir.

Kitap, TAKIMIN MUHAREBE EĞİTİMİ ve TAKIMIN MUHAREBE TALİMİ başlıkları altında 2 ayrı bölümden oluşmaktadır.

Takımın Muharebe Talimi ; seferi tam mevcutlu bir takımın, değişik hava şartları ve çeşitli arazide, basit bir mesele içinde muharebe yöntemlerinin uygulaması, avcı hattı teşkiliyle bir avcı hattının ateş muharebesi üzerinde toplanmaktadır. Atatürk, subayların arazide yetiştirilmesini amaçlayan tatbikatın, önemini vurgulayan bu eserini, 1911 yılında 5. Kolordu Harekat Şube Müdürü iken yazmıştır.

Kitabın tamamına ulaşmak için tıklayınız.

2- CUMALI ORDUGAHI – SÜVARİ: BÖLÜK, ALAY, TUGAY EĞİTİM VE TATBİKATLARI (YEDİ ADET KROKİ) – (1909) / Kurmay Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal 

Osmanlı İmparatorluğu’nun Makedonya’daki Ordu Merkezi olan Selanik, 23 Temmuz 1908’de II’nci Meşrutiyet’in ilanı ile askerî ve siyasi olayların en yoğun cereyan ettiği bölge hâline gelmiştir. Bu dönemde Makedonya ordu merkezinde çok sık olarak yapılan askerî manevralarda, Selanik’teki Büyük Komutanlık Kurmayı’nda eğitim ve öğretim kısmının başkanı olan Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal etkili görevler üstlenmektedir.

1909 yılı yazında, Osmanlı ordusu hizmetinde bulunan Alman Mareşali Von Der Goltz, Makedonya’daki Türk ordusuna garnizon tatbikatı yaptırmak üzere Selanik’e gelecektir. Onun gelişi Mustafa Kemal’in ordu içinde görüş, anlayış ve kendine güven bakımından nasıl herkesten üstün bir durumda olduğunu gösterecektir. 1909 yılı Kasım ayında yapılacak bu garnizon tatbikatına hazırlık olması amacıyla meseleler hazırlanmakta ve birliklere uygulatılmaktadır.

Cumalı Ordugâhı‘nda yapılan süvari tugayı eğitim ve manevraları da bunlardan biridir. Mustafa Kemal bu tatbikatların yapılmasını en çok Türk subaylarının maneviyatını ve kendilerine güvenini artırmak, düşünce bakımından hep yabancılara uymak zorunda olmadıklarını göstermek amacıyla gerekli görmektedir. Cumalı Ordugâhı; Makedonya bölgesinde, Köprülü – İştip yolu üzerinde bulunmaktadır. Bu VI ordugâhta 3’ncü Süvari Tümen Komutanı Tuğgeneral Suphi Paşa’nın komutası altında kurulan bir süvari tugayına eğitim ve manevra yaptırılmıştır. Bu manevraya katılan Mustafa Kemal, “Cumalı Ordugâhı” adlı eserini yazmış; süvari, bölük, alay, tugay eğitim ve manevralarını anlatmıştır.

Mustafa Kemal bir kurmay subay olarak teorik bilgilere önem vermekte ancak askerî tatbikat ve manevralardan sadece katılanların yararlanmasını yeterli görmemektedir. Bu yüzden 10 gün süren bu tatbikat sırasında tuttuğu gözlem notlarını, hazırlanan meseleleri ve komutanların yaptıkları eleştirileri yazmış, bol kroki ile küçük bir broşür hâline dönüştürmüştür.

12 Eylül 1909’da tamamladığı bu eseri, Selanik’te 1909’da matbaa harfleriyle basılmıştır. Eser; 39 sayfa metin ve 7 adet krokiden oluşmaktadır. Orijinal metin Genelkurmay ATASE Başkanlığı Arşivindedir. Kitabın birinci kısmı günümüz Türkçesi, ikinci kısmı Osmanlıca olarak yayına hazırlanmıştır.

Kitabın tamamına ulaşmak için tıklayınız.

3- BİRİNCİ TA’BİYE MESELESİNİN HALLİ – (1911) / Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal 

Hayatının büyük bir kısmını savaş meydanlarında ve bu meydanların ön saflarında geçiren ATATÜRK, ordunun bel kemiğini oluşturan subayların iyi bir eğitimden geçmelerini, savaşta ve barışta, her zaman güçlü, olgun, kuvvetli ve kararlı olmaları gerektiğini düşünmüştür.

“Harp sanatının amacı, olgunluğun en üst noktasında ve en kuvvetli olmaktan ibarettir.”

sözü ile bu görüşünü dile getirmiştir.

Bu bağlamda ATATÜRK, subayların eğitiminde onlara teorik bilgilerin yanı sıra pratik de yaptırılmasını, özellikle de taktik meselelerin çözümü ile olası bir muharebede gerekli olacak pratiklik, isabetli emir ve kararlar verme konularında onların deneyim kazanmalarını istemiştir.

Bu eserle ATATÜRK, komutan adaylarının ve onların idare ettiği askerlerin eğitimine ne kadar önem verdiğini, bir ordunun bütün unsurları ile her zaman olası bir savaşa karşı hazırlıklı olması gerektiğini tarihteki büyük savaşlardan verdiği örneklerle açıklamıştır.

Eser; Genelkurmay Başkanlığı tarafından 8 Şubat 1911 tarihinde Birinci Şube Müdürü Albay Pertev Bey’e hazırlatılan sorulardan oluşan “Birinci Ta’biye Meselesi (Birinci Taktik Meselesi)”, Mustafa Kemal ATATÜRK’ün 3 Haziran 1911 tarihinde 5’inci Kolordu Komutanlığında Kıdemli Yüzbaşı rütbesiyle görev yaptığı sırada bu sorulara verdiği cevapları içeren “Birinci Ta’biye Meselesinin Halli İçin Notlar” ve “Erkân-ı Harbiyye-i Umûmiyye Birinci Şu’besi Tarafından (Birinci Ta’biye Mes’elesi) Olarak Gönderilen Mes’elenin Sûret-i Hallidir” başlıklarından oluşmaktadır.

Kitabın tamamına ulaşmak için tıklayınız.

4- TATKİK TATBİKAT GEZİSİ 1 – (1911) / 5’inci Kolordu Harekât Şube Müdürü Mustafa Kemal 

Mustafa Kemal bir kurmay subay olarak nazari bilgilere önem verirken askerî tatbikat ve manevraların, sadece katılanların istifadesinde kalmasına onun gönlü razı olmamaktadır. Bu nedenle o, bu tatbikat sırasında tuttuğu gözlem notlarını ve komutanların yaptıkları tenkitlerini yazmış ve bunları krokilerle destekleyerek küçük birer broşür hâlinde yayımlamıştır. “Ta’biye Tatbîkat Seyâhati” adlı eseri de bunlardan birisidir.

Mustafa Kemal, subayların arazide yetiştirilmesini amaçlayan, tatbikatın önemini vurgulayan bu eserini, 1911’de 5’inci Kolordu Harekât Şube Müdürü iken yazmıştır. Bu eserde, karşılıklı olarak kırmızı ve mavi muharebe birliklerinin Selanik – Kılkış arasında yaptığı savunma ve taarruz uygulamalarının değerlendirilmesi yapılmıştır.

Bu eserinde, bir muharebeyi sevk ve idarede belirli kuralların olmadığını vurgulaması yanında, komutan olan kişinin nitelikleri üzerinde de durmuştur. Bunlar ise: Birliğini barışta ve savaşta eğitmek, yönetmek ve gözetmekteki üstün başarı, elindeki kuvvetin eksikliğini giderecek düşünce gücü ve astlarından her konuda üstünlüğü sağlamaktır. Bunun yanında, kişisel cesaret, başkalarının hareketini önceden seziş ve harekâtını en uygun zamanda yapabilme yeteneği olmalıdır. Ortak amacın gerçekleştirilebilmesi için birliklerini başarılı bir şekilde yönetmeli, astları üzerinde etkili olmalı ve otoritesini kurabilmelidir.

Mustafa Kemal, bir işe karar vermeden önce onu ince ayrıntılarına kadar düşünürdü. O, hiçbir zaman gelişigüzel ve içgüdüye dayalı kararlar vermemiştir. Onun hareketleri her zaman önceden hesaplanmış ve planlanmıştır. O, stratejik ve taktik kuralları kişisel deneyimleri ile birleştirip durum ve koşullara göre uygulamasını en iyi şekilde yapmıştır.

Bu eserde ayrıca bir komutanın başarılı olabilmesi için bu kuralları sadece okumuş ve öğrenmiş olmanın yeterli olmadığı, bunların tatbikatının da önemi belirtilmiştir. Zira zafer ancak tecrübe kazanmış komutanlar sayesinde elde edilebilir.

Emir ve komuta yetkisi ve sorumluluklarını taşıyan iyi bir komutanın görevi, başarıya ulaşmak için birliklerini en iyi şekilde yönetmek ve astları üzerinde etkili olmaktır. Bu sayede düzenli ve disiplinli bir hâle getirilen ordu ile başarıya ulaşılabilir.

Mustafa Kemal’in askerliğe dair yazmış olduğu, aşağıdaki isimleri sıralanmış olan altı eserinden ilk beşi; 1959 yılında Türkiye İş Bankası tarafından Osmanlıcadan çevirisi yaptırılarak beş bölüm hâlinde tek kitap olarak yayımlanmıştır. 

1. Takımın Muhârebe Ta’limi
2. Cumalı Ordugâhı
3. Ta’biye Tatbîkat Seyâhati 1
4. Bölüğün Muhârebe Ta’limi
5. Zâbit ve Kumandan ile Hasb-ı Hâl
6. Ta’biye Mes’elesinin Halli ve Emirlerin Sûret-i Tahrîrine Dâir Nasâyih

Bu eserlerden birisi olan Ta’biye Tatbîkat Seyâhati, 1995 yılında ATASE Başkanlığı Birinci Askerî Tarih Kurulu tarafından “Taktik Tatbikat Gezisi” adı altında, tek kitap hâlinde; birinci kısmı günümüz Türkçesi, ikinci kısmı Osmanlıca çevirim yazıları olarak yayımlanmıştır.

Eserin ATASE ATEM Başkanlığı tarafından hazırlanan bu baskısı “Taktik Tatbikat Gezisi 1” adı altında, günümüz Türkçesi ile yayıma hazırlanmıştır.

Kitabın tamamına ulaşmak için tıklayınız.

5- BÖLÜĞÜN MUHAREBE EĞİTİMİ – (1912) / Kurmay Önyüzbaşı Mustafa Kemal

Kurmay Önyüzbaşı Mustafa Kemal (ATATÜRK)’in bu eseri Türkçeye çevirdiği yıllarda, Osmanlı İmparatorluğu son yüzyıllar boyunca devamlı yenilgilerle büyük toprak kaybına uğramış ve dağılma sürecine girmişti. Bu devletin kontrolünde boğazlar gibi stratejik önemi olan su geçitleri ve su yolları vardı. Bu önemli geçitlere sahip olma arzusu Avrupa’nın büyük devletleri arasında çatışmalara yol açmıştı.

1877 – 1878 Osmanlı – Rus Savaşı’ndan sonra yapılan Yeşilköy (Ayastefanos) Antlaşması ile Balkan Devletleri bağımsızlıklarına ve siyasi isteklerine fazlasıyla yaklaşmışlardı. Ancak Avrupa’nın büyük devletleri bu antlaşmayı onaylamamışlar ve Rusya’yı bu konuda Berlin Antlaşması’nı imzalamak zorunda bırakmışlardı. Bu durum ise Osmanlı topraklarından aldıklarının bir kısmını bırakmak zorunda kalan Balkan Devletlerinin yeniden ayaklanmalarına neden olmuştu. Gelişen olaylar sonunda Avusturya– Macaristan İmparatorluğu, Bosna-Hersek’i ilhak ettiğini ilan ederken Bulgarlar da aynı gün (05 Ekim 1908) krallıklarını ve ertesi günü de Giritliler Yunanistan’a katıldıklarını (06 Ekim 1908) ilan ettiler.

Esasen Avrupalı büyük devletleri iki gruba ayrılmışlar ve korkunç bir silahlanma yarışına girmişlerdi. Bir tarafta Almanya, AvusturyaMacaristan ve İtalya üçlüsü diğer yanda Fransa ile Rusya arasındaki ikili bağlaşmalar olmuştu. Osmanlı İmparatorluğu’nu tehdit eden Balkan yangınından başka büyük devletler arasında kaçınılmaz çatışmalara doğru hızlı gidiş açıkça görülüyordu.

Daha, Harp Okulu öğrencisiyken bile ülke sorunlarıyla ilgilenen ve bu sorunlara çözüm üretmeye çalışan Kurmay Önyüzbaşı Mustafa Kemal, yaklaşan savaş felaketinden ülkesini ancak iyi eğitilmiş ve donatılmış disiplinli bir ordunun koruyacağının bilincindeydi. Olası bir düşman saldırısına karşı üstünlük sağlamak için birinci koşul iyi eğitilmiş bir orduydu. Elbette her komutan iyi eğitilmiş birliklere sahip olmak ister. İyi bir eğitim ise doğruluğu kanıtlanmış, esasları belirlenmiş prensiplere uygun olursa olumlu sonuç verir. Bir birliğin muharebede başarı sağlaması için temel şartın iyi bir eğitim ve kuvvetli bir disiplin olduğu tartışmasız kabul edilir.

Kurmay Önyüzbaşı Mustafa Kemal, mensubu olduğu ordunun eğitim seviyesini yükseltmek için yeterli askerî yayınlara gereksinme olduğunun bilincindeydi. Nitekim mevcut talimnamelerdeki bilgiler devrin muharebe koşullarını karşılamıyordu. Eğitim sistemi ise yanaşık düzen eğitim alanlarına bağlı olarak yapılıyor ve boşuna zaman ve emek sarf ediliyordu. Birliklerin eğitim seviyesini yükseltmek için yeni esaslara göre yazılmış talimnamelere ihtiyaç olduğu gibi birlikleri yanaşık düzen eğitim alanlarından muharebe şartlarına göre eğitim yaptırabilmek için araziye çıkarmak, muharebe eğitimini orada yaptırmak gerekiyordu.

Berlin Askerî Akademisi eski müdürlerinden Alman Generali Litzmann’ın yazdığı “Bölük Muharebe Eğitimi” adlı eser, Kurmay Önyüzbaşı Mustafa Kemal’in aradığı şartları taşıyordu. Bu eser birlikleri yanaşık düzen eğitim alanlarından araziye çıkaracak ve zamanın talimname esaslarını da bünyesinde toplamış “Muharebe Meselesi” içinde eğitimi yürütecek bir sistemi içeriyordu. Bu sistem, küçük birlik komutanlarını sevk ve idarede, birlikleri de muharebe koşullarına göre eğitmekte faydalı olacak bir eserdi. Eserin sayfa sayısı az ise de içeriği bakımından yeterli olduğu görülür. Ortaya konulan çeşitli muharebe durumlarında subayları karar vermeye ve verdiği kararı uygulatmaya elverişli olup küçük birlik komutanlarını yetiştirmeye ve birlikleri de muharebe şartlarında eğitmeye yöneliktir.

“Bölük Muharebe Eğitimi” olarak yayımlanan eser, meskûn yerlerde muharebe, savunma ve taarruz konularını kapsamaktadır. Meskûn yerlerin sınırlayıcı durumlarının muharebeye etkisi, savunma mevzisinin seçimi, savunma mevzisinin hazırlanması, ateş sahalarının temizlenmesi, ateş taksimi, ateş tutmayan ölü bölgelerin kapatılması ve mevzinin işgali gibi savunmanın esasını oluşturan konular işlenmiştir. Ayrıca taarruzda birliğin aldığı tertip ve düzen, ilerleme, ateş üstünlüğü, ihtiyatların kullanılması gibi taarruz harekâtında her zaman karşılaşılacak konular ele alınmıştır.

Bölüğün Muharebe Eğitimi” ilk önce Mustafa Kemal imzasıyla 1328’de Osmanlıca olarak yayımlanmıştır. Prof. Dr. Afet İnan’ın, aslına bağlı kalarak yeni Türk harflerine çevirdiği eser, 1959 yılında Türkiye İş Bankası tarafından “ATATÜRK’ÜN ASKERLiĞE DAiR ESERLERi” adıyla yayımlanmıştır.

Genç Kurmay Önyüzbaşı Mustafa Kemal (ATATÜRK) tarafından, Almanca aslından tercüme edilen ve bağlı olduğu ordunun eğitimine katkısı olan bu eserden yeni nesillerin de faydalanabilmeleri için bugünkü Türkçeye çevrilmiştir. Kitabın birinci kısmı günümüz Türkçesi, ikinci kısmı Osmanlıca olarak yayıma hazırlanmıştır.

Kitabın tamamına ulaşmak için tıklayınız.

6- TAKTİK MESELENİN ÇÖZÜMÜ VE EMİRLERİN YAZILMASINA İLİŞKİN ÖĞÜTLER – (1916) / 16’ncı Kolordu Komutanı Mustafa Kemal

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndaki en önemli cephelerinden birisi Çanakkale Cephesi’dir. Bu cephedeki muharebelerin tarihte ayrı bir yeri ve önemi vardır.

Çanakkale Muharebeleri’nde dünyanın dört bir tarafından gelen düşmana, Çanakkale’nin geçilmez olduğu gösterilmiştir. Kazanılan bu başarı sonucunda Çarlık Rusyası, müttefiklerinden gerekli yardımı alamadığından, yıkılarak savaş dışı kalmıştır.

Çanakkale Muharebeleri’nin en büyük komutanı Mustafa Kemal’dir. Anafartalar Muharebesi’nde, emrindeki tümenle, düşman kolordusu karşısında savaşmış ve büyük başarılar elde ederek muharebenin seyrini değiştirmiştir. Bu başarıya yüksek sevk ve idare gücünün yanında kuvvetleri yerinde, zamanında ve en iyi şekilde kullanarak ulaşmıştır.

Durum ve araziyi çok iyi kavrayan ATATÜRK, Kocaçimen Tepesi’nin ve Conkbayırı kesiminin önemini anlamış ve düşmanın tehlikeli olabilecek hareket tarzlarını önceden saptamıştır.

Arıburnu Muharebeleri’nde seri kararlar vermiş ve bunları uygulamıştır.

ATATÜRK, askerlerin yanında, en ileri hatlarda bulunmuş ve böylece Türk askerinin moralini yükseltmiştir.

ATATÜRK, Çanakkale Muharebeleri’nde edindiği tecrübeler ışığında, taktik meselesinin çözümü ve emirlerin yazılmasına ilişkin önemli noktaları bu eserinde anlatmıştır. Bunların bütün subaylar tarafından bilinmesi gerektiğine işaret etmiş ve okunmasını önermiş, On Altıncı Kolordu Komutanı olarak verdiği bir emirle de subayların bu tecrübelerden yararlanmasını istemiştir.

Eserde ATATÜRK, taktik meselesini çözerken nasıl bir yöntem izleneceği, hangi noktaların göz önünde tutulması ve emir verilirken nelere dikkat edilmesi, emrin ne gibi özelliklere sahip olması gerektiği gibi günümüzde de geçerliliğini koruyan konularda çok önemli bilgiler vermektedir.

Matbaa harfleri ile 1916 yılında Edirne Sanayi Mektebi Matbaasında basılan, yedi sayfadan oluşan eserin Osmanlıca aslı Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Başkanlığı Arşivinde bulunmaktadır. Eser Tnk.Kur.Alb. İsmet GÖRGÜLÜ tarafından yayıma hazırlanmış ve 1989 yılında Harp Akademileri Komutanlığında basılmıştır. Daha sonra Gnkur. ATASE Başkanlığınca “Mustafa Kemal Tabiye Meselesinin Hâlli ve Emirlerin Sureti Tahririne Dair Nesayih” ve “Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Taktik Meselesinin Çözümü ve Emirlerin Yazılmasına Dair Öğütleri” adları altında iki ayrı kitap hâlinde 1990 yılında Ankara’da Türkçeye çevrilerek basılmıştır.

Eserin 1995 yılında ATASE Başkanlığı Birinci Askerî Tarih Kurulu tarafından yapılan baskısı ise tek kitap hâlinde; birinci kısmı günümüz Türkçesi, ikinci kısmı Osmanlıca olarak yayımlanmıştır.

Eserin Gnkur. ATASE Askerî Tarih Etüt Merkezi (ATEM) Başkanlığı tarafından hazırlanan bu baskısı ise “Taktik Meselesinin Çözümü ve Emirlerin Yazılmasına İlişkin Öğütler” adı altında yine iki kısım hâlinde günümüz Türkçesi ve özgün metinler ile çevirim yazıları şeklinde yayıma hazırlanmıştır.

Gnkur. ATASE Başkanlığı; Ebedî Başkomutan Mustafa Kemal ATATÜRK’ün askerlikle ilgili yazmış olduğu bu eserleri yaşayan Türkçeye çevirerek okurlarına sunmayı amaçlamıştır.

Kitabın tamamına ulaşmak için tıklayınız.

7- TA’LİM VE TERBİYE-İ ASKERİYE HAKKINDA NOKTA-İ NAZARLAR – (1916) / 16’ncı Kolordu Komutanı Mustafa Kemal

XX. yüzyılın yetiştirdiği büyük deha Mustafa Kemal ATATÜRK, geçirdiği ciddi ve sağlam eğitim öğretim devresinde, bir taraftan derslerle ilgilenirken diğer taraftan kendini geliştirmek için gerek askerî gerekse tarihî ve siyasi pek çok konuda kitap okumuş; kitaplardan öğrendiklerini ve tecrübelerini gelecek nesillere aktarmak üzere çok sayıda eser yazmıştır.

Mustafa Kemal ATATÜRK, bir ordunun savaşta başarı kazanması için iyi eğitim görmüş ve disiplinli bireylerden oluşması gerektiğini düşünüyordu. Bu amaçla Şubat 1916’da 16’ncı Kolordu Komutanıyken kaleme aldığı “Ta’lîm ve Terbiye-i Askeriyye Hakkında Nokta-i Nazarlar (Askerî Talim ve Terbiye Hakkında Görüşler)” adlı eserinde bu konu hakkında bilgi verir.

Eserde, askerî talim ve terbiyenin kaç şekilde icra edileceğinden, bunların gayesi ve her birine verilecek önemin derecesinin ne olacağından bahseden ATATÜRK, yapılan bütün talimlerin asıl amacının savaşta başarı sağlamak için askerlerin ve subayların sahip olmaları gereken vasıf ve üstünlükleri onlara kazandırmak olduğunu söylemektedir.

ATATÜRK’ün askerlik ile ilgili yazdığı eserler çeşitli zamanlarda yayımlanmıştır. Ancak “Ta’lîm ve Terbiye-i Askeriyye Hakkında Nokta-i Nazarlar (Askerî Talim ve Terbiye Hakkında Görüşler)” adlı eser, ilk kez Osmanlıcadan günümüz Türkçesine çevrilerek yayımlanmaktadır. 1916 yılında hazırlanmış eserde anlatılan ve vurgu yapılan hususlar, günümüzde de güncelliğini ve önemini korumaktadır.

Öğretim ve eğitim faaliyetlerini yürüten tüm kişi ve kurumların bu değerli eserden istifade edeceği düşünülmektedir. Orijinal belgesi ile yayımlanan bu eserde, askerlik mesleğinde eğitimin yeri ve önemini Başkumandan Mustafa Kemal ATATÜRK’ün bakış açısından inceleme fırsatı yaratacağı değerlendirilmektedir. 

Kitabın tamamına ulaşmak için tıklayınız.

8- ZABİT VE KUMANDAN İLE HASBİHAL – (1918) / Kurmay Yarbay Mustafa Kemal 

Mustafa Kemal ATATÜRK’ü lider yapan en önemli özelliği kuşkusuz “O”nun “entelektüel” olmasıdır. Dünyaya, hayata açık bir subayın kendini geleceğe nasıl hazırladığı “O”nun mevcut notlarından anlaşılmaktadır.

Mustafa Kemal ATATÜRK, Sofya’da bir yıldan fazla bir süre askerî ataşelik yaparken yaklaşan harbin ayak seslerini duyar. 1914 yılı başından itibaren hızlanan askerî, siyasî gelişmeleri yakından takip edip İstanbul’a raporlar gönderirken Balkan Harbi’nde ordunun yüzüne sürülen namus lekesinin silineceği kutlu zamanın gelişini beklediğini açıkça söyler.

Balkan Harbi’nin kaybedilmesinde, ordunun yapısal meseleleri ve çözüm yolları üzerinde düşünürken, Mehmet Nuri Conker bu konuları ele alıp tartıştığı Zabit ve Kumandanii adlı eserini yayınlar. Sofya Askerî Ataşesi Kurmay Yarbay Mustafa Kemal; eseri okurken kendi düşüncelerini, değerlendirmelerini kaydeder. İleride yayınlamayı planlar. Nitekim, bu bu düşüncesini hayata geçirir ve Zabit ve Kumandan ile Hasb-ı Hâl iii adıyla 1918’de yayımlama imkânını bulur. 

Kurmay Yarbay Mustafa Kemal’in ordu, asker, subay ve kahramanlık gibi kavramlarla ilgili düşüncelerini, özeleştirilerini, hatıralarını, özellikle Trablusgarp ve Balkan Harbi’nde yaşadıkları olaylara dair değerlendirmeleri Zabit ve Kumandan ile Hasb-ı Hâl adlı eserinde okunabilmektedir.

Balkan Harbi’yle ilgili olarak Nuri Conker’in “Ordumuzun son Balkan Harbi’ndeki acıklı yenilgisi, acı bir gerçektir. Hayal kırıklığına uğranıldı.” (s. 75) tespitini şu cümlelerle onaylar: “Evet, pek acı bir gerçek. Senin de açıkladığın gibi bu uğursuz gerçeğin farkına varanlar da bulunuyordu. Bence, fark etmemek için gafil veya cahil olmak lazımdı.” (s. 7). “O”nun dönemin ordusunun içinde bulunduğu duruma ilişkin eleştirisi gerçekçi tespitler içerir:

“Genellikle iyi ordularla iyi komutanların birbirlerinden ayrılmaz biçimde görülmeleri için, vakit harcayacak ortam yoktur. Ordunun kurtuluşunu vicdanen düşünenler, ikiyüzlü olmayan ahlâk sahibi namuslulardır. Mükemmel ahlâka sahip olanlar, barışın ve düzenin bozulmadığı zamanlarda, ilgiyi çekmekten fazlasıyla kaçınacak şekilde “güzel şeyler söylerler…” (s. 13)

Balkan Harbi Mustafa Kemal’in özel hayatında da derin izler bırakmıştır:

“Gerçekten, bir gün Sirenaik muharebe sahasından Balkan yangınına koşarken… Bir gün Afrika kıyısından vatanıma ulaştıracak yolların kapandığını görürken… Bir gün duydum ki, vatanım Selanik, oradaki anam, kardeşim, bütün akrabalarım -iç yüzlerini anlattığım için vatanımdan kovulduğum kişilerce- düşmana bağışlanmış.” (s. 15)

Kurmay Yarbay Mustafa Kemal’in her zaman için geçerli olan bir başka tespiti, subayın yetişmesine ilişkin olanlardır. Okul ve gerçek hayat ilişkisine dair görüşleri bugüne de ışık tutmaktadır:

“Gerçekten, Harp Okulundaki eğitim düzeyi “subayın asli görevleri”ni öğrencilerin ruhlarına sindirecek derecede tesirli değildi. Okul sıralarında, bu konuda daha ciddi, kapsamlı bir eğitim-öğretim devresi geçirilseydi dahi amacın elde edilemeyeceği inancındayım. Bana göre, gerçek ilmi verebilecek asıl mektep kıt’adır. Asıl sanat eğitimini verecek gerçek öğreticiler, eğiticiler birbirinden üstün komutanlardır. Harp Okulundan alınan diploma, genç teğmenin, bölük komutanının eğitimine hazır olduğunu gösterir. Genç teğmen, sanatın asıl ruhunu, katıldığı bölüğün askerleri önünde, bölüğün önderi yüzbaşıdan ve daha üstlerinden uygulamalı olarak işleri görürken öğrenecektir. Önce, bir takımın komutanı, sonra da bölüğe komutan olmak üzere hazırlanacaktır. İşte bu şekilde öğrenecek ve ardından öğretecektir. Ordu uygulamalı eğitiminde, ancak bu şekilde makamını dolduracak bölük, tabur, alay… vb komutanlarını yetiştirerek milletin evlatları bir sürü gibi değil, şanlı şerefli insanlar olarak şan ve şerefe yönlendirilebilirler.” (s. 19)

Subayın nitelikleri, nasıl olması gerektiği hususundaki fikirlerinin yanı sıra, taarruz ruhunu anlatırken verdiği örnekler de “O”nun dünyayı takip ettiğinin örneğini oluşturuyor.

Trablusgarp Harbi’nin, henüz tazeliğini koruyan hatıraları “İnisiyatif” başlıklı bölümde canlı tasvirlerle anlatılmaktadır. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal’in inisiyatif meselesindeki şu değerlendirmesi bugün için de aynen geçerlidir:

“Görülüyor ki bir kitleye ordu demek için o kitlenin, belirli şekillerinden birinde, parçasında veya başında bir ya da bir kaç hareket ettiricinin bulunması yeterli değildir. Ordudaki bütün emir verenlerin, orduya komuta edenleri çalışkan ve fedakâr birer yardımcı yapan inisiyatifin, bütün alışkanlıklarını kazandırmaları icap eder. Bunun için kullanılacak vasıtaları araştırma ihtiyacı, yönelinen amacın ehemmiyetiyle ortaya çıkmaktadır.” (s. 38)

Zabit ve Kumandan ile Hasb-ı Hâl, Mustafa Kemal’in müsvedde notları ile basılı metin karşılaştırmalı olarak yayıma hazırlanmıştır. Basılı metinde yer almayan kelimeler, cümleler ve paragraflar metin içinde kutular içinde gösterilmiştir. 

“Notlar” bölümünde ise metinde geçen isimler, olaylar hakkında arşiv belgelerindeki kayıtlar ve bilgiler verilerek açıklanmaya çalışılmıştır.

Zabit ve Kumandan ile Hasb-ı Hâl’in dayandığı, Nuri Conker’in Zabit ve Kumandan adlı eserinin de birlikte yer almasının uygun olacağı doğaldır. Bu nedenle, ikinci bölümde bu eser bulunmaktadır. Her iki eser günümüz Türkçesine aktarılmış ve İngilizce çevirileri yapılmıştır.

Kurmay Yarbay Mustafa Kemal’in, meseleleri derinlemesine ele alan fikrî yönünün çarpıcı bir örneğini okurken aslında on yıl sonra bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun ayak seslerini bir anlamda duymuş oluyoruz.

Genelkurmay ATASE Başkanlığı, Zabit ve Kumandan ile Hasb-ı Hâl’in karşılaştırmalı basımını Türkçe yayınlanarak geniş bir okuyucu kitlesine hitap etmeyi amaçlamaktadır.

Zabit ve Kumandan İle Hasbihal – Mustafa Kemal Atatürk / İş Bankası Kültür Yayınları

Zabit ve Kumandan İle Hasbihal – İş Bankası Kültür Yayınları – Arka Kapak Yazısı 

Mustafa Kemal Atatürk’ün yazarlığı, askerliği ve devlet adamlığının gölgesinde kalmıştır. Oysa ki Mustafa Kemal daha Harp Akademisi’nden mezun olduğu dönemlerde mesleki kitapçıklar yazdı, çevirdi. Devlet adamlığı döneminde de Nutuk’unun yanı sıra Yurttaşlık Bilgisi ve Geometri kitaplarını kaleme aldı, tarih ders kitaplarının bazı bölümlerini yazdı. 

Nuri Conker (1881-1937), Atatürk’ün mahalle, okul, meslek ve silah arkadaşıydı. Trablusgarp’ta, Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda beraberdiler. Yazdığı tek kitap olan Zabit ve Kumandan, Mustafa Kemal’in Hasbihal’i kaleme almasına vesile oldu. Cumhuriyet döneminde komutanlık, diplomatlık ve milletvekilliği görevlerinde bulundu. 

1914… Osmanlı Devleti, Balkan ve Trablusgarp savaşlarından yeni çıkmıştır. Osmanlı ordusunun iki genç subayı, bu savaşlarda yaşanan başarısızlıklar üzerine kafa yormaktadır. İlkin Nuri Conker Zabit ve Kumandan kitabında, sorunları ve çözüm önerilerini gündeme getirir. Dostu ve meslektaşı Mustafa Kemal, bu kitabı okur okumaz, Zabit ve Kumandan ile Hasbihal’i kaleme alır. 

Birbirini bütünleyen ve pekiştiren bu iki kitabın başlıca temalarından biri iyi yöneticiliktir. Her ikisi de, ordunun yaşadığı başarısızlığın asıl çözüm adresi olarak, komuta kademelerini gösterir. Askerler için hem bilimsel birikimin hem de cesaret ve kendi başına karar alma başta olmak üzere, pek çok bireysel niteliğin önemini ve gereğini savunur. 

Ancak çok geçmeden Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’na girince, Mustafa Kemal de kitabını bastırmayı ertelemek zorunda kalır. Buna karşılık iki dost, Çanakkale’de Anafartalar ve Conk Bayırı’nda, kitaplarında yazdıklarının sözde kalmadığını kanıtlar. Birlikleri zorlu muharebelerden büyük başarılarla çıkar. 
Mustafa Kemal kitabını ancak, mütarekede döndüğü İstanbul’da, 1918 sonunda yayımlar. Kitabın basımından altı ay kadar sonra da Anadolu’ya geçerek İstanbul ile ilişiğini keser. Adı mütareke ve işgalle birlikte anılan Damat Ferit Hükümeti de kitabı toplattırarak imha eder. 

Zabit ve Kumandan ile Hasbihal ilk baskısından sonra 1956’da, Hasan Âli Yücel tarafından İş Bankası Kültür Yayınları’nın ilk kitabı olarak yayımlanmıştır. Atatürk’ün doğumunun 125. yılı vesilesiyle hazırlanan bu yeni baskıda, Atatürk ve Conker’in kitapları bir araya geliyor. Üstelik özgün ve sadeleştirilmiş metinleri ilk kez karşılıklı sayfalarda bir arada…

Kitabın tamamına ulaşmak için tıklayınız.

9- NUTUK (SÖYLEV) – (1927) / Mustafa Kemal Atatürk

Atatürk’ün kendi kaleminden çıkan bu eser, yine Atatürk tarafından, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Ankara’da toplanan İkinci Kurultayı’nda 36,5 saat süren ve altı günde okunan tarihi bir hitabeye dayandığı için Nutuk adını almıştır.

Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk / Yapı Kredi Yayınları

Nutuk ilk defa 1927 yılında, biri asıl metin, diğeri belgeler olmak üzere Arap harfleriyle iki cilt olarak yayınlanmıştır. Aynı yıl, tek cilt halinde lüks bir baskısı da yapılmıştır. Yazı inkılabından sonra, bu ilk metnin okunması güçleştiğinden, 1934 yılında, Millî Eğitim Bakanlığınca üç cilt olarak yeniden basılmıştır. Nutuk, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezince yeniden basılmıştır.

Atatürk’ün yakın tarihimiz açısından büyük önem taşıyan ünlü eseri Nutuk, yıllar sonra Arap harflerinden bir kez daha çevrildi. Uzun soluklu bu çeviri süreci, eserin 1934 baskısında var olan ve günümüze ulaşan çeşitli hataları da ortaya çıkardı.

15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Cumhuriyet Halk Fırkası kongresinde bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından okunan büyük Nutuk, iki yıllık bir çalışma sonunda 1927 baskısından Latin harflerine aktarılarak Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı.

Nutuk’un Arap harfli ilk baskısının metni 627, belgeleri ise 303 sayfaydı. 1934 yılındaki ilk Latin harfli yayını belgeler dâhil üç cilt yapılmış, Milli Eğitim Bakanlığı daha sonraki baskılarda eseri çoğunlukla üç cilt halinde yayımlamıştı. Yapı Kredi Yayınları Delta Dizisi’nden çıkan baskının tamamı tek cilt olarak 1197 sayfada toplandı ve orijinaldeki 10 renkli harita da eklendi.

Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan Nutuk‘un çevirisi 1927 tarihli orijinal baskıdan yapıldı. Bu nedenle, eserin 1934’teki ilk Latin harfli baskısında yer alan hatalı okumalar ve bu baskıya dayanarak daha sonraki baskılarda yapılan hatalar Yapı Kredi Yayınları’nın bu yayınıyla düzeltilmiş oldu.

“Nutuk” adlı eser ilgili detaylı bilgi için tıklayınız. 

10- VATANDAŞ İÇİN MEDENİ BİLGİLER – (1929,1930) / Mustafa Kemal Atatürk (Prof. Dr. A. Afet İnan adıyla yayımlandı) 

Vatandaş İçin Medenî Bilgiler -1 – 2 / Mustafa Kemal Atatürk – Afet İnan (1933)

Vatandaş için Medeni Bilgiler kitabını oluşturan belgeler, Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş ve uygar devletler arasındaki yerini ancak bilinçli ve özgür düşünceli yurttaşlar yetiştirmekle alabileceği gerçeğini gören ATATÜRK’ün, bu amaçla 1929 sonbaharı ile 1930 Ocak ve Şubat aylarında yazmış olduğu yazılardır. Medeni Bilgiler, Prof. Dr. A. Afetinan’ın imzasıyla çıkmış olmasına rağmen, kitabın orijinal metinleri ATATÜRK’ün el yazıları ile çıkmıştır. Bu konuda Prof. Dr. A. Afetinan şunları söylemiştir: 

“Bu kitaplar benim ismimle çıkmış olmasına rağmen, ATATÜRK’ün fikirleri ve telkinlerinden mülhem olduğunu ve üslubunu tamamen kendisine ait olduğunu tarihi hakikatleri belirtmek bakımından bana düşen bir ödev telakki ediyorum.”

Medeni Bilgiler – Mustafa Kemal Atatürk / Örgün Yayınları

“Medeni Bilgiler” adlı kitap ile ilgili detaylı bilgi için tıklayınız.

ATATÜRK’ün bu kitapta yer alan fikir ve düşünceleri birçok kitap ve makaleye kaynak teşkil etmiştir. Bu fikir ve düşünceler, toplumdaki bireylerin yurttaşlık bilincinin gelişmesine önemli katkı sağlamıştır.

Atatürk’ün Vatandaş İçin Medeni Bilgiler adlı kitabı için İsmet İnönü’ye yazdığı mektup. (18.09.1931)

Atatürk’ün “Vatandaş İçin Medeni Bilgiler” adlı kitabı için İsmet İnönü’ye yazdığı mektup

Başvekil İsmet Paşa Hz.ne

Vatan çocuklarını eyî vatandaş olarak yetiştirmek için klasik tahsil programları arasında yer alan yurt bilgisinin ehemmiyeti malumdur. Yurt bilgisi notları olarak muallim Afet Hanım tarafından şimdiye kadar neşredilen intihap, vergiler, askerlik ve vatandaş için medenî bilgiler kitaplarının lûzumlu kısımlarını bir araya getirerek ve (vatandaş için medenî bilgiler) kitabının birinci cildi olarak yeniden bastırılmak üzere tertibini tavsiye ettim.

Devlet teşkilâtının, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Hükûmetin, Hususî idareler ve belediyelerin nasıl kurulup, nasıl işlediğini, Şirketler ve bankalarla eski kapitülasyonlar, siyasî fıkralar ve aile bahislerini ihtiva eden ve Recep Bey tarafından yeni yazılan kitap da aynı kitabın ikinci cildini tekil eder.

Bu iki kitabın Maarif vekâletince tespit edilmiş olan mekteplerin muayyen sınıflarında okutulması muvafık olur. Dera programlarına ilâve edilmek üzere her iki kitabın fihristleri bağlı olarak takdim edilmiştir.

Her iki kitap hiç bir şey mukabilinde olmaksızın sahipleri tarafından Maarif vekâletine terkedilmiştir. Kitaplar yazılırken ve yazıldıktan sonra bizzat alâkadar oldum; bunların, yazılmalarında takip edilen maksatlara hizmet edecek kıymet ve mahiyette olduklarını bilhassa kaydederim.

Bu kitabın okutulacağı sınıfların yukarısına geçmiş olan talebeye de mekteplerini bitirmeden evvel programlara ilâve olarak okutulmasını çok faydalı bulurum. Bundan başka bu kitapların memlekette yurtdaşlara okutulması için revaç temin edilecek her tetbirin kıymetli olacağı kanaatında bulunuyorum.

Bu mülahazalarımı Hükûmetin takdirine ve Maarif Vekâletinin usulü dahilinde yapacağı tetkikat ve alacağı mukarrerata terkediyorum Efendim.

18 – 9 – 1931

Reisicumhur

Gazi M. Kemal

Mustafa Kemal Atatürk’ün Yazdığı “Yurttaşlık Bilgileri” İsimli Eserin Konu Başlıkları

– Ulus

– Toplumsal Özgürlük

– Başka Ulusların Ortaya Çıkışları

– Özgürlüğün Çeşitleri

– Ulusun Genel Tanımı

– Kamuoyu

– Ulusallaşma İlkesi

– Kamuoyunun Kendi Kendine Örgütlenmesi

– Türk Ulusçuluğu

– Gazeteler

– Devlet

– Dernek Kurma Ve Eğitim Öğretim Özgürlüğü

– Egemenlik

– Dernek Kurma

– Devlet Biçimleri

– Eğitim Öğretim Özgürlüğü

– Demokrasi İlkesinin İçeriği

– Haber Verme Ve Şikayet Hakkı

– Demokrasi İlkesinin Tarihsel Gelişimi

– Bireysel Hak Ve Siyasal Hak

– Demokrasi İlkesinin Belirgin Nitelikleri

– Özgürlüğün Korunması Ve Yaptırımları

– Cumhuriyet

– Bağnazlığı Aşma (Hoşgörülülük)

– Anayasamız

– İş Bölümü

– Demokrasiye Karşı Olan Çağdaş Akımlar

– Dayanışma

– Yurttaşa Karşı Devletin Görevleri

– Çalışma Meslek

– Özgürlük

– Meslek Nasıl Seçilir Ve Nasıl Gerçekleştirilir

– Özgürlüğün Tarihsel Gelişimi

– Yurttaşların Devlete Karşı Görevleri

– Bireysel Özgürlük

11- GEOMETRİ – (1936,1937) / Mustafa Kemal Atatürk 

ATATÜRK geometri kitabını, vefatından bir buçuk yıl kadar önce 3. Türk Dil Kurultayı’ndan hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayı’nda kendi eliyle yazmıştır.

Geometri – Mustafa Kemal Atatürk / Türk Dil Kurumu Yayınları

Askerlikten gelen ATATÜRK’ü siyaset olayları büyük bir devlet adamı yapmış olduğu gibi, yurdun kültür sorunları da onu büyük bir eğitimci durumuna getirmiştir.

ATATÜRK’ün bu eseri, geometri öğretmenlerine, bu konuda kitap yazacaklara kılavuz olarak Kültür Bakanlığı tarafından yayımlanmıştır. Geometri eski terimle Hendese, eğitim sistemimizde önemli bir yer tuttuğu hâlde bunun terim düzeni çok ağdalı ve karmaşıktı. Arapça ile Farsça okul programından kaldırılmıştır. Fakat Arapça üzerine kurulmuş olan terimler kalmıştı, bu durum öğrencilerin anlama ve öğrenmelerini olumsuz etkilemekte idi. ATATÜRK öğrencideki bu anlayış yolunun tıkanıklığını açmak için bir çok terimi Türkçeye çevirmiştir.

44 sayfalık kitapta boyut, uzat, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesek, kesit, yay, çember, teğet, açı, açıortay, içters açı, dış ters açı, taban, eğik, kırık, çekül, yatay, düşey, dikey, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikiz kenar, paralel kenar, yamuk, artı, eksi, çarpı, bölü, eşit, toplam, orantı, türev, alan, varsayım gibi terimler ATATÜRK tarafından türetilip konmuştur.

Atatürk bu kitabı ölümünden birbuçuk yıl önce III. Türk Dil Kurultayından hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayı’nda kendi eliyle yazmıştır. Atatürk Arapça ve Farsça terimlerle dolu ders kitaplarının öğrenciler açısından öğrenimi geciktireceğini düşünmüştü.

Atatürk, Sivas Kongresi’nin toplandığı Sivas Lisesi’ne, Lise Müdürü ve Matematik öğretmeni Ömer Beygo ve Başyardımcısı Felsefe öğretmeni Faik Dranaz ve öteki ilgililerle Kongre salonuna geldiler. Burada önce, 4 Eylül 1919’da tarihî kongrenin toplandığı Kongre salonunu ve özel odasını gezdi ve o günkü dekoru aynen korunan bu oda ve salonda o güne ait hatıralarını anlattı. Sonra topluluk halinde Lisenin 9/A sınıfında programdaki Hendese (Geometri) dersine girdi. Bu derste bir kız öğrenciyi tahtaya kaldırdı. Öğrenci tahtada çizdiği koşut iki çizginin başka iki koşut çizginin kesişmesinden oluşan açıların Arapça adlarını söylemekte  zorluk çekiyor ve yanlışlıklar yapıyordu. Bu durumdan etkilenen Atatürk, tepkisini, “Bu anlaşılmaz Arapça terimlerle, öğrencilere bilgi verilemez. Dersler, Türkçe, yeni terimlerle anlatılmalıdır.” dedi ve tebeşiri eline alıp, tahtada çizimlerle “zaviye”nin karşılığı olarak “açı”, “dılı” nın karşılığı olarak “kenar”, “müselles”in karşılığı olarak da “üçgen” gibi Türkçe yeni terimler kullanarak, bir takım Geometri konularını ve bu arada Pythagoras teoremini anlattı.

Atatürk, dilimize karşılığı “koşut” olan “muvazi” kelimesinin yerine kullandığı “paralel” teriminin kökenini açıklarken Orta Asya’daki Türklerin, kağnının iki tekerleğinin bir dingile bağlı olarak duruş biçimine “para” adını verdiklerini anlattı. Atatürk, bu derste aynı zamanda ders kitaplarının birkaç ay içinde Türkçe terimlerle yazdırılıp bütün okullara ulaştırılmasını emir buyurdu.

Geometri – Mustafa Kemal Atatürk / Örgün Yayınları

Geometri kitabı, “Başlangıç Tarifler” başlığı altında; cisimlerde var olan üç boyutun açıklanması ile başlar. Daha sonra hacmin açıklaması yapılır. Hacim ile yüzey arasındaki fark belirtildikten sonra çizginin tarifi yapılır. Geometrinin nasıl bir ilim olduğu açıklanır. Eser üç kısımdan meydana gelmiştir.

Birinci Kısmında; Çeşit çizgilerin anlatımı yapılmasının ardından , çember başlığı altında dayire, yay, derecenin anlatımı misallerle verilip çap, yarıçap, kiriş, ok, kesek, değme kelimelerinin anlamı açıklanmıştır. Paralel sözcüğünün açıklanmasından sonra, açı tanımı yapılarak, çeşitli açılar misallerle anlatılmıştır. Devamında doğru çizginin türlü durumları ele alınarak doğru, eğik, yatay çizgiler misallerle açıklanmış, bu çizgilerden meydana gelen açıların tanımı ve derece olarak hesapları birer misalle anlatılmıştır. Çok kenarlarla çitlenmiş olan bir düzey parçası olarak tanımlanan poligonlar; üçgen, dörtgen, beşgen, altıgen, yedigen ve sekizgenlerin açıklanmasının ardından, üçgenlerin çeşitleri ve açı değerleri ile paralelkenar, dikey dörtgen, eşkenar dörtgen, kare ve yamuk da dörtgenler ismi altında yine misallerle açıklanmıştır.

İkinci Kısım; Düzeylerin Ölçülmesine ayrılmıştır. Birinci kısımda tanımı yapılan geometrik şekillerin alan hesaplarının nasıl yapılacağı yazılı olarak ifade edilirken, matematik işlemleriyle de bu anlatım misallendirilmiştir. Bazı düzeylerin alan hesaplarının işlemlerinde değişik çözümler de gösterilmiş ve buna ait örnek de eserde yer almıştır. Ayrıca, imsel şekillerin çevreleri ile alanları arasında oran hesaplamaları işlem olarak örneklerle gösterilmiştir.

Üçüncü Kısım ise Katıylar başlığı altında; silindir, pürüzma, koni, piramet ve yürenin anlatımları yanında, alan ve hacım işlemlerinin nasıl yapılacağı verilen misallelerle ifade edilmiştir.

Eserin son kısmında yer alan ‘Atatürk’ün geometri kitabında kullandığı ve tanımladığı terimler’ başlığı altında bir dizin verilmiştir. Atatürk’ün kullandığı ve tanımladığı terimlerin sayısının yüz yirmi dokuz olduğu, bu terimlerin abece sırasıyla verildiği, terimlerin tanımları Atatürk’ün üslubuna ve yazımına olabildiğince sadık kalınarak yapıldığı ifade edilmiştir. Ancak bazı tanımların sözlük düzeni içerisinde verilebilmesi için yalnızca söz diziminde küçük değişikliklere gidildiği belirtilmiştir.

Atatürk’ün Türkçe’mize kazandırdığı geometri terimleri; açı, açıortay, alan, artı, beşgen, boyut, bölü, çap, çarpı, çekül, çember, dış ters açı, dikey, dörtgen, düşey, düzey, eğik, eksi, eşit, eşkenar, gerekçe, iç ters açı, ikizkenar, kesit, konum, köşegen, oran, orantı, paralelkenar, taban, teğet, toplam, türev, uzam, uzay, üçgen, varsayı, yamuk, yatay, yöndeş’tir.

Kaynak: “Tarihsel Bir Anı”, Bilim ve Teknik, Öner Kol Kasım 1981, Sayı: 180, sayfa:16.

Agop Dilaçar Anlatıyor:

“Geometri kitabını Atatürk, ölümünden bir buçuk yıl kadar önce Üçüncü Türk Dil Kurultayı (24-31 Ağustos 1936)’ından hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayı’nda kendi eliyle yazmıştır. 1936 Sonbaharında bir gün Atatürk beni, Özel Kalem Müdürü Süreyya Anderiman’ın yanına katarak Beyoğlu’ndaki Haşet Kitabevi’ne gönderip uygun gördüğümüz Fransızca Geometri kitaplarından bir tane aldırttı. Bunlar Atatürk’le birlikte gözden geçirildikten sonra, yazılacak Geometri kitabının genel tasarısı çizildi. Bir süre sonra ben ayrıldım ve kış aylarında Atatürk bu eser üzerinde çalıştı. Geometri kitabı bu emeğin ürünüdür.”

Kaynak: Agop Dilâçar, “Geometri” kitabının “Önsöz”ü, Türk Dil Kurumu Yayını, 1981, s.V

Atatürk’ün, 10 Ocak – 9 Mart 1937 tarihleri arasında yazdığı bu eseri, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 1937 yılında Devlet Basımevi’nde bastırılmıştır.“Geometri” adını taşıyan bu kitapta bu adın hemen altına şu kayıt düşülmüştür:

“Geometri öğretenlerle bu konuda kitap yazacaklara kılavuz olarak Kültür Bakanlığı’nca neşredilmiştir”.

Geometri kitabı hakkında daha detaylı bilgi edinmek için tıklayınız.

Kaynakça: Türk Silahlı Kuvvetleri

Derleyen: Salih Gümüştaş




Yorum Yapmasam Olmaz :)