SIRADAN BİR ADAM KAPLANA NASIL DÖNÜŞÜR?

Uygun koşullar altında, bir solukta okunabilen kitaplar vardır. Konusu aklınızı almıştır. Anlatımı su gibidir; sanki kitap okumuyorsunuz da kafanızın içinde film izliyormuşsunuz gibi gelir. Kişisel kitaplardır bunlar, okuduğunuz anda hayal gücü makinanızdan geçer ve perdeye yansır. Bir günde okunan kitaplar.

Gelmiş geçmiş en iyi bilim kurgu romanı anketlerinde ismi dillerden düşmeyen, Cyberpunk kavramının atası kabul edilen, uzun alkış ve övgülerin kısası, bir bilim kurgu başyapıtı: KAPLAN! KAPLAN!
kaplan-kaplan-alfred-bester
Öncelikle, Kaplan! Kaplan! ‘ın iki ismi var. 1956 ekim ayından 1957 ocağına kadar, Galaxy isimli bir dergide, dört bölüm olarak ilk kez yayınlandığında, adı Stars My Destination – Hedefim Yıldızlar ‘dır. Bu başlık öykünün ana temasını yansıtması açısından başarılı. Daha sonra, İngiltere’de yayınlanan kitap baskısında, içindeki ateşi tamamen anlatabilen ve direk olarak baş karakter Gully Foyle’u işaret eden , Kaplan! Kaplan! İsmine kavuşmuş.
Alfred Bester bilimkurgu denince akla gelen büyük ustalaradan biri. Asimov, Clarke ve Bester. Kendisi iki bilimkurgu ( Kaplan! Kaplan! ve Yıkıma Giden Adam) romanı ile türü kökünden etkilemiştir. Lafın doğrusu, modern bilimkurgunun bizzat köklerinden biridir. 1913 doğumludur. 26 yaşında ilk öyküsü The Broken Axiom ile ilk ödülünü kazanıp yazarlık serüvenine başlamış, 1987’de ölene kadar birçok alanda eserler vermiş. Bilimkurgu olmayan romanlarının yanında, dergi, radyo ve televizyon dizileri için editörlük ve yazarlık yapmış. Bilimkurgu kariyerinin ilk yıllarında bir çok DC Comics karakteri için öyküler yazmış. Bu karakterlerden en önemlileri, hepimizin zaten çoktan içimizden biri gibi gördüğü Superman ve Ona kıyasla çok uzak olduğumuz Green Lantern. DC Comics için çalıştığı yıllardan çok sonra 1978’de, ilk Superman filminin öyküsünü yazmak için Alfred Bester düşünülmüş. Bester, filmde gerçek kahraman olarak Clark Kent’in ön plana çıktığı, tamamen Kent karakterine yoğunlaşmış, Superman’in sadece kahramanın enstrümanı olarak kalacağı bir hikaye tasarlayınca, yapımcılar Godfather yazarı, Mario Puzo Beyefendi ile anlaşmışlardır. Henüz izleyemedik ama görünen o ki 2013 yılında gösterime girecek yeni Superman filmi Man of Steel ‘de alıştığımız Clark Kent’i daha değişik bir karakter olarak izleyeceğiz. Bakalım dünyanın en büyük sinema endüstrisi Hollywood, 35 yıl ve 5 Superman filminden sonra Alfred Bester’in bakış açısının kıyısına erişebilecek mi ?
superman-man-of-steel
Yetmeyecek olsada, kendisini kısaca andıktan sonra, söz konusu başyapıt Kaplan! Kaplan!’a dönecek olursak, Kaplan! Kaplan!’ın esin kaynağı, Çin’li Poon Lim isimli bir gemici hakkındaki ufak bir gazete haberidir: İkinci dünya savaşında görevli olduğu gemi battıktan sonra tam 133 gün Pasifik okyanusunun ortasında, kalıntılara sığınarak yaşayan gemici Poon Lim. Kimse kendisini kurtarmaya gelmemişti, çünkü yakınından geçen bütün gemiler, gördükleri enkaz parçalarını ve yardım çağrısının gizli bir denizaltı tuzağı olabileceğini düşünmüş ve yanından yavaş yavaş geçip gitmiş. Gully Foyle’un aynen bu şekilde başlayan serüveni, terk edilmişliğin verdiği büyük hayal kırıklığı ile bir intikam ateşine dönüşüp, yaklaşık 250 sayfa sonra okuyanıda içine alarak yanmaya devam ediyor. Sadece intikamı barındırmıyor bu ateş. Aslında insanın ne büyük bir potansiyele sahip olduğunuda gösteriyor. Gully Foyle’un başından geçenler ince detaylar ile öyle vurucu hale geliyorki içinizde bir şeylerin kabardığına, hadi sakin bir insansanız, kıpırdadığına şahit olacaksınız. Özellikle kaplan dövmesinin ortaya çıkışı Bester’in aramıza bu işi yapmak için geldiğinin ufak bir kanıtı.
poon-limŞüphesiz ki Alfred Bester, gelmiş geçmiş en harika insanlardan biri. Bunu sadece geride bıraktığı eserlere bakarak değil, öldükten sonra herşeyini, her sabah posta kutusunu kontrol etmek için yola çıktığında uğradığı barda, bir efsane olduğunu farkında olmayan ama günler geçtikçe Bester ile yakın arkadaş olan barmeni Joe Suder’a bırakmasındanda anlayabiliriz.
 
“Güzel bir gün.” dedi Foyle. “Her zaman bir yerlerde güzel bir gün vardır efendim.” diye sırıttı robot.
“Berbat bir gün.” dedi Foyle. “Her zaman bir yerlerde güzel bir gün vardır efendim.” dedi robot. “Gün,” dedi Foyle. “Her zaman bir yerlerde güzel bir gün vardır efendim.” dedi robot. Foyle diğerlerine döndü. “İşte bu benim,” dedi robotu göstererek. “Hepimiz buyuz. Özgür iradeden söz edip duruyoruz ama tepkiden başka bir şey değiliz… belirli kalıplarda mekanik tepki. Peki öyleyse… işte buradayım, burada, tepki vermeyi bekliyorum. Düğmelere basın, zıplayayım.”
Cem TOPUZ
4400th@gmail.com

One Comment

  1. Anonymous says:

    çok güzel bir yazı olmuş ellerinize sağlık

Yorum Yapmasam Olmaz :)