MUTEBER KURGU

 “Kurgu, gerçekliğin örtbas ettiği hakikati açığa çıkarır.”

– Jessamyn West

Maximilian Ponder’ın Muteber Beyni

1975 yılının yaz aylarında, 21 yaşındaki Maximilian Ponder, benzeri görülmemiş bir projeye başlama kararı alır. 21 yıllık hayatı boyunca hatırladığı her şeyi yazacak ve böylelikle kendi beynini dizinleyerek tam bir katalogunu oluşturacaktır. O güne kadarki deneyimlerini kirletmemesi amacıyla yeni tecrübelerden uzak duracak, bu uğurda dünyadan elini ve ayağını tamamen çekecektir. Bu projesinde, çocukluğundan itibaren en yakın arkadaşı olan Adam Last, kişisel yardımcısı görevini üstlenecektir. Hayalini kurduğu şey ise, katalogunu tamamladıktan sonra, uzmanların, beyniyle katalogunu karşılaştırarak nihayetinde insan beyninin sırlarını açığa çıkarmalarıdır.

maximilian-ponderin-muteber-beyni

John W. Ironmonger’ın yayınlandığı tarihten bu yana (2012) azınlıkta kalan bir okuyucu kitlesi dışında pek keşfedilememiş değerli romanı, Maximilian Ponder’ın Muteber Beyni,” az önce anlattığım “eşsiz” addedilebilecek kurgu çatısının içinde geçiyor. Roman, 30 yıl sonra, Ponder’ın cansız bedeni bir masadayken, katalogu tamamlanmış, etrafı ciltler dolusu yazısıyla doluyken, arkadaşı ve yardımcısı Adam Last’in polisi aramadan ve son korkunç görevini yerine getirmeden önceki haliyle başlıyor. Roman boyunca hem arkadaşı Last’in geçmişe yönelik anlatıları, hem de araya konuyla ilgili Maximilian Ponder’ın kataloga yazdıkları ile iki tabanda hikâyeyi okuyoruz. Birbirini tamamlayan bu iki anlatı, soruların birini cevaplamadan bir başka soruyu daha ortaya çıkarmakta oldukça kullanışlı bir hal alıyor ve kitabın sonuna kadar, belki başka türlü anlatılsa zaman zaman okuyucuyu sıkabilecek, Max’in takıntılı olduğu haliyle oldukça fazla detayı içeren bir öyküde en ufak bir tempo kaybının yaşanmamasını sağlıyor. Bunun ötesinde, detayları daha da ilgi çekici ve romanın kurgusundaki gerçekliği artırıcı bir görev de üstleniyor. Ponder’ın 30 yıl boyunca, dünyadaki gelişmelerden bihaber, zaman zaman nostaljiye öykünen, sıklıkla üzücü hikâyesinin yanında Last’in dostluğu ve gözlemlerine dayalı geçmiş zaman öykülerinin akıcılığıyla seyreden önermeler, farklı katmanlarda pek çok soruyu okuyucuya sordurmaya muktedir oluyor. Anılarımızın ve bildiklerimizin tamamını yazıp kaydetmemiz mümkün müdür? Hatıralarımızın ne kadarı gerçektir? Ne olduğumuza dair bilgilerimizin ve felsefemizin değeri nedir? Ek olarak, kitabın pek çok incelemesinde üstünde pek durulmayan, esasında her kurgucunun ve yazarın da (ister hayal ister gerçek, yazıp kaydetme, unutmamak için notlar alma alışkanlığıyla birlikte elbette) bir miktar Maximilian Ponder olduğuna dair izlenim ve kitaba bu yönden yaklaşarak yapılacak ikinci okuma için de güzel bir seçenek sunuyor. “Yazmak hatırlamaktır,” diyen değerli hocam, yazar, Feridun Andaç’ı hatırladım birden.

İNSAN BEYNİNİN HARİTASI

Sordurduğu soruların yanında roman, aynı zamanda hayat, dostluk ve hatırlamak üzerine düşüncelerin serpildiği bir yapıya da bürünüyor. Ponder’ın beyninin patolojik yönü üzerine daha fazla gidilse ve sözgelimi, kurgulanan Adam Last karakteri de bu konuda uzmanlaşmış bir karakter olsaydı, romanın rahatlıkla bir bilim-kurgu romanı olduğu da söylenebilirdi. Çünkü hazırda, hayatı ve hatırayı sorgulamakta bilim-kurgu yazınının izleklerinin izlerine rastlamak da mümkün. Romanın daha geniş çerçeveden bakan yönünün de elbette katkısıyla, yazınını bu kadar sevmemdeki bir başka etken de yazarının deneyim ve araştırmasının şüphe götürmez olduğu yerlere parmak basmaya ve bu baskı etrafında bir set oluşturmaya gösterdiği özen olacaktır.

john-w-Ironmonger

Doğu Afrika’da doğup büyüyen ve aslen bir zoolog olan yazarın, gerek bölge gerek hayvanbilimi üzerine deneyimlerini, Max’in detaycı zihninden ve Last’in anlatısından fışkırmasına sıkça rastlıyoruz. Karakterlerinin etrafına ardı ardına yığdığı detaylarla kurgunun inanılabilirliğini sağlamlaştırdığını, Max’in katalog yazıları ile metnin altına yerleştirilen gizli alaycılık ile her an üstkurmacaya (metafiction) kaçabilme riski taşıyan metni, sabit ve dengeli bir hizada tutabilmeyi başardığını gözlemliyoruz. Kitabı, babasını kaybettikten sonra kaleme alan, yazdıktan sonra ise kimsenin böyle bir kitabı okumayı istemeyeceğini düşünerek çekmecesine kaldıran yazar Ironmonger, daha sonra oğlunun verdiği destekle şansını dener ve kitabı yayıncılardan beklemediği bir ilgi görür. “Kitabın adı dışında hiçbir şeyi değiştirmediler,” diyor Ironmonger. Kitap için asıl düşündüğü isim “Interesting Brain Of Maximilan Ponder”ken, “görünen o ki enteresan (interesting) kelimesi yeterince enteresan değilmiş, bu nedenle muteber (notable) kelimesiyle değiştirdiler ve ‘muktedir olmayan’ (not able) anlamını da çağrıştırdığı ve bu yolla Max’in hasarlı aklına işaret ettiği için ben de bu kelimeden memnunum,” diye ekliyor.

Eğer internet üzerinde belirtilen tarihlerde tutarlı davranılırsa, kitap, siz bu yazıyı okurken, yaklaşık bir gündür raflarda Kolektif Kitap etiketiyle bulunuyor olacak. Kitabı raflara sunmadan haftalar önce okuma kopyasını ulaştırarak, bu anlamda şu an için sadece birkaç yayınevinin gösterdiği bu titizliğin, diğer yayınevlerine de örnek olması umudunu taşıyoruz. Kitabın tercümesini ise geçen hafta Ray Bradbury tercümesiyle karşılaştığımız Elif Ersavcı üstlenmiş ve oldukça başarılı olduğunu da belirtelim.

GİZEMLİ BİR VAKA

john-w-ironmonger-kitaplariYazarın bu kitabı dışında henüz tercümesi bulunmayan “The Coincidence Authority” (2013) ve “Daughters of Artemis” adında iki kitabı daha bulunuyor. Özellikle ilgi çekici olan “Daughters of Artemis” (2002) kitabının kurgu çatısı, aynı yıl başlayan, Eisner ödüllü ve yazarlığını Brian K. Vaughn’ın yaptığı çizgi-roman serisi “Y – The Last Man” ile inanılmaz benzerlikler taşıyor. Bu durum, birbirinden bağımsız iki yazarın aynı tarihlerde, birbirlerinden etkilenmeden, aynı hayallerden yola çıkarak eserler ortaya koyabileceğine dair de ilginç bir örnek teşkil ediyor. Ancak bunun yanında, yazarın 2002 tarihli bu kitabını pek çok kaynaktaki biyografisinden özenle uzak tutup ilk romanı olarak ısrarla Maximilian Ponder’ın Muteber Beyni’nin anılması bir yandan akıllarda soru işaretleri oluşturuyor. Çünkü Maximilian Ponder’ın Muteber Beyni aynı zamanda 2012 yılı Costa İlk Roman Ödülünün adayları arasında da bulunuyordu.

Yazarın diğer eserlerini de dilimizde görmek umuduyla ve haftaya görüşmek dileğiyle…

(Maximilian Ponder’ın Muteber Beyni, J. W. Ironmonger, Kolektif Kitap, 308 sf.)

M. Salih KURT

mustafa.salih.kurt@gmail.com

Yorum Yapmasam Olmaz :)