TOLKIEN VE FAN(TEZİ) DETAYLARI

“Hayal gücünün öyküleri, hayal gücüne sahip olmayanların keyfini kaçırma eğilimindedir.” 
 – Terry Pratchett (İngiliz yazar ve filolog)
J.R.R.Tolkien’in efsanevi eseri Yüzüklerin Efendisi üçlemesi, ilk kitabının yayınlandığı yıl olan 1953’ten bu yana (elbette öykünün başlangıcını Hobbit kabul edersek, 1937’den denilmelidir) yayınlandığı her dilde dev hayran kitleleriyle buluştu. Sinema uyarlaması ve sinemanın geniş kitlelere çağımızda daha çok ulaşabilme kolaylığı sağ olsun, türle ilgili edebi merakı veya okuma macerası olmayan kişilerin de dikkatini çekmeyi başararak ününü katlamaya devam etti.
john-ronald-reuel-tolkien-bitmemis-oykuler
Bahsini açacağım kitap, aslı 1980 yılında yayınlanan, İthaki yayınları tarafından dilimize yeni kazandırılan ve John Ronald Reuel Tolkien’in oğlu Christopher Tolkien tarafından derlenen Bitmemiş Öyküler kitabı. Kitap temel olarak Tolkien’in tamamlamaya ömrünün yetmediği veya ilgisini kaybedip yazmayı bıraktığı parçacıklardan derlendiği için, Tolkien’i daha önce deneyim edinmemiş, okumamış veya Tolkien’in kurgulama sürecini derinlemesine incelemek istemeyen bir okur için hiçbir anlam ifade etmiyor. Bu nedenle, merak etmeyin Tolkien edebiyatının üstünkörü-tanışma detaylarına girip, internet aramasıyla rahatça ulaşılabilecek veya hakkında yazılan kitaplardan (bkz. dilimize de tercüme edilen, Tolkien’i Anlamak, Jared Lobdell, Güncel Yayıncılık ve Tolkien Yüzüklerin Efendisi’nin Yaratıcısı, Michael Coren, Altıkırkbeş Yayınları) zaten edinebileceğiniz bilgileri burada tekrarlamayacağım. Zaten bunun için yeterli alanımız da yok.
Bitmemiş Öykülerin biraz öncesine gidersek Christopher Tolkien’in babasının tamamlanmamış notlarını ve öykü parçacıklarını daha önce de özenle derlediğini hatırlayabiliriz.
Elbette Silmarillion’dan (İthaki Yayınları) bahsediyorum. Babasının tamamlamaya ömrünün yetmediği Silmarillion üzerine çalışmalarını derleyip, öykü parçacıklarını birleştirerek kitabı tamamlamış ve Tolkien’in ölümünden dört yıl sonra, 1977’de kitabı yayınlamıştı. Silmarillion’un Tolkien hayattayken de yayınlamayı düşündüğü henüz taslak halindeki bir çalışması olduğunu biliyoruz, bu nedenle bütün bu parçaları bir araya getirerek öyküyü bütünselleştirmeye çalışma gayreti her ne kadar oğul Tolkien açısından haklı bir yayın gerekçesi gibi görülse de benim ve pek çok eleştirmen için çalışmayan bozuk bir parçası hep var olan tuhaf bir makineye benziyordu. Mevzubahis tercih üzerine eleştirilerin büyük kısmına Christopher Tolkien’in de sonradan katıldığını belirtelim.
the-silmarillion
Sorun şuydu ki Silmarillion’da zorla bir araya getirilip ilişkilendirilen öyküler, bir Tolkien öyküsü olmaktan çok, Tolkien öykülerinin üstünkörü özetlerine benziyordu. Tolkien’in öyküsünün işleyişini detaylandırmadaki titizliğinden eser yoktu. Burada da hemen araya girerek, Tolkien kurgusunun öneminin bu detaycılıkta gizli olduğunu vurgulayalım. Sonuç itibarı ile Tolkien fantastik kurgunun başlangıcındaki yazar değildir, daha önce bu türde oluşturan yüzlerce eser vardır, aynı şekilde dünya yaratımının da başlangıcında Tolkien bulunmaz. Ancak neredeyse obsesyon derecesinde mükemmeliyetçilikle örülü yeni bir var olmayan dünya yaratımının (dillerinden, alt kültürel ilişkilerine, çatışmalarına kadar) öncüsüdür.  –Elbette burada tür kavramı ayrımına gelindiğinde ‘yüksek fantezi’ olarak adlandırılan modern fantezinin öncülüğünde Tolkien’in olduğu kadar C.S.Lewis’in de etkisinden bahsedilebilir- Hal böyleyken Silmarillion’da gözlemlenen detay eksikliği ve kurgusal kopukluklar beraberinde eleştirileri de getirmiştir. Şükür ki fantezi okuru, diğer bütün türlerin okurlarından daha bağışlayıcıdırlar. Tolkien öykülerine duyulan açlığı bir nebze de olsa bastırabilen Silmarillion’u sahiplenerek, bir anlamda çalışmaları için Christopher Tolkien’e destek oluşturmuşlardır. C.S.Lewis’in şu sözlerini tekrarlayalım: “Hatırlanmalıdır ki hiçbir sanat (eseri) doğası gereği yaşamaz, sadece bireylerin kendi adlarına katıldıkları gönüllü ilgi ile hayatta olurlar. Bu yapılmadığında sanat eseri de var olmayı bırakır.”
Silmarillion’un ardından ise babasının taslak metinleri üzerinde çalışmaya devam eden Christoper Tolkien, 1980 yılında Unfinished Tales’i (Bitmemiş Öyküler, İthaki Yayınları, 2012) yayınlar. Açıkçası benim hata olarak gördüğüm, Silmarillion’daki kurgusal bütünleme çalışmasını bu sefer –şükür ki- tekrarlamaz. Öyküleri, babasının bıraktığı haliyle, üzerinde değişiklik yapmadan (bazı yerlerde sadece karakter isimlerinde düzenlemeler saptadım, Tolkien’in sıklıkla yaratım sürecinde isimlerde değişikliğe gittiğini bildiğimizden bu düzenlemeler oldukça olumlu) derler. Öyküler ne kadar tamamlanmamış olursa olsun, anlatıcı açısından çok daha doyurucu bir deneyim ortaya çıkmış görünüyor. Kitap dört bölümden oluşuyor ve her bölüm birkaç bitmemiş öyküyü, çağlara ayırarak içeriyor. Her bölümün sonunda, üzerinde uğraşıldığı bir hayli belli olan, Christopher Tolkien’in yazdığı açıklayıcı ve yorumlayıcı editör notları bulunuyor. Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi serisini okuyalı ve Tolkien’e okuma serüvenim açısından veda edeli 15 yıl olduğu için ve Silmarillion’un üzerine bir hayal kırıklığını daha kaldıramayacak olmanın telaşıyla, Bitmemiş Öyküler’i o dönemde incelemeyi es geçmem sebebiyle, tercümeyi yeniden incelerken, eskiye dönük çok fazla okuma yapmam gerekti. Bu nedenle tercümesi henüz raflara dahi düşmeden kitabı bana ulaştıran İthaki yayınlarına, göstermiş oldukları örnek teşkil edecek, sorumlu ve bilinçli yayın anlayışlarından dolayı teşekkür ederim. Tolkien okurları için örneklemek gerekirse, Hurin’in Çocukları’nın daha kısa bir versiyonuna rastlayacağınız gibi, Galadriel’in hikâye planındaki bazı bilgilere de ulaşacaksınız. En çarpıcı kısımlardan biri ise Gondor ve Rohan arasındaki dostluğun tırmanışına yönelik imgeler. Kitabın, fantezi okuruna yönelik en önemli –ve en görmezden gelinen- hediyesi şüphesiz, aynı zamanda bütün bu yarım bırakılan öyküleri okurken karşılaşılacak olan, Tolkien’in yaratım sürecinin nasıl işlediğine dair ipuçlarıdır. Dahası, geniş çaplı kurgusunun, yüzeyde görünmeyen kısımlarında nasıl bir çalışmanın yattığının da gözler önüne serilmesidir. Bu kadar bitirilmemiş parçanın, ne amaçla karalandığının, bitirilseydi toplam kurgunun neresine oturabileceğinin ve sonucunda ne çıkabileceğinin üzerine düşünmek bile oldukça keyif verici.
yuzuklerin-efendisi
Derleme bu haliyle, Philip Pullman’ın eleştirisini de Tolkien’in yaratımının gün yüzüne çıkmamış daha çok yönü olduğunu gözler önüne sererek bir anlamda gereksiz ve geçersiz kılıyor. Pullman şöyle diyor: “Bu harika aracı yaratan Tolkien, onun içinde hiçbir yere gitmiyor. Sadece olduğu yerde oturuyor. Demek istediğim, sürekli arkaya, daha büyük ve altından bir geçmişe bakıyor gibi; ve dahası kızların veya kadınların öyküsünde önemli bir rol almasına izin vermiyor. Hayat, Yüzüklerin Efendisinin olduğunu düşündüğünden daha büyük ve daha ilginç.” Elbette Pullman’ın eleştirisindeki tartışmaya fazlasıyla açık yönlendirmeler bir yana, Pullman’ın Altın Pusula kitabı ile başlayan serisinin (The Golden Compass, His Dark Materials serisi) Tolkien’in çatışma yaratım formülünün neredeyse kopyası olduğuna da dikkat çekelim. Muhtemelen bu yazının yayınlandığı tarihte, Bitmemiş Öyküler raflarda Tolkien sevenleri bekliyor olacak. İlerleyen zamanlarda yine Christopher Tolkien’in çalışması 12 ciltlik Orta Dünya Tarihi çalışmasının tamamını da (Altıkırkbeş yayınları çalışmanın ilk iki cildi olan Kayıp Öyküler Kitabı 1 ve 2’yi dilimize kazandırmıştı) dilimizde görmek dileğiyle ve J.R.R.Tolkien’den şu alıntıyla vedalaşalım: “Fantezi gerçeklerden kaçıştır ve görkemi de budur. Eğer bir asker düşman tarafından esir alınırsa, esaretinden kaçmanın onun vazifesi olduğunu düşünmez miyiz?.. Eğer aklın ve ruhun özgürlüğüne değer veriyorsak, eğer özgürlük taraftarıysak, kaçmak ve yanımızda olabildiğince insanı da götürmek açık vazifemizdir.”

(Bitmemiş Öyküler, J.R.R.Tolkien, Christopher Tolkien, İthaki Yayınları, 760sf.)

M. Salih KURT
mustafa.salih.kurt@gmail.com

One Comment

  1. Özcan Uzun says:

    Yazı için teşekkürler. Keyifle okudum. Kitabı da raflarda gördüm ve biraz inceledim fakat alıp okuma fırsatım olmadı henüz. Şunu sormak istiyorum; kitaptaki Hurin’in Çocuklarına Dair Öykü adıyla yayınlanan hikaye, Hurin’in Çocukları adlı kitabın aynısı, kısaltılmışı falan mı, yoksa tamamen yeni bir öykü mü?

Yorum Yapmasam Olmaz :)