STEINBECK’TEN İNCİ

“Eldeki para hürriyetin aletidir. Fakat peşi kovalanan para, tam tersine kölelik aletidir.”
-Jean Jacques Rousseau

İNCİ

Dünya edebiyatına ölümsüz yapıtlar kazandıran, 1940 Pulitzer Ödülü ve 1962 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi olan John Steinbeck,   işçilerin sorunlarına eserlerinde en çok değinen gerçekçi yazarlardan biridir. Bir ırgat ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelen Steinbeck,  çocukluktan beri ırgatlık ve işçilik yaparken edindiği deneyimler sayesinde eserlerinde işçilerin durumunu o kadar gerçekçi bir dille anlatır ki, kendinizi o yoksul emekçi insanların yerine koyarsınız. İşçiler ve işçilerin zor yaşam koşullarını yazarak Amerikan çalışma sistemini keskin ve çarpıcı öykü-romanlarıyla eleştiren Steinbeck, eserlerinde işçilerin daha adil bir dünyayı nasıl da özlemle hayal ettiklerini ve aslında böyle bir dünyada yaşamayı hak ettiklerini anlatır.  Eski köylülerin işçileşmesi çok zor bir süreçtir. Bu acımasız kapitalistleşme sürecini edebiyat alanında eserlerine en iyi işleyen yazarlardan biri hiç kuşkusuz John Steinbeck’tir.
inci-john-steinbeck
Basit kelimeler ve tasvirlerle okuyucuya her renk duyguyu yaşatabilen yazar “yazmanın tek bir gerekçesi olabilir o da insanların birbirlerini anlamalarına yardım etmek” diyerek kendi yazma gerekçesini tek cümleyle özetlemiştir. Eserlerinde iyi ile kötünün bitmez tükenmez kavgasını anlatan Steinbeck, yaşadığı dönem Amerikan toplumunu dahiyane bir yalınlıkla anlatan usta  bir romancıdır.
İnci
Yazarın en önemli eserleri arasında yerini bulan “İnci” isimli romanında Steinbeck, zenginliğin ve paranın getirdiği felaketleri soluk kesici ve destansı bir biçimde anlatır. Romanda başkarakter olan Meksikalı inci avcısı Kino dünyanın en büyük incisini bulduğunda, yoksulluk içinde geçen hayatının nihayet bir son bulacağına inanır. Sonunda karısı Juana ile kilisede nikâh töreni yapabilecek, oğulları Coyotito’yu okula yollayabilecektir.
‘ “Artık varsıl bir adam olduğuna göre ne yapmayı planlıyorsun?”
John Steinbeck inci
Kino incisine baktı. Juana kirpiklerini indirdi, atkısıyla yüzünü örttü, coşkusu anlaşılsın istemiyordu. İnciye bakan Kino’nun belleğinde bir çok resim canlandı, geçmişte düşlediği ama gerçekleşmesi olanaksız bir sürü resim…”  Zenginlik hayalleri öylesine Kino’nun gözünü almıştı ki kendilerinin artık özgür olacaklarını düşünmeye başlamıştı.“Oğlum okuyacak, kitapları olacak. Sonra yazacak, yazmayı öğrenecek. Sayıları, hesap yapmayı… Ve bütün bunlar bizi özgür kılacak, çünkü o öğrenecek, biz de ondan öğreneceğiz.”
İnci öylesine kör eden bir parlaklığa sahipti ki, tüm kötülükleri aydınlatıp yeni umutlar yeşertiyordu. Hâlbuki bu göz alıcı sahte parlaklık, karanlıkların doğmasına sebep olacak, özgürleşmek için çırpınan bu fakir adamın yüreğini önce inatçı bir hırs sonra da yerini yakıp kavuran, güzel olan her şeyi yok eden bir mutsuzluğa bırakacaktı. İnci’nin kötülük getireceğini sezen karısı Juana, Kino’ya bu inciyi yok etmelerinin daha iyi olacağını söylediğinde Kino:
‘ “Yo”  dedi.  “Savaşacağım, yeneceğim! O inci bizim tek şansımız. Almaya çalışıyorlar.” Yumruğunu döşeğe indirdi. “Ama kimseye bırakmayacağım onu”  dedi’
Zamanla Kino’nun kendisi de bu incinin felaket kaynağı olacağını anladı ancak fakirliği öylesine kendisini güçsüz kılmıştı ki, hayallerinin parlaklığına yenildi Kino.
‘ “Satınca ilk işim tüfek almak olacak” dedi ve parlayan yüzeyde tüfek görmeye çalıştı, ancak yerde boylu boyunca uzanmış karanlık bir gövde gördü, Boğazından koyu kan sızıyordu. Hemen ekledi:
“Önce büyük bir kilisede evleneceğiz.” İncide Juana’nın yumruklanmış yüzünü, karanlıkta sürünerek eve gelişini gördü.
“Oğlumuz okuma yazma öğrenecek” dedi kendinden geçerek. Bu kez oğlu Coyotito’nun ilaçtan şişmiş ve kızarmış yüzünü gördü. Kino inciyi yeniden gömleğinin cebine yerleştirdi. Şimdi inci şarkısı uğursuzca çınlıyordu kulaklarında ve kötülük şarkısıyla karışıyordu, sanki iç içeydi.” ‘
 
John Steinbeck İnci
Mutlu aile şarkısı zenginlik hayalleriyle yok olurken, uğursuz kötülük şarkısıyla iç içe çınlayan inci şarkısı, bu kısa romanın başlangıcından bitişine değin size eşlik ediyor ve felaketlerin soğuk uğuldamasını, kötülüğün karanlık kuyularından duyar gibi oluyorsunuz.
Açgözlülüğün, doymak bilmez kâr hırsının insanı nerelere sürükleyebileceği belki de hiçbir romanda böylesine yalın, böylesine sarsıcı bir gerçekçilikle vurgulanmamıştır.
(John Steinbeck, İnci)
 

Yorum Yapmasam Olmaz :)