SİLAHLARA VEDA

Ernest-Hemingway-1918-savas-ambulans-soforu8.556.315. Bu sayı kadar insanı düşünün. Taze ömürlerinde çoğunluğu hiçbir şey yaşayamadı. Belki de aralarında yüzmeyi bilenlerin sayısı azdı, yarısının hiç sevgilisi bile olmadı. Birçoğu evlenip çocuk sahibi olmayı hayal edecek kadar bile yaşayamadı. Tüm ülkelerden 65.038.810 askerin katıldığı I. Dünya Savaşı, arkasında resmi rakamlara göre toplam 8.556.315 ölü, 21.219.452 yaralı ve 7.750.945 kayıp veya esir bıraktı. Bu kadar insan kaybına rağmen insanoğlunun birbiriyle kavgası bitti mi? Hayır! Savaş sonrasında aşırı milliyetçilik, faşizm ve nasyonal sosyalizm hortladı. Sonunda II. Dünya Savaşı patlak verdi. İnsanlardan sabun bile yapıldığını, çocukların diri diri yakıldığını ve esirlerin kafa derilerinin acımasızca soyulduğunu bile duyacaktık.

Tüm dünyanın katıldığı savaşlardan ilkine geri dönecek olursak, bu savaş esnasında yaralanan askerler içinde size tanıdık gelecek bir isim de vardı: Ernest Hemingway. Orduda ambulans şoförü olarak çalışan Hemingway’in 8 Haziran 1918 tarihinde birkaç adım gerisinde bir Avusturya topu patladı. Hemingway’in yardım etmeye çalıştığı İtalyanlardan biri ölürken diğeri de bacaklarını kaybetti. Aynı olay esnasında yaralı bir İtalyan askeri cepheye taşımaya çalışan Hemingway, bacağından yaralandı.

Ernest-Hemingway-Agnes-von-Kurawsky-1919Hemingway bu yaşadığı kara olayı mektuplaştığı bir arkadaşına şu cümleler ile anlatır: “Bazen savaşta ön saflarda büyük bir gürültü duyarsın, ben de aynı gürültüyü duydum; ardından ruhumun sanki bir mendilin cepten çekilişi gibi benden çekildiğini hissettim. Son olarak ise ruhumun bir bütün halinde tekrar bedenime döndüğünü fark ettim ve de o andan itibaren benim için ölüm yoktu.”

Hastanede gördüğü tedavi sırasında hemşire Agnes von Kurawsky ile tanışan yazar “Silahlara Veda isimli eserini bu dönemde yaşadığı olayların etkisiyle kaleme aldı.

Silahlara Veda. Ne kadar manidar bir kitap ismi! Adı geçen eserde de savaş sırasında bacağından yaralanan, orduda görevli bir gencin, güzel hemşire ile yaşadığı aşk anlatılıyor. Savaşın gölgesinde yeşeren bir aşk! 1914 yılında başlayıp dört yıl süren savaş boyunca acımasız savaş çığlıkları atan, kan emici iktidarlar, vücutları sinek gibi ezilen zavallı askerler, açlık ve ölüm var. Ama insanoğlu güzeli de arayıp buluyor bir şekilde. Tıpkı suyun akıp yolunu bulması gibi. Aşk da o güzel “şey”lerden biri. Savaşın gölgesinde yaşansa bile aşk unutturuyor tüm karanlıkları.

‘Bu kadar tutku, özlem, sevgi, aşk çok fazla! Böyle şeyler ancak romanlarda olur zaten’ diyebilirsiniz. Çünkü eserde asıl kahraman Frederic Henry ile sevgilisi olan Catherine’in aşkı öyle tutkulu ki, inanamazsınız iki insanın birbirini bu kadar sevebileceğine. Eminim bu kitabı okuyan her erkek okuyucu güzel, genç, sadık, sevgi dolu, hürmetkar Catherine’ne aşık olur. Bu kadın karakter aynı zamanda o kadar kusursuzca işlenmiş ki sanırım Hemingway’in ideal kadın portresini çiziyor.Kitapta geçen olaylar ve yaşayan karakterler ile Ernest Heminway’in yaşamı çokparalel özellikler taşıyor. Bu nedenle yazarı yakından tanımak isteyenler okumaya bu yarı otobiyografik kitaptan başlamalı. Bu benzerliklerden en çok göze çarpanı, Ernest Hemingway’in martini içmeyi sevmesi gibi başkarakterin de bolca martini içmesi. Ayrıca yazarımız güzel bir hemşireyle aşk yaşarken, başkarakterimiz Henry’de hemşire ile tutkulu bir aşkın kahramanıdır. Hemingway gibi Henry’de savaş sırasında ambulans soförlüğü yapıyor. Her iki isim de savaş sırasında bacaklarından yaralanıyorlar. İkisi de yaralandıkları halde başka askerlere yardım etmeye çalışıyorlardı.

Silahlara-Veda-Ernest-HemingwayHemingway’in yaşamı ile Henry’nin yaşamı arasında yadsınamayacak kadar çok fazla benzerlik olması, kitabın önemini daha da artırıyor. Ayrıca tüm dünyayı derinden sarsan savaş, bu kitapta yazarın yakından yaptığı gözlem hatta gözlemin de ötesinde

savaşı yaşaması sonucunda çok gerçekçi bir şekilde tasvir ediliyor. Kitabın sonlarında yaşayacağınız duygu seline kapılma tehlikesine karşı sizi önceden uyarıyorum. Dikkatli olun, etkisinden kurtulmanız uzun sürebilir. Bu kitap, hafızadan uzun müddet silinmeyecek kadar sert bir etki yapıyor.

Yorum Yapmasam Olmaz :)