“R” LERİ SÖYLEYEMEYEN ŞAİR: ÖZDEMİR ASAF

Geçen yaşadığındır, yaşarken anlamadan.

  Kalan bir gerçektir belki…

ozdemir-asaf1Bu dizelerin sahibi olan Özdemir Asaf’ın asıl adı Halit Özdemir ARUN’dur. Asaf, ilk ve orta öğrenimini Galatasaray Lisesi’nde yapmıştır. Lise son sınıfta Kabataş Lisesine geçmiş ve lise diplomasını buradan almıştır. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İktisat Fakülteleri ile Gazetecilik enstitüsüne devam etmiş ise de öğrenimini tamamlayamamıştır.

Özdemir Asaf, bir süre kitapçılık ve meyhanecilik de yapmıştı ama her zaman şair olarak hafızalarımızda yer edindi. Özdemir Asaf evli idi ve dört çocuk babasıydı.

Asaf, az kelime ile çok şey ifade etmeyi severdi. “İsterim ki sözlerin arasında bir söz, sözden öte bir söz olsun…” cümlesi bu tezi doğrular niteliktedir.

Zaman zaman Eminönü Halkevi’ndeki edebiyat matinelerinde şiirlerini okur dinleyicileri kendine hayran bırakırdı. Öyle şiirleri vardı ki, hayranları özellikle o şiirlerini dinlemek için matinelere gelirdi. Lavinia isimli şiiri en çok beğeni toplayan şiirlerinden birisiydi. Acaba ne yazmıştı o şiirinde? Birlikte okuyalım:

Uğruna şiir yazılan bu kadın Mevhibe Meziyet Beyat’tır. 2 Mayıs 1925’te İstanbul’da doğmuş hepimizin Lavinia diye tanıdığı Mevhibe Beyat. Eski bir valinin kızı olan Beyat, Güzel Sanatlar Akademisini bitirdikten sonra resim öğretmenliği ve stilistlik yapmış. O kadar güzel bir kadınmış ki bu sebepten bir çok erkeğin kalbini yakmış.

LAVİNİA

Sana gitme demeyeceğim.

  Üşüyorsun ceketimi al.

  Günün en güzel saatleri bunlar.

  Yanımda kal.

  Sana gitme demeyeceğim.

  Gene de sen bilirsin.

  Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,

   İncinirsin.

   Sana gitme demeyeceğim,

   Ama gitme, Lavinia.

   Adını gizleyeceğim

   Sen de bilme, Lavinia.”

Bu muhteşem şiirin bir de öyküsü vardır değerli okur; günün birinde Asaf, matinede şiir okurken bir bayan oturduğu yerden kalkmış. Bunu gören Asaf ise arkasından seslenmiş: “Sana gitme demeyeceğim./ Gene de sen bilirsin./ Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,/ İncinirsin…

Asaf’ın bu tavrı ancak edebiyata düşkün olması ile açıklanabilir. Çünkü sanata olan saygısızlığı asla kabullenemezdi. İnsanların sanata saygı duymasını ve sanata karşı ilgi göstermesini isterdi.

Asaf’ın Herhangi bir şiirini veya sözünü okuyan okuyucu o’nun, ne kadar kıvrak bir zekâya sahip olduğunu anlamakta zorlanmaz. Şiiri sevmeyen kim varsa Asaf’ın şiirlerini okuduktan sonra şiir konusunda ki tüm önyargılarını ardında bırakacaktır. Çünkü o, şiire derin bir anlam katıyordu. Zira kimi şairler gibi şiiri anlamsızlaştırmıyordu! Adeta kelimelerle oynuyordu ve okuyucusuna tek bir cümlesi ile olsa çok şey anlatmaya çalışıyordu.

2=1

“Kim o, deme boşuna..

Benim, ben.

Öyle bir ben ki gelen kapına;

Başdan- başa sen.”

ozdemir-Asaf-kitapciAsaf’ın şiirleri kadar yaşantısını da merak edenler vardır. Özdemir Asaf nasıl bir adamdı? Bu sorunun cevabını öz annesi şu şekilde yanıtlamıştır: “ Şiirler yazıyor, çeviriler yapıyordu. Son derece kibar, zarif, çok şık bir gençti. Herkes poplin gömlek giyerken Özdemir, takım elbisesinin içine ipek ponje gömlek giyiyordu. Kol düğmeleri altın üzerine inci kakmalıydı. Sağ elinin yüzük parmağında kemer biçiminde yakut taşlı bir yüzük vardı. Bu kadar şıktı. ” İşte, annesinin deyimiyle böyle bir şairdi Özdemir Asaf: Zarif, şık ve kibar…

Şiirlerinin pek çoğunda yalnızlık, ölüm, ayrılık ve sevgi konularını ele almıştır. Kimi şiirlerinde ise okuyucularını güldürmeyi başarmıştır:

“ Ölünceye kadar seni bekleyecekmiş,

   Sersem.

   Ben seni beklerken ölmem ki.

   Beklersem.”

En çok da yalnızlık temalı şiirleri beğeni toplamıştır. “ Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz./Çok ayrılık içtim ben, kalbim güzel hani…” sözü o’nun unutulmaz sözleri arasında yer alır. “ Sen bana bakma, ben senin baktığın yönde olurum.” sözü ise, o’nun şair ruhunu ortaya koyan muazzam cümlelerinden biridir.

Bazen Asaf’ın şiirlerini okuduğunuzda karşılıklı dertleşir gibi olursunuz. Size teselli verir bazı şiirlerinde. Bir bakarsınız dert ortağınız oluverir:

Aslında giden değil,

  Kalandır terk eden.

  Gidende bu yüzden gitmiştir zaten…”

  Annesine ayrı bir önem verirdi Özdemir:

“ Ne cenneti merak ediyorum,

  Ne de cehennemi;

  Çünkü ben annemi gülerken de gördüm,

  Ağlarken de…”

Yeri gelir öğüt verirdi:

“ Sana güzel deyolar,

  Sakın olma!”

“…Bir seviyi anlamak

    Yaşam harcamaktır

  Harcayacaksın!”

Son şiirini röntgen kâğıdına yazdı ve son öğüdünü de bu şiirinde vermiş oldu:

“ Hastanede veya hapishanede hayatını yazma

  Sonunu bir merak eden çıkabilir.

  Hastanede her gece insan bir kaç yaşam yitirebilir

  Ya da yaşayabilir

  Hapishanede ise her sabah…”

Kısacası değerli okur, r’leri söyleyemeyen şair: sevmişti, sevilmişti, görmüştü, eleştirmişti, yazmıştı, güldürmüştü, öğütlemişti, gitmişti ve ağlatmıştı…

Sinem SAÇKAN

http://hukukiyorum.blogspot.com/




2 Comments

  1. Uğur says:

    ne güzel bir şiir

  2. demet says:

    çok iyi bir yazı olmuş..

Yorum Yapmasam Olmaz :)