NOBEL ÖDÜLLÜ YAZARDAN ÇARPICI ROMAN

Çağdaş edebiyatın temsilcilerinden Nobel ödüllü yazar Herta Müller’in kendi hayatıyla da paralellikler taşıyan romanı okuyucularla buluşuyor. Daha önce “Yürekteki Hayvan” ve “Tilki Daha o Zaman Avcıydı” kitaplarıyla Türkçeye kazandırılan Müller’in “Tek Bacaklı Yolcu” kitabı Siren Yayınları’ndan çıktı.
 
“Tek Bacaklı Yolcu” isimli roman, Romanya’dan Almanya’ya göç eden İrene’nin hikâyesini anlatıyor. İrene’nin hikayesi ile toplumsal travmaların birey üzerindeki etkileri çarpıcı bir şekilde okuyucuya yansıtılıyor.
 
Müller, 2012’de Mo Yan’ın Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasını eleştiren yazarların da başında geliyordu. Özellikle Mo Yan’ın “sansür” konusundaki açıklamalarını sindiremeyen Müller, ödülün hak etmeyen bir yazara verildiği açıklamıştı.
 
 
Tek Bacaklı Yolcu Kitabının Arka Kapak Yazısı
 
Nobelli Yazar Herta Müller’den Sarsıcı Bir Roman: Tek Bacaklı Yolcu

Çağdaş edebiyatın en önemli seslerinden Nobel ödüllü yazar Herta Müllerden sorularla dolu ve soru işaretlerinden yoksun bir roman: Tek Bacaklı Yolcu. Müllerin benzersiz dili ve anlatımı eşliğinde sert, soğuk ve müdanasız bir ahir zamanlar portresi. Bir kadın ve üç erkek; bir kadın, birkaç ülke, bir deniz, dört duvar ve bitimsiz kentler… Aştıkça yenileri keşfedilen sınırların üzerinde bir denge mücadelesi, kuşatan korkular, ıssız odalar.

Herta Müller, Romanyadan Almanyaya göçtükten sonra yazdığı bu ilk romanda yabancılaşmanın öyküsünü hücresel kesitlerle betimliyor; var olmanın imkânsızlığını, kolektif acıları ve yüreğe çöken yabancıyla düşülen yolları anlatıyor. Yaşam hastalığından iyileşen çıkmıyor; yolcular hep utanç, yalnızlık ve yoksunluk eşliğinde yürüyor. Yaşam illetinin devası, içinde yaşadığımız şu karanlık, suçlu ve suçlayan dünyada, bulunmuyor.

Herta Müller, Tek Bacaklı Yolcuda yalnızlığı taştan bir duvar gibi örüyor önümüze; taş kadar soğuk, taş kadar somut. Öyle bir yol ki tutulan, yolcuların hepsi ağır yaralı.

Ve diktatörler, işkenceciler, gözlerini dikip her şeyi izleyenler, yalnız ve örselenmiş bedenlerin içinde, her daim nöbette.

Kauçuk mermi, yürekte.

Leave a Comment