RUHUN YALNIZLIĞI

“Mekanın bir ıssızlığı vardır
Denizin bir ıssızlığı
Issızlığı ölümün, ama hepsi de
Kalabalık sayılır kıyaslandığında
Daha engin olan o yerle
Bir ruhun kendine açtığı
O kutup mahremiyetiyle”

Emily Dickinson

(Çev.: Selahattin Özpalabıyıklar)

Eugenio-BorgnaEugenio Borgna, bir psikaytr ve bir akademisyen. Ama Ruhun Yalnızlığı, ne psikiyatrinin soğuk kuramlarıyla dolu ne de akademik bir incelemenin mesafeli diliyle yazılmış. Pek çok önemli yazar, şair ve filozoftan alıntılar yapılarak yalnızlığın panoraması çiziliyor kitap boyunca. Francesco Petrarca, Giacomo Leopardi, Emily Dickinson, Rainer Maria Rilke, Roland Barthes, Kafka, Nietzsche, Heidegger, Hölderlin, Augustinus ve daha niceleri…

İnsan ruhundan yola çıkıyor Borgna; insani bir duygunun, yalnızlığın dillerinin peşinden gidiyor. 2013 yılında Meryem Mine Çilingiroğlu’nun çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlanan Ruhun Yalnızlığı, şimdilik Borgna’nın Türkçe’ye çevrilen tek kitabı. Melankoli, bilmek, delilik, şizofreni, anksiyete, umut, duygular gibi pek çok konuda kitap yazan Borgna, kitaplarında hakikatin insanın içinde olduğunu söyleyen Augustinus düşüncesini temel alarak psikiyatrinin inceleme odağının hastalık değil, hasta kişinin yaşantı içerikleri olması gerektiğini vurguluyor.

“Günümüzdeki anlayışın mutluluk kaynağı olarak kabul ettiği şeyler her fırsatta, her durumda ve her yolla istenmekte ve aranmakta ve bazı ilaçlar, bazı antidepresanlar da, çoğu zaman işe yaramaz birer havai fişek olmaktan öteye gidemeyen, zafer haline getirilmiş bir mutluluğa ulaşmanın aracı ve yolu olarak kullanılmaktadır. Bunu da, mutsuzluk ve depresyona yol açan sonsuz hayal kırıklıkları ve tatminsizlikler izlemektedir; bunun nedeni de, anlamlı, derin, büyük mutlulukların olduğu gibi, uçup kaçıcı, ancak bir sabah süren, ardında sadece küller bırakan, görünüşten ibaret, küçük mutlulukların da olmasıdır.”

Borgna, yalnızlığı ikiye ayırıyor: İçsel yalnızlık yani yaratıcı yalnızlık ve tecrit yalnızlığı yani acılı yalnızlık. İçsel yalnızlık, her insanın hayatı boyunca ihtiyaç duyduğu türden umudu da içinde barındıran bir yalnızlıkken tecrit yalnızlığı; ilişkiye kapalı olunan, psikotik deneyimlerin gerçekleştiği ve psikiyatrinin çoğunlukla ilgilendiği alan olan yalnızlık türüdür. İçsel yalnızlık türü yaşamımızın her safhasında karşı karşıya olduğumuz bir yalnızlıktır ve mutlulukla -ve yitirilmiş mutlulukla- mutsuzlukla yüzleşmeye sevk eder bizi. Tecrit yalnızlığında ise hayattan bütün ümit kesilmiştir, insanlardan ve dünyadan kopulmuştur. Bu tür yalnızlık hiç bir yere varmaz.

“Ancak yalnızlık deneyimi sürekli olarak yenilenirse hayatımız sağlıklı kalır; bu, bir ölçüde, hepimizin başına gelir: Özellikle de bazı kişilerde herkesin adına gerçekleşir. Toplumsal ilişkilerin ağına sıkı sıkıya girmiş olan insan, yalnızlıkta kendi şahsının bilincine varır.”

Borgna korku, mutluluk, acı ve melankolinin tanımlarını yaparak bizi yalnızlığın türleriyle tanıştırır ve yalnızlığın ne kadar da insani bir deneyim olabileceğini gösterir. Yaratıcı yalnızlık deneyimini şiirle ve sanatla bağdaştırır. Yalnızlığı deneyimlemiş şairlerin düşüncelerini ve şiirlerini aktarır bize. Şiir, ruhun derinlerinden gelen bir sestir ve “sadece felsefenin değil, psikiyatrinin de şiire ihtiyacı vardır.”

ruhun-yalnizligi-eugenio-borgna“Hayatımızın her anında duyguların içinde yer alırız; ama eğer içimize bakmaya, yalnızlığın açık ve kapalı alanları üzerine düşünmeye meyletmezsek, bu duyguları her zaman kendi aşkınlıkları ve doğalarıyla tanıyamayabiliriz. tanıyamadığımız için de, içimizden, kayanın üzerinden akan su misali hızlı ve hafif akarlar; içselliğimize değmezler bile ve de hiçbir iz bırakmazlar.”

Yalnızlığın sanatsal ve felsefi sınırlarını çizdikten sonra Borgna bizi yalnızlığı en derinden deneyimlemiş hastaların klinik öyküleriyle tanışmaya davet eder. Bu bölümde yolunda giden bir hayatın yalnızlıkla nasıl kökünden sarsılabileceğine tanık oluruz. Psikiyatrinin hastane koridorları ve ilaç kutuları arasına sıkışmış soğuk bakış açısının yerine insani deneyimleri özünden yakalayan, insan duygularını sıcaklıkla sarıp sarmalayan bir tutum geliştirmesi gerektiğini bir kez daha görürüz.

Ölümün ve hastalığın getirdiği yalnızlığı her iki taraf açısından da inceleyen Borgna, kitabın sonlarına gelirken ortaya attığı bütün düşünceleri bir araya toplayarak yalnızlık deneyimlerinin derin sularında gezinen kişilere nasıl yaklaşılması gerektiğini, insanı yalnızlığın karanlık koridorlarından hangi şefkatli sözlerin çekip çıkarabileceğine dair de ışık tutuyor.

Ruhun Yalnızlığı felsefe ve psikolojiye meraklı olanların okumak isteyeceği türden bir kitap. Sadece yazarın kitaba dahil ettiği alıntılar değil, ana metin de tekrar tekrar okunası, altı çizilesi, bir yerlere not edilesi güzel cümlelerle dolu. Yaşamımızın çok temel deneyimlerinden olan yalnızlığı tüm boyutlarıyla, tüm türleriyle kapsamlı olarak ele alıyor. Bütün bu anlatılanları yalın bir dille ele almış olması da okura eşsiz bir okuma ve düşünme zevki sunuyor.

“Yalnızlık, hayatımızın yok edilemeyecek bir koşuludur.”

-Eugonia Borgna

“Başka sığınak bulamam kendimi sakınacak
Belirgin fark edişlerinden insanların,
Çünkü hareketlerimde, neşesi yitmiş,
Dışardan okunur içimde nasıl yandığım.”

-Petrarca, “Canzoniere”

(Ruhun Yalnızlığı, Eugenio Borgna, Yapı Kredi Yayınları)

Sevgi Ekicigil

 sevgi.ekicigil@gmail.com

www.sevgiekicigil.com

 

2 Comments

  1. üşüyenruh says:

    Hepimizin ruhu yanlız, ruhlarımız üşüyüor

Yorum Yapmasam Olmaz :)