SORUNUN YANITI İÇİN TANRI’DAN MEDET UMARLAR

ve-sonraki-hayattan-kirk-oykuKafası bir hayli karışık ve fikirleri keskin köşelerle sınırlanmış birisinin, alıştığı, yakını olan birini aniden kaybetmesinin hemen sonrası, bazı şeylere dair sahip olduğu ama artık besbelli yetersiz gelen cevapların yerine daha akla yatkın yeni cevaplar arayışının ön ayak olduğu merak, bu kitabın alt başlığı ile örtüşünce, görür görmez aldı kitabı. Fakat içerik pek anlayacağı cinsten değildi. Zekası yetersiz olduğundan değil, dogmatik fikirlere önem verdiğinden ve bu kitabın sadece ufacık bir örneği olduğu başka fikirler ve hayallere ilgisi olmadığından yapamadı bunu.

“Sonraki hayattan kırk öykü diye bir hevesle aldım, hiçbir şey anlamadım.”

Diyerek kitabı bana verdi. Sonraki hayatın en iyi ihtimal ile nurlar içinde göğe yükşelişler, bulutlar, yüksek çözünürlüklü, canlı renklere sahip zerzevat ya da alev ve kükürt içereceğini düşünüyordu.

Ve… tam anlamı ile kafa açıcı bir kitap. Başucu kitabı olmayı sonuna kadar hak ediyor. İçinde öyküleştirilmiş kırk adet ölümden sonra ne olabilir acaba fikri var. Şahsen, yeryüzündeki kitlesel dinlerin fani temsilcileri tarafından uydurulan ölümden sonra hikayelerinden çok daha yerinde fikirler içeriyor kitap. Hem de bir seferde kırk tane, yetmez ama olsun. Kutsal kabul edin kitapları konuyla ilgili cümlelerine sözüm yok. Oradaki metinler kişinin algı ve görüş genişliği dahilinde anlam kazanan farklı metinler, ana fikri veriyor ama derinliği görebilmek insanın kendisine kalmış. Fakat papaların, onun elemanlarının ya da mollaların, imamların sonraki hayat tasvirlerine, hikayelerine bakarsak, insan mahluğunun yaşama azminin bu kadar yüksek olmasına şaşmamak gerekir. Öldükten sonra, yaşarken ilişkide olduğumuz her şeyin sadece biraz daha abartılısının karşımıza çıkacak olması düşüncesi tek kelime ile uyduruk ve banal. Örneğin ilkokulda bize anlatılanlardan aklımda kalanlar, hiç kalkmayan açık büfe, altın (?) sokaklar, göz alabildiğine uzanan fakat düpedüz buradaki ormanların, bahçelerin aynısı mekanlar. Tam olarak hatırlamıyorum ama iğde ağaçlarının çok sık olduğunu söyler dururdu din ve ahlak bilgisi (?) öğretmenzademiz ve ben iğdeyi hiç sevmem, ağzıma koymamışımdır. O kadar öğretmen olmuş ama iğdeyi sevmeyen dolayısı ile cennet hakkında ilk öğrendiklerinden pek memnun olmayacak veletler olduğunu hesaba katamıyor. Bazıları kendini her zaman yeterli sanabiliyor işte.

David-EaglemanOrijinal isminin önerdiği gibi, Sonuç diye adlandırılması daha yerinde olacak kitabın yazarı David Eagleman oldukça ilginç biri, oturup sohbet etmek isteyeceğim bir adam. İngiliz ve Amerikan edebiyatı üzerine eğitim gördükten sonra nöroloji bilimi dalında doktora yapıyor.  Eğitim kısmı çok da önemli değil, kendisi zihni açık kişilerden. Çocukken damdan düşüyor. Büyük çoğunluğumuzun üzerine temiz bir sopa yiyip, bir köşeye çekilerek, kendimizi suçluluğun karanlık dehlizlerinde bulmamızı sağlarken, kerata David için bu olay  zaman algısı üzerine bir merak yaratıyor.  Tohumları o zaman atılmış merakının filizlendiği güncel bilimsel çalışmaları konuya  (konu: Zamanın algılanması ve nörolojik sinyallerin zamanlaması arasındaki ilişki. ) psikofiziksel, davranış ve bilgisayımsal (hesaba dayalı) olarak yaklaşıyormuş. Fikirleri oldukça değişik ve şu an günümüzün “en bir şey adamı” sıralamalarında kendisine sık sık yer veriliyor.

Yirmi yedi farklı dile çevrilen ve uluslararası iyi satan bir kitap olan “Ve.. Sonraki Hayattan Kırk Öykü” kitabını okumalı mısınız? Bu soruya cevabı çok basit bulabilirsiniz.

atom

ve-sonraki-hayattan-kirk-oykuEğer,  atom adını verdiğimiz yapıtaşlarından meydana gelen bedenimizin, söz konusu yapıtaşlarının buradan çok çok çok uzakta, gökte parıltısını gördüğümüz, yıldız adını verdiğimiz devasa reaktörlerde oluşup, buralara ulaşan kısmı ile hasıl olduğunu, öldükten sonra söz konusu yapı taşlarının hiçbir zaman yok olmadan sürekli aktarıldığını mesela şu an bu yazıyı okuyan gözünüzün atomlarının bir süre sonra, belki bir muzu, belki Atlantik okyanusunun dibinde yaşayan ufak yumuşakça canlının yapı taşı olacağını biliyorsanız veya bu fikir içinize garip bir rahatlama getiriyorsa, evet, Ve.. tam size göre. Evet diyenlere tavsiye. Kitabı zaten bir kereden fazla okuyacağınız için her seferi farklı bir müzik eşiliğinde gerçekleştirin.

Ne yıldızı, ne maymunu, amma uçmuş ha! Aklınıza gelen ilk şeyse, sayfayı kapatın ve devam edin. Sorun değil, yola devam. Atomlar gidecekleri yeri biliyorlar.

(Ve.. Sonraki hayattan kırk öykü – David Eagleman – Domingo Yayınları – 125 Sayfa)

Cem TOPUZ

4400th@gmail.com

3 Comments

  1. burjuva says:

    Evrende bir toz parçasıyız. Daha daha daha uzaktan bakarsak tozdan bile daha küçücüğüz. Ama düşünüyorum da sonu görünen yaşamımızda ne çok sorumluluğumuz, ne çok yapmamız gerekenler listesi var. Halbuki ömrümüzün tükenir bir şey olduğunu düşününce hayat ne boş geliyor.

    Hayatın boş olduğu düşüncesine sanırım bu kitap iyileştirici etkide bulunabilir.

    Yaşamak güzeldir diyelim.

  2. K.Oruç says:

    Bu adamın web siteside çok ilginç: http://www.eagleman.com.

  3. maillot psg says:

    I really enjoy the blog.Much thanks again. Great.

Yorum Yapmasam Olmaz :)