NEDENSİZ EFSANE: SOĞUKKANLILIKLA

Clutter-cinayeti

John Fowles’un baş döndürücü romanı Büyücü’nün büyücüsü Cocnhis bir gün karar verir ve kütüphanesindeki bütün romanları yakar. Suç ve Ceza, Madam Bovary, vesaire. Efsane yazarların bütün kurgu kitaplarını, hep beraber yakar. Conchis hayatın, hayal gücünün çok önünde olduğunu ve birilerinin  – eninde sonunda – kısıtlı hayal gücü ile kurguladığı, atmasyon hikâyelere ayıracak vakti olmadığına karar vermiş ve hayal ürünü bütün kitapları bir gecede yakmıştır. Kütüphanede sadece gerçek olayları anlatan kitaplar kalmıştır. Şayet Truman Capote’un  Soğukkanlılıkla isimli romanı o zamanlar Conchis’in kütüphanesinde olsaydı kurgu kitaplar için alınan ibretlik karardan kurtularak ateşi boylamayacak ve sapasağlam ömrüne devam edebilecekti.

Truman Capote and Harper LeeTruman Capote, 16 Kasım 1959  sabahı New York Times gazetesinde yayınlanan üç yüz kelimelik bir haberi okuduktan sonra arkadaşı Harper Lee ile derhal olay mahalli Kansas, Holcomb’a, haberin kaynağına, intikal ediyor  ve çok ilgisini çeken bu olay ile ilgili araştırmalarına derhâl başılıyor. Kaydedilen binlerce sayfa notun altı yıl süren işlenmesinin sonucu baldan tatlı bir eser, soğukanlılıkla işlenmiş cinayetler ve neticelerini aktaran bir kitap meydana geliyor: Soğukanlılıkla.

Ramones isimli grubu ömrünüzde hiç duymamış, görmemiş olabilirsiniz fakat müziklerini muhakkak dinlemişsinizdir. İşte Truman Capote’u tanımadığınızı sanabilirsiniz ama ismi mutlaka bir yerlerden kulağınıza çarpmıştır. Örneğin; sinemayla biraz ilgilenen herkesin bildiği, başarılı kabul edilen film Tiffany’de Kahvaltı, bir Truman Capote uyarlamasıdır. Hadi bu da olmadı, bu ilginç adamın ismine mutlaka “En … On Yazar” listlerinden birinde rastlamışsınızdır. Capote’un vukuatı ve entrikası boldur. Sürükleyici ve okunmaya değecek eserlerin de ayrıksı ve vukuatı bol adamlardan çıkması, yığın düzenine karşı harika bir doküman. Onlar olmasa bu devrilip giden yığın arasında nefes alamayacak, ışığı hissedemeyecek hâle gelip temelli gömüleceğiz.

holcomb

Soğukkanlılıkla, bir terrör masalı. Cinayetlerin meydana geldiği Kansas, Holcomb sakinlerinin ve sürüp giden hayatlarının mercek altında bizlere aktarılması ile başlıyor. Kasabaya ve insanlarının arasındaki ilişkilere tanık olurken bir yandan olayların müsebbibi ikili Perry ve Dick’in nerelerde, ne yaptığını takip ediyoruz. Perry ve Dick, yakın dönem Türk sinemasında kaderin tokadını yemiş sınıfına girecek tipler. Travmatik çocukluklar, özellikle Perry’nin zihni travmalar arası yolculuklar yüzünden, ömrünün sonuna kadar kendisi ile beraber olacak bir hayal dünyası ve güç hayvanı (power animal – Fight Club’ta görüldüğü gibi.) oluşturmasıyla sonuçlanmış. Hatta ömrünün son gününde, bu hayal dünyasında zirveye ulaşan sahneler tasvir ediliyor. Dick ise biraz kof biri. Hâl ve tavırlarının dışında başka biri var. Heyecanlı ve numaracı… Gerisi boş… Tam bir serseri fakat aptal bir serseri. Travmatik geçmişlerinin yanı sıra ikisi de ölümcül kazalar geçirmiş. Perry’nin motosiklet kazası, zihinsel ve fiziksel olarak izlerini bir güzel bırakmış. Okurken şahit olacağınız gibi Perry; yanından ayırmadığı kolisi, başkalarının değerlerine sahip egosu ve  tam randıman kompleksleriyle tam bir dayaklık. Dick ise tam aykırı yönde bir portre çizmesine ve cinayetlerin asıl planlayıcısı olmasına rağmen fazla üzerinde durulmaya değmeyecek sıradan biri.

Kasabanın ve faillerin tanıtılmasına müteakip Pazar ayinine giden cemaatin cesetler ile karşılaşmasını; ardından Perry ve Dick’in dolambaçlı, akılsız kaçışlarını; yakalanmalarını; sürekli itirazlar ile yıllara yayılan yargılanmalarını ve kaçınılmaz sonu okuyacaksınız Soğukanlılıklanın dört yüz küsür sayfası boyunca.

holcomb-cinayetleri-sogukkanlilikla-truman-capote

Olayların gerçek olması nedeniyle ister kitabı okurken ister okuduktan sonra internette ufak bir gezinti yaparak Capote’den farklı bir bakış açısı ile değerlendirebilirsiniz. Maktüllerin, sanıkların, halkın ve soruşturmayı yürütenlerin yüzlerini görmek; bunlara bakarak okumak kitabın zevkini arttırıyor. Capote’un ısrarlı detaycılığı sayesinde adı geçen her karakter ile az çok tanışmış gibi oluyorsunuz. Şahsen ben Hükümet Binası’nın müdürü bayanın hislerini kendime en yakın olanlar olarak görüyorum.

Kitabın ilk akla getirdiği soru, mükemmel cinayet var mıdır? Evet, vardır. İşi halledip geride hiçbir iz bırakmaz, kurbanı bile kusursuz bir biçimde yok edebilirseniz mükemmel cinayeti işlemiş olursunuz. Örneğin George Sulizer’in Spoorloss adlı filminde iki cinayet tamamen çözülemez, dolayısıyla birinin bilinmesine rağmen katili ile sonsuzluğa mahkum bir suçtur ve polisin tüm yetkinliğine rağmen çözülemeyecektir. in-cold-blood

Clutter ailesi cinayetlerinde durum kaçınılmaz olarak bu yönde ilerlerken Perry’nin akıl almaz yükleri sayesinde yüz seksen derece dönüyor. İşin içine tutunamayan ve yerinde duramayan bir karakteri, yani Dick’i, sokarsanız kendinizi bulacağınız yer kaçınılmaz olarak  köşe olacaktır. Görünen o ki planlar her zaman tutmaz, tüm olasılıkları asla hesaplayamazsınız, polis sayıca üstündür ve belki de en can alıcı ama bir o kadar da klişe durum: Asla olay mahalline geri dönülmemelidir.

Bir diğer konuysa adalet sistemi, tam olarak fonksiyonel değildir. Hapishanelerin amaçlarından biri olan suçlu ıslahı, çok az mahkum için işe yaramakta. Hapishaneye bir kez girdikten sonra bir eşik aşılmış gibi tekrar suç işlemeye karar vermek kolaylaşıyor, hatta karar verme mekanizması es geçilip zaten yaptığı işe devam ediveriyorlar. Kitapta kilit bir rolü olan ama pek fazla görünmeyen mahkum bile Perry’nin tahminlerini bire bir doğru çıkartarak elde ettiği parayı ve şartlı tahliyeyi bir nefeste harcıyor. Bir defa suçlu, hep suçlu gibi bir durum çıkıyor; kurunun yanında yanacak yaşları hesaba katmazsak.

Bu arada, üç yüzlü sayfaların sonlarında tanıştığımız, ailesini katleden üniversiteli katil Andy’nin cinayetlerini işleyişinin anlatıldığı bölümler, neredeyse The Doors’un The End parçasının son kısmında anlatılanların romana nakledilmiş hâli gibi. O sayfayı okurken şarkıyı da duyabiliyorsunuz.

(Soğukkanlılıkla, Truman Capote, Çev. Ayşe Ece, Sel Yayıncılık, 418 sayfa)

Cem TOPUZ

4400th@gmail.com

perry-smith-sogukkanlilikla-capote

 Perry Smith’in Isa çizimi

dewey_t460

Soruşturmayı yürüten dedektif Dewey’in mezarı

stain_t460

Bay clutter’a ait olduğu iddaa edilen kan lekeleri

rupp_graves_t460

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Yanımda yürür, konuşur benimle, Onun olduğumu fısıldar kulağıma. Mutluluktan ayaklarımız yerden kesilir Başbaşa kaldığımız o özel anlarda..” www.eskimeyenkitaplar.com #TrumanCapote #book #books #buch #libro #livre #literature #kitaplar #kitap #starbucks #coffee #instagood #instakitap #incoldblood #Holcomb #clutter #eskimeyenkitaplar

Eskimeyen Kitaplar (@eskimeyenkitaplar)’in paylaştığı bir gönderi ()

3 Comments

  1. gexer says:

    vahşetin ve cinayetin yüceltildiği bu tarz romanları kınamak hapishanelere yasalara kurallara karşı gelmekten dah kolay değl mi? hastasınız siz.

  2. DeXteR says:

    Kitabı aldım 🙂 yazlığa gidip okumak için sabırsızlanıyorum. Duyduğuma göre Truman’ın en iyi romanıymış. Daha öncesinde Tiffany’de Kahvaltı’ kitabını okumuştum. Tadı damağımda kalmıştı açıkçası..

Yorum Yapmasam Olmaz :)