YARININ ANLAMI

YOLDA – Jack Kerouac 

Yolda-Jack-KerouacHep bir rahatsız olma, huzursuz hissetme durumu. Sabahları okullarda hep bir ağızdan dile getirilen andımızın sabit satırları gibi belirli şehirli sendromları: Sabah kalkmak zor, trafik aşmak zor, haftayı geçirmeyi bırak, pazartesileri atlatmak zor, fatura kesmek zor, stopaj zor,  toplantının sonucu merak edilir ya aslında toplantıda ne anlatacağın zor. Üstelik bütün bu zorluklar çoktandır tespit edilmiş ve kabul görmüştür ve sürekli medyada kullanılır: Ofis koltuklarının sağlığa zararları, pazartesi sendromu,  uzayan toplantılar,  fazla mesailerini alamamış haklı çoğunluk üzerine ya bir makale çıkar ya da bir araştırma. Olmadı komedi programlarının skeçlerine konu olur. Hepinizde her gün, her saat sessiz bir onaylayışla takip edersiniz. Büyük gizem şudur:  “Yarın işe gitmesen ne yapacaksın?”

Bu argüman ile bir süre mücadele edip, ufak karar değişikiliklerine cesaret edebileceklerin  ilk akla gelen fikirleride basmakalıp projelerdir: Köye yerleşip kendi domatesini kendin yetiştireceksin. Yazlık mekanlardan birine yerleşip kafanı dinleyeceksin. Uzun boylu değişikliklere kıçı yemeyen bir diğer kaçış tayfasıda, kurslar vasıtası ile özgür olacağı, bir ara izlediği İtalyan, İspanyol ya da Fransız filmlerinden hayallenerek, ticarethanelerin mutfaklarına musallat olmaya çalışmakta şu zamanlar.

Bu noktaya kadar neden/nasıl  geldiğinin farkına varıp başka yaşam ve fikirlere öykünmeyi bırakmak, sorgulama mekanizmasını çalıştırmak ve gerçekten yapılabilecekleri düşünmek daha akla yatkındır halbuki.  Tabii ilk iş olarak televizyon izlemeyi bırakabilirsiniz. Sonra çıkmanız gereken bir yolculuk olduğu da aşikardır. Yol uzunda olabilir, kısada.
Çünkü öykünen, yaşamlar  ve fikirler öyle kolay oluşmamaktadır.  Çekirdekten geliştikleri için etki yaratmaları uzun sürebilir. Hazır çorbadaki tavuk  esansının partükülleri değil, bizzat gerçek tavuğun etinden, kemiğinden süzülüp gelen tattır onlar. Elde etmesi zahmetli olduğu içinde hepimize akıl çelici gelir. İşte bugün takılıp kalınan pazartesilerin aptalca olduğuna ilk dikkat çekenlerde yola yaklaşık  65 yıl önce, ikinci dünya savaşının sonunda Amerika’da çıktılar.
Yerleşik düzene, konformist yaşamalara, belirli standartlara, kısacası karşılığında domates yetiştiriciliğinin cazip geldiği her kavrama karşı bir cephe: Beat Kuşağı. Allen Ginsberg, William Burroughs ve Jack Kerouac’ın tohumlarını serptiği söylenen kültür. Sadece bu 3 ismin suyun üstünde kaldığı  Beat Kuşağı deneysellikten ve spontan olanın yanında. Dünya üzerinde ortaya çıkan karşı kültürler her zaman insanlar için daha çok iş başarmıştır. Beat Kültürünün faydalarıda  oldukça fazla. Hippiler dışında. İlk iki isimin en önemli yapıtları kitaplar daha çok bu deneyselliği içeriyor. Fakat Jack Kerouac’ın kitabı Yolda bunlardan biraz daha farklı. Bu kitap özgürlüğe ulaşmakla ilgili bir kılavuz olarak kullanılabilir.
On-The-Road- Jack-Kerouac
Yolda otobiyografik bir kitap. İçinde geçen bütün karakterler Jack Kerouac’ın çevresinden  kişiler. Kim kimdir listesi için internette ufak bir araştırma yapmanız yeterli.  5 bölümden oluşan kitap bir yol öyküsü: Sal Paradise’ı (Jack Kerouac) iki farklı yolda takip ediyoruz. Somut yol San Francisco’dan başlayıp, Meksika’ya kadar uzanıyor. Kitapta iki ana karakter var. Biri anlatıcı Sal -yazar Kerouac’ın ta kendisi-  diğeri ise Dean Moriarty. Dean Moriarty’nın ortak algıladığımız uzay zamandaki  izdüşümü (günlük yaşamda gerçek olarak bilinir.) ise Neal Cassidy. İşin aslına bakarsanız asıl adam Neal Cassidy gibi. Hatta Beat Kuşağı  olarak adlandırılan oluşumun anahtar figürlerinden olarak kabul görüyor. Yalnızca bu adam diğerleri gibi fazla su üzerinde kalmamış gibi.  Az sayıda eseri var ama kendisi birçok kişiyi etkilemiş. Herkesle alışverişi var. Zaten Yolda’nın esin kaynağıda Jack ve Neal’ın beraber çıktıkları uzun Amerika yolculuğu.  Hani şu Amerika’nın bir uçtan diğer uca geçildiği yolculuklardan biri.
Yolda
 Birinci bölümde San Francisco’dan yola çıktıktan sonra tam 5 bölüm pek yerinde duramıyor Sal Paradise. Ulaşım araçları bildik: Araba, tren vagonları, otobüs ve otostop.

Kendinin ve sevgililerinin karnını doyurabilmek için gece bekçiliği, pamuk toplayıcılığı gibi birçok günlük işe girip çıkıyor. Arada bir yerlere kaybolan Dean’ın ise genellikle  eski sevgili ve karıları ile başı dertte.  Günler içmekle ve oradan oraya varolmakla geçiyor. Emin değilim fakat ilk Yol Tribi kitabı Yolda’dır  sanırım. Daha sonra yapılmış birçok eser bu kitabın arka fonunu ödünç almış gibi.  Sağında ve solunda hiçbirşey olmayan, tek tük bodur bitkilerin cılız cılız durduğu, dümdüz ovalarda, ucu görünmeyen dümdüz yollar. Güneş. Artık başka bir algılayışa geçmiş zihinler. Mesela The Doors  bu kitap yazılmamış olsaydı ortaya çıkmayacaktı der Ray Manzerek ve O’nu onaylarcasına The Doors müziği ile bu kitap mükemmel uyum göstermektedir. Easy Rider, Paris Texas, Thelma & Louise ve Fear and Loathing in LasVegas filmlerini izlerseniz Beat’ın isim babası olan J. Kerouac’ın çocuklarını görmüş olursunuz.  Ayrıca her kitapta olmayan birşey daha var. Bu kitabın müziği var. İçinde bulunduğu dönem ve mekanın önerdiği gibi, sayfalardan sürekli jazz müziği çıkmakta. Charlie Parker ve Miles Davisdönemlerinin tam ortasında bir yerlerde.

Peki bu kitabı okuyup, ertesi gün istifayı basıp ilk şehirler arası yolda otostop çekmeye başlayıp Memet emmi’nin domasteslerini toplamaya mı gitmeliyiz?

Hayır. Bu kitap aslında başka bir yolu işaret ediyor.
Yük treninin vagonunda, yastık olarak kullanılan ayakkabıların üzerine koyulan kafanın iki türlü yolculuğu mevcut.  Kitabı okuduktan sonra belki hemen yük trenine atlamasakta, önce kafanın yolcuğuna başlamak gerek. Orada tanımamız gereken biri var: Kendimiz. Onu tanıdığınızda, domates işi de kendiliğinden çözülecektir. Günün sonunda domates ekmeye götüreceğiniz yine kendinizsiniz. Ve belki de kendiniz domatesten hiç hoşlanmıyordur.  Tam manası ile tanışmadığınız birisi ile bu yola çıkmak rüyayı, kabusa çevirebilir.  Yolda serseriliğini ve perişanlığını sevmesenizde yapmakta olduğunuz  seyahatı fark ettirecek güzel bir kitap.
Manana ve  iyi yolculuklar…

(Jack Kerouac, Yolda, Çev. Can Kantarcı, Ayrıntı Yayınevi)

Cem Topuz

4400th@gmail.com

Yorum Yapmasam Olmaz :)