OKUMA ÖNERİLERİ: İRLANDA EDEBİYATI

İrlanda Edebiyatı

Hıristiyanlığı kabul etmeden önce İrlanda halkının yazılı bir edebiyatı yoktu. İrlandalılar, Hıristiyanlığı benimseyince Romen harflerini de kabul ettiler. M.S. 600 yıllarına kadar İrlanda edebiyatında çeşitli efsaneler, halk şiirleri görüldü. Bu devirden sonra da yazılı edebiyat başladı. İlk olarak eski çağlardan beri halk arasında dolaşan efsaneler yazıldı. Bu devir, İrlanda edebiyatının altın devridir. Hıristiyanlığın ilk devirlerinde İrlandalılar, azizlere ait pek çok efsane yaratmışlardır.



İrlanda Edebiyatına Damgasını Vuran 16 Kitap:

1. Dublinliler – James Joyce

http://www.eskimeyenkitaplar.com/wp-content/uploads/2018/02/Dublinliler-James-Joyce

Dublinliler, James Joyce’un on beş öyküsünü içeren ve ilk basımı 1914’te Londra’da yapılan hikâye kitabı. Öykülerde, 20. yüzyılın ilk yıllarında Dublin’de ve çevresinde yaşayan orta sınıf İrlandalılar’ın yaşantısı anlatılır.

2. Angela’nın Külleri -Frank McCourt

angelanin-kulleri-frank-mccourt

Angela’nın Külleri, İrlanda asıllı ABD’li öğretmen ve yazar Frank McCourt’un 1996 yılında yazdığı Pulitzer Ödüllü otobiyografik kitabının adıdır. Özgün adı Angela’s Ashes’dir. Pek çok dilde defalarca basılan bu anı kitabına birçok ödül verildi.

3. Frankenstein – Mary Shelley

frankenstein-mary-shelley

Frankenstein ya da Modern Prometheus, İngiliz yazar Mary Shelley (1797–1851) tarafından yazılan ve genç bir bilim insanı olan Victor Frankenstein’ın yarattığı alışılmışın dışında bir bilimsel deneyde garip şekilli ama akıllı bir yaratığın hikâyesini ele alan romandır. Shelley, hikâyeyi 18 yaşındayken yazmaya başladı ve romanın ilk baskısı, 1 Ocak 1818’de yazar 20 yaşındayken Londra’da isimsiz olarak yayımlandı.

4. Ulysses- James Joyce

ulysses-james-joyce

Bundan 90 yıl önce, İngilizce konuşan ülkelerde sansür nedeniyle basılamadığı için Paris’te basılan, ancak 1934’ten itibaren serbest kalan Ulysses, o günden bugüne 20. yüzyıl edebiyatının en etkili kitaplarından biri olarak yerini sağlamlaştırdı.

Ulysses hayatın tüm gerçeğini anlatan, gündelik hayatımızı en çıplak haliyle, kahramanların zihninin içinden gösteren bir kitap. En sıradan, tekil ayrıntıları tam olarak tasvir ederek, tek bir şehir, tek bir gün ve üç kişinin hikâyesinden tüm insanlık haline bir ayna tutuyor. Anlatım sanatına getirdiği yeniliklerle, kitap boyunca üsluptan üsluba geçmesiyle, içeriğindeki sayısız çapraz referansla, dünya hallerine bıyıkaltından gülerek, hiçbirşeyi çok ciddiye almadan, ama hiçbir zaman sempatiyi de elden bırakmayan bakışı sayesinde, Joyce’un tahmin ettiği gibi profesörleri meşgul edegeldiği gibi, kitabın güzelliğini gören pek çok edebiyatseveri de kendine bağladı, Ulysses’i izleyen pek çok romanı etkiledi.

5. Boğa Güreşi – Roddy Doyle

boga-guresi-roddy-doyle

Boğa Güreşi, Man Booker ödülü sahibi İrlandalı yazar Roddy Doyle’un, birbiriyle ilişkilendirilebilen on üç öyküsünden oluşuyor.  Okullardan barlara, mutsuz yatak odalarından tabuta, bebek bakımından boğa güreşine uzanan öykülerdeki hüzün her satırda hissediliyor. Geçmişin muhasebesini yapan, geleceğe dair hayaller kurmaya çalışan, bugünün sıkıntılarını tedavi etmeye çabalayan ve aile yaşamına, dost meclislerine rağmen yalnızlık ve yitirmişlik duygusuyla boğuşan karakterlerin aktardığı öyküler pişmanlıklar, özürler, affetmeler, kayıplar ve nadiren de olsa umutlarla örülü.

6. Brooklyn – Colm Tóibín

brooklyn-colm-toibin

2009, Costa Roman Ödülü

50’lerin İrlanda’sının bir taşra kasabasında, birçok genç kız gibi Eilis Lacey için de imkânlar kısıtlıdır. Ablası ona Amerika’ya göç etme imkânı yarattığında, Eilis ailesini, arkadaşlarını ve geçmişini ardında bırakarak gitmesi gerektiğini hisseder. Brooklyn’de kalabalık bir evde oda tutan Eilis, katlandığı fedakârlığın yavaş yavaş farkına varır. Evinden uzakta, sıla hasreti içindeki genç kadın, yılmak yerine her gün adım adım yeni hayatına alışır, arkadaşlıklar kurar, kendine bir gelecek yaratır. Gelgelelim İrlanda’dan gelen bir haberle hayatı alt üst olacak, sorumlulukları ile arzuları arasında neredeyse trajik boyutta bir ikilem yaşayacaktır. Yayımlandığı yıl birçok eleştirmenin “Yılın Kitapları” seçkisine dahil ettiği Brooklyn, Costa Roman Ödülü’nü kazandı ve 2015 yılında John Cowley tarafından filme çekildi.

7. Sanatçının Genç Bir Adam Olarak Portresi –  James Joyce

sanatcinin-bir-genc-adam-olarak-portresi-james-joyce

James Joyce’un yarı otobiyografik bu romanı, genç Stephen Dedalus’un bir sanatçı olabilme arzusuyla, hayal gücünü boğan ve yaratıcılığını sindiren kiliseye, okula ve topluma başkaldırışını anlatıyor. Joyce’un İrlanda’da geçen çocukluk ve gençlik yıllarından esinlenerek kaleme aldığı bu anlatı, sanatçının bağımsızlığını ilan etmesi için ailevi, kültürel ve milli değerlerini sorgulamasını ele alıyor. 19. yüzyıl sonunda Dublin’de dünyaya gelen Stephen Dedalus’un bilinci, İrlanda’nın tarihî ve siyasi hareketleriyle, Katolik Kilisesi’nin kültürü ve değerleriyle yoğrulmuştur. Roman boyunca entelektüel, cinsel ve manevi gelişimini adım adım izlediğimiz Stephen, aldığı dinî eğitim ve ilkgençlik yılları boyunca kendisini öğretmenlerinden, ailesinden ve çevresinden ayrı tutanın ne olduğunu fark edeceği bir uyanış anına doğru ilerlemektedir. Sanatçı’nın Bir Genç Adam Olarak Portresi, Dublinliler’in sosyal gerçekçiliğini Ulysses’in sembolizmine bağlayan bir halka niteliği taşıyor.

8. Deniz – John Banville

deniz-john-banville

“Dünyanın kayıtsızlığına kayıtsız kalmayan bir yazar.”

–Guardian –

Max Morden, karısının ölümüyle birlikte yüreğinde onulmaz bir acıyla kalakalan bir adam, yetişkin kızıyla bağları koptu kopacak bir baba ve güya Fransız ressam Pierre Bonnard hakkında monografi yazmakla uğraşan bir sanat tarihçisi. Çocukken ailesiyle birlikte gittiği bir sahil kasabasında konaklıyor. Anılarındaysa Chloe ve Myles adlı ikiz kardeşlerin esrarlı hikâyesi var. Hafızasını yokladıkça gemi azıya alan düşlem gücü, olmadık menfezlerde başıboş gezinirken, durgun çalkantısız denizin üzerindeki pus da ağır ağır kalkmaya başlıyor.

Sevgi, keder ve hatırlama üzerine kurulu, dehşet ile mizahın kusursuz bir şekilde dengelendiği, bir solukta okuyacağınız dorukta bir yapıt.

9. Hayalet Yazılar – David Mitchell

hayalet-yazilar-david-mitchell

Doğu’dan Batı’ya uzanan dokuz ülkede dokuz ruhu birbirine bağlayan şey nedir? Tesadüf mü,  kader mi?

Okinava’da tarikat üyesi bir terörist. Tokyo’da genç bir caz meraklısı.  Hong Kong’da yolun sonuna gelmiş bir İngiliz finansçı. Çin kırsalında çayevi işleten yaşlı bir kadın. Moğolistan’da göç veren bir ruh Petersburg’da Ermitaj’da görevli bir sanat tarihçisi. Londra’da bir müzisyen. İrlanda’da bir kuantum fizikçisi.  Manhattan’da bir DJ…

David Mitchell ilk romanı Hayalet Yazılar’da şaşırtıcı ve büyüleyici bir kurguyla çıkıyor okurun karşısına… Farklı coğrafyalarda birbirinden habersiz yaşayan insanları buluştururken zamana ve mekâna meydan okuyor…

10. Küçük Bir Kış – Maeve Binchy

kucuk-bir-kis-masali-maeve-binchy

Maeve Binchy, Amerika’da star hayatından sıkılan ünlü bir oyuncuyu, hayallerinin peşinden gitmek yerine aile şirketinin başına geçen bir İsveçliyi, müstakbel kayınvalidesiyle tatil yapmak zorunda kalan bir hemşireyi, tanık oldukları ölümlerin etkisinden kurtulamayan bir doktor çifti, yeni emekli olmuş huysuz bir öğretmeni, altıncı hissiyle geleceği gören bir kütüphaneciyi kışın bir haftalık tatilde bir araya getiriyor ve bize “Her hayat bir roman” dedirten muhteşem bir öykü sunuyor.

11. Londra – Edward Rutherfurd

londra-edward-rutherfurd

“Edward Rutherfurd’un muhteşem romanı Londra, İngiliz tarihinin önemli olaylarını bir araya getiriyor. Rutherfurd, titiz bir araştırmayla, mükemmel bir sonuç elde etmiş. Zengin dokusunda kaybolacağınız bir roman.”
-The New York Times-

“Çok az edebi roman bize modern insanın tarihi hakkında bu kadar çok şey söyler ya da bir şehre karşı böylesine merhametlidir.”
-Daily Telegraph-

Bu epik romanda Edward Rutherfurd, okuru, Roma Dönemi’nden Tower Bridge’in Victoria Dönemi mühendislerine ve bugünkü liman alanının gelişimine dek yüzlerce yıllık bir yolculuğa çıkarıyor; renkli karakterlerinin yaşam öyküleri ve maceralarıyla, Londra tarihinin derin ve dokunaklı zenginliğine can veriyor.

12. Not: Seni Seviyorum – Cecelia Ahern

not-seni-seviyorum-cecelia-ahern

Gerry ardında mektuplar bırakır. Bu mektupların her biri ölümünden sonra her ay bir tanesi açılmak üzere Holly’ye postalanmıştır. Aylar geçip mektuplar teker teker açıldıkça Holly’nin dünyası değişmeye başlar. Aile, dostlar, sevgi ve hatta ölüm bile bu yeni dünyada ahenkli bir tablo oluşturacaktır…

“Gerçek aşk ölmez derler, ama kimse pek kulak asmaz. Not: Seni Seviyorum bu söze neden inanmamız gerektiğinin bir kanıtı.”
-Cosmopolitan-

13. Oda – Emma Donoghue

oda-emma-donoghue

En iyi uyarlama senaryo dalında 2016 Oscar adayı..

New York Times tarafından 2010’un en iyi 10 kitabından biri olarak seçilen sarsıcı bir roman…

“Oda’da her türlü duygusal darbe var. Ama duyguyu mümkün kılan şey, kitabın kusursuzca kurgulanmış olması. Oda öylesine güzel düşünülmüş ki, hiçbir şekilde yapmacık gelmiyor. Ama uyarmış olayım, bir içeri girdiniz mi, son sayfaya kadar Donoghue’nun gönüllü tutsağı olacaksınız.”
-Newsweek-

“Oda anne sevgisinin şimdiye kadar okuduğum en hayat dolu, en ışıltılı, en güzel ifadesi. ”
-Irish Times-

14. Ölü Gömme Törenleri – Hannah Kent

olu-gomme-torenleri-hannah-kent

Yaşanmış bir olayı konu alan Ölü Gömme Törenleri bireyin varoluş savaşına dair yürek sızlatan bir anlatı… Bir insanın, olduğunu düşündüğü kişi ile olduğu düşünülen kişi arasındaki fark bir uçuruma dönüştüğünde, o karanlık boşluğa düşmesi an meselesidir ve bazen bunu aşk bile engelleyemez…

Anlatıya doğal bir biçimde yerleştirilmiş olan araştırma bulguları, yazarın ele aldığı konu hakkında derin ve yoğun bir bilgiye sahip olduğunun ispatı.
-New York Times-

15. Toplantı –  Anne Enright

toplanti-anne-enright

“Ölümün, her şeyin bitişi olmasının ve önemli olduğunu düşündüğün her türlü şeyin, artık biraz bile önemli olmamasının harika bir tarafı var. Kocan, çocukların karnını doyurabilir, yeni fırını çalıştırabilir, ayrıca buzdolabındaki sosisleri de bulabilir. Ve mühim toplantısı aslında mühim değildi, azıcık bile… Erkek kardeşime ihanet ettiğim noktayı arıyorsam o da burası olmalı. Yanağındaki ete baktım ve ona inanmamaya karar verdim, eğer “inanmak” gerekiyorsa. Hepsi buydu. Onun inanılmayı hak etmediğine karar verdim.”

16. Uzak Diyarlarda – Sebastian Barry

uzak-diyarlarda-sebastian-barry

Uzak Diyarlarda, seksen dokuz yaşındaki İrlanda asıllı Lilly Bere’nin, torunu Bill’in yasını tuttuğu sayfalarla başlar. Dublinli bir polisin kızı olan Lilly, olaylı geçmişini yeniden ele alarak Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda İrlanda’dan kaçmak zorunda kaldığı ana kadar geri döner. Sonra hikâyesine Amerika’da devam eder; ailesinden binlerce kilometre uzakta aşkı ve ihanetin acısıını ilk kez tattığı yer burasıdır.




 

Yorum Yapmasam Olmaz :)