ÖNCÜ YAZAR GÜLTEN DAYIOĞLU İLE RÖPORTAJ

gulten-dayioglu-1Çocuk ve gençlik edebiyatının en önemli temsilcilerinden Gülten Dayıoğlu bugünlerde 50. Sanat yılını büyük bir coşkuyla kutluyor. Dile kolay, hem edebiyat camiasında ömrünün elli yılını geçireceksin hem de bu yarım asır içinde zirvede bulunan yazarlar arasındaki tahtını koruyacaksın. Büyük başarı! Ömrünü bir ideal için tahsis etmiş olan Dayıoğlu’nun eşsiz kitapları ile büyümenin ayrıcalığını yaşamak tam üç nesile nasip oldu. Yazdığı 78 kitapla insan, çocuk ve gençlik problemlerini çok yönlü görmemizi sağlayan usta yazar Gülten Dayıoğlu ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okurken bu eğitime uygun bir meslek yerine edebiyat ile ilgileniyorsunuz. Buna neden olan, sizi bu yola yönlendiren neydi?

Ben ilkokul üçüncü sınıfta, yazarlık coşkusunu yaşamaya başladım. O dönemgulten-dayioglu-2 öğretmenim, yazılı anlatım ödevlerime bakarak: Sen doğuştan yeteneklisin. Gelecekte yazar olacağına inanıyorum, demeye başlamıştı. Sonra da beni alıp kütüphaneye götürdü. Görevliye yeteneğimden övünçle söz ederek: bu çocuğun yaşına uygun kitaplarla beslenip şimdiden kültür altyapısı edinmesi gerek, gibi bir ricada bulunmuştu. Ben kendimi bildim bileli yazıyordum. Ne var ki, lise bitince arkadaşlarla Hukuk Fakültesine gitmeye karar verdik. Ama  yanlış hesap Bağdat’tan döndü. Sonradan öğretmen oldum ve  yazmayı hep sürdürdüm.

Eğer yazar olmasaydınız hangi işle meşgul olmak isterdiniz?

Öğretmenliği çok seviyorum.

Çeşitli türlerde kitaplarınız bulunuyor. Romanlar, öyküler, gezi kitapları, bilim kurgu gibi. Ama sizi daha çok  çocuk ve gençlik düzeyine göre hazırlanmış öykü ve romanlar ile tanıyoruz. Çocuk edebiyatına merakınız var mıydı?

dol-gulten-dayiogluBen aslında sosyal içerikli öykülerle yazarlığa başladım. Örneğin, tek başına doğum yapan bir köylü kadının dramını anlatan ve Yunus Nadi Öykü ödülü ikinciliğini kazanan “Döl”  adlı öykü gibi… Öğretmen olunca kalemimi büyük bir istek ve coşkuyla çocuk kesimine adadım. Çünkü sürekli çocukların içinde bulunarak, inanılmaz şekilde besleniyordum. Daha sonra gençlik romanları da yazmaya başladım.

Sizi yazmaya özendiren şeyler nedir?

Beni yazmaya özendiren, tüm yaşam, doğa, uzay, dağlar denizler, başta insan olmak üzere tüm canlılar, düşler gerçekler vb…

Konularınızı nasıl seçiyorsunuz? Konu seçimi tesadüfi mi oluyor ya da hayatta karşılaştığınız bazı olaylardan mı etkilenip yazıyorsunuz?

Konu seçimi pek kolay olmuyor. Ama kültür alt yapım hazır olduğu için birçok konuyu zihin ve gönül süzgecimden geçirip, sentezleyerek yeni yeni yaratılar elde ediyorum.  Bu sürede bazen, pek güvendiğim  kültür alt yapım yetersiz kalabiliyor. O zaman da uzmanlara danışıyor, yazılı ve görsel kaynakları araştırmaya yöneliyorum. Rastlantı sonucu konu seçmiyorum kısacası. Araştırarak, soruşturarak, düşünce, duygu süzgeçlerimi kullanarak, belleğimin kapılarını yumruklayarak, romanın planını yapıyorum. Sonra yazmaya girişiyorum.

Kimsenin okumayacağını bilseniz bile yazar mıydınız?

Sanırım böyle bir açmaz durumunda, yazmamayı yeğlerim.

İlk kitabınızı çıkartmayı ne zaman ve nasıl düşündünüz? Bunugulten-dayioglu-3 gerçekleştirmek sizin hayaliniz miydi?

Çocuk öykülerimi yayınlatmak için iki yıl, kapı kapı yayınevlerini dolaşmam gerekti. Sonunda başardım. Ondan sonra hep yayıncılar benim kapımı çalmaya başladılar.

Kitabınızı yazmaya başlarken kurguyu önceden mi belirlersiniz? Yoksa bütün olay örgüsü siz yazdıkça mı gelişir?

Romanı yazmadan kurguyu belirlerim. Hem de kılı kırk yararak. Öteki türlü kendimi güvende hissedemem. Ama bazen, roman ilerledikçe kahramanlarımdan biri ya da birkaçı bana başkaldırabilir. Bazen onlarla uyuşurum. Bazen de bildiğim yoldan şaşmam. İçgüdülerim ve sezgilerim bu aşamada, duruma el koyar.

Bir yazar olarak okuduğunuz ve beğendiniz yazarlar kimlerdir?

Ben kendimi yazarlığa hazırlarken, yeteneğime önem veren, Türkçe – Edebiyat öğretmenlerimin yönlendirmesiyle, öylesine çok kitap okudum ki! Her çiçekten bal ala ala, yazar Gülten Dayıoğlu’nu oluşturdum. Hala arılar gibi çiçekten çiçeğe konmayı sürdürüyorum. Bazen on sekiz yaşımdayken okuduğum bir kitabın sayfalarına daldığım da oluyor yeniden. Yaşam boyu okuduğum kitapları, karşımda dağ gibi yığılan bir piramit gibi düşünüyorum. Bugüne kadar yazdığım 78 kitap ise, o piramidin tepe noktasında açan bir tutam çiçek gibi.

Ölümün_gölgesi_yokEn son hangi kitabı okudunuz?

Bu günlerde doktorların viritük enfeksiyon diye adlandırdıkları bir hastalık nedeniyle epey hırpalandım. Ancak hastalığım  işe de yaradı. Elimde okumak için can attığım epey kitap birikmişti.  İçlerinden birini yeni bitirdim. Adnan Binyazar’ın  Ölümün Gölgesi Yok adlı kitabı, hayatı, insanoğlunu, acısı tatlısıyla ve alabildiğine içtenlikle öyle bir anlatıyor ki! Okumaya doyamadım gitti.

İnsanların çoğu ‘hayatımı yazsam roman olur’ der. Sizce herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir?

Yazmak için yetenek yeterli değil. Kültür alt yapısı gerekiyor. Özgün duygu, düşünce üretmek gerekiyor. Yeteneğim var diye yazanlar yok değil. O tür kitapları okurken, suyunun derinliği hepi topu bir karış olan bir derede ayaklarınızı serinletir gibi oluyorsunuz. Sığlık pek sıkıcı oluyor.

fadis-gulten-dayiogluYazmak isteyen ancak nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için tavsiyeleriniz var mı?

Yazar özgürdür. Ona öneride bulunmak özgürlüğünü kısıtlamak olur. Ayrıca öneri ve yardımlarla yazılanlar yazarın özgünlüğünü de yok eder. Ben de bir romana başlarken ilk tümcede epey zorlanıyorum. Sonra her şey yerine oturuyor. Önce içimden geldiği gibi yazıyorum. İlerideki okumalarımda beğenmezsem, yeni tümceler kuruyorum. Yazı akıp gidiyor.

Yazma ritüelinizden bahseder misiniz? Örneğin hangi ortamda, hangi materyallerle, hangi müzikle, nasıl bir coğrafyada yazmayı tercih ediyorsunuz?

Yazarken tek lüksüm sessizlik. Müzikle yazmaya alışık değilim. Müziği yorgun zihnimi dinlendirmek için, çalışma sonrası dinliyorum. Materyaller esere göre değişir. Bu yıl  Ellinci sanat yılımı kutlamama karşın   hala olmazsa olmazlarımın başında sözlükler gelir. Türk Dil Kurumunun, Ali Püsküllüoğlu’nun, Dil Derneğinin sözlükleri her zaman elimin altındadır. Mekân isimleri için dünya atlasından esinlenirim. Ama yer adlarını olduğu gibi kullanmam. Eğip bükerek esere uygun değişiklikler yaparım. İnsan isimleri için de on kadar isimler sözlüğü var kitaplığımda. O isimlerin de eserdeki tipe, yaşanan döneme ve coğrafyaya uygun olmasına özen gösteririm.

Bir gün kurgu olmayan bir şey yazmayı düşünüyor musunuz? Ülke gündemindeki olaylar ile ilgili kaleme almak istedikleriniz oldu mu?

1966-1986 arasında Cumhuriyet ve Milliyet Gazetelerinde, eğitim öğretim yöntemimizi kıyasıya eleştiren,  yurt dışı göç sorunlarını irdeleyen makaleler, sohbet yazıları ve röportajlar yazdım. Sonra kalemimi  tümüyle çocuk ve gençlik edebiyatına adadım.

mo-nun-gizemi-3-gulten-dayiogluGelecek ile ilgili projelerinizden söz eder misiniz?

Ellinci yılımda ilginç bir gençlik romanı yazmak istiyordum. Planını yaptım. Ancak, yıl boyunca yurt çapında gerçekleşen ve gerçekleşecek olan, ellinci sanat yılımı kutlama etkinlikleri tarafından, öylesine kuşatıldım ki!… Ayağıma bir de  hastalık  dolanınca, yazma moduna giremedim. Artık iyileştim. Ama etkinlikler sürüyor. Yazı ipte çekiyorum. Romanımla baş başa kalmayı öylesine özledim ki!..Programımızda bir yurt dışı gezisi vardı 2013 için. Onu neredeyse gözden çıkardım. Aklım fikrim romanda…

Yazmak sizin için hayat boyu sürecek bir serüven mi yoksa yazmayı bırakmayı düşündüğünüz bir zaman var mı?

Yazmak benim yaşam biçimim. Olmazsa olmazım. Yazma aşamasında bazen bezginliğe kapıldığım oluyor. Yazmaya  ara verip hayatımı yaşayayım dediğim bile oluyor. Ama birkaç gün  geçmeden, bilgisayarın yanından geçerken, onun bana gel gel ettiğini duyumsamaya başlıyorum.  Başımı başka yana çevirerek, bu durumu savuşturuyorum. Bazen inatlaşıyoruz bilgisayarla. Sonra içimde öyle bir yazma tutkusu beliriyor ki!. Gülümseyerek bilgisayarı selamlayıp: Ben geldiiim, diyorum ve coşkuyla yeniden yazmaya girişiyorum. Ki bu anların tadına doyulmuyor.

Günümüzde gençlerin facebook, twitter gibi sosyal medya sitelerinde çok zaman geçirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Çağın gereği bir yaşam biçimine kapılmışlar yolları açık olsun. Ama kitap okumayı, aileyle iletişimi, arkadaş toplantılarını göz ardı etmemelerini, kısacası insan içinden kopmamalarını diliyorum.

Günümüzün gençliğine üç tavsiye verecek olsanız bunlar ne olurdu?

Günümüz gençlerine tavsiyede bulunmak bana göre değil. Çünkü böyle bir eylemi hiç sevmezler. Sadece hayata hazırlanırken, kitaplardaki dünyaları, insanları, olayları, sorunları, hayal kurmayı özgün hedefler edinmeyi, ıskalamamalarını önerebilirim. Ve sevgiyi yaşam boyu ekmeklerine katık etmelerini dilerim.

Burcu Saçkan

burcusackan@gmail.com

One Comment

  1. Gizz says:

    ‘hayata hazırlanırken, kitaplardaki dünyaları, insanları, olayları, sorunları, hayal kurmayı özgün hedefler edinmeyi, ıskalamamalarını önerebilirim’ güzel bir öneri olmamış mı bu yeterli zaten bize 🙂 teşekkürler Gülten Dayıoğlu

Leave a Comment