YAŞAR KEMAL’DEN ON YIL SONRA GELEN ESER “ÇIPLAK DENİZ ÇIPLAK ADA”

USTANIN DÖNÜŞÜ

yasar-kemal

Umut ve birlik hissinden sonra kitapta vurgulanan diğer önemli unsur savaşların yarattığı felaket. Savaşın ve vahşetin yaşandığı her güne inat Yaşar Kemal adasıyla bir kez daha hatırlatıyor bize insan olmayı ve her şeye rağmen insanı sevebilmeyi.

Kitap, savaş mağduru bu insanların ortak bir yaşam kurma çabalarını anlatır. Ancak bu umutsuzluğun romanı değildir, her Yaşar Kemal romanı gibi kötü şeyler yaşansa bile her zaman umut vardır.

Efsane sona erdi, on yıl sonra beklenen kitap okuyucuyla buluştu. Yaşar Kemal’in yıllardır beklenen kitabı “Bir Ada Hikâyesi”serisinin dördüncü kitabı “Çıplak Deniz Çıplak Ada” Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı. Ustanın son kitabı da her kitabı gibi edebiyat dünyasını yine sarstı.

Toplumcu gerçekçi roman akımının öncülerinden Yaşar Kemal, “İnce Memed” romanıyla edebiyat dünyasına atılır. Anadolu’daki halkın sefaleti, cahil bırakılmışlığı ve ağalık sistemi

bir-ada-hikayesieleştirilir. Hem de bunu o kadar mükemmel bir dille yapar ki. Yaşar Kemal roman yazmaz, efsane anlatır. Anadolu’nun artık sesi vardır. Doğa betimlemeleriyle, türküleriyle, efsaneleriyle Anadolu konuşuyordur bizlerle. İnce Memed’in ardından “Dağın Öte Yüzü” üçlemesiyle pamuk ırgatlarının yoksulluklarıyla tanışırız. Batıl inançlarına, efsanelerin nasıl doğduğuna ve nasıl çöktüğüne şahit oluruz.

EFSANENİN DOĞUŞU
 
Ancak sadece Çukurova yoktur Yaşar Kemal’in romanlarında. Yeri gelir efeleri öğrenirsiniz, yeri gelir Cumhuriyetin ilk yıllarındaki mübadeleye dahil olursunuz. İşte “Bir Ada Hikayesi” de mübadelenin öyküsüdür. Yaşar Kemal Milliyet gazetesine verdiği röportajda dörtlemenin oluşumunu şöyle anlatıyor:
“Bizim köyümüzde okul yoktu. İlkokulu okumak için Kadirli’de bir akrabamızın evine gittim. Bir süre orada kaldım. Ama o evde kalmak istemediğim için okula kendi köyümden yürüyerek gidip gelmeye başladım. Yürürken hep bir köyden geçiyordum. Bu köyle ilgili bazı şeyler duymuştum. Bu bölgeye yabancı insanlar gelmiş, yerleşmişler. Sıtmadan ölmüşler, etraftan çeşitli kötülükler görmüşler. İlkokulun sonuna kadar o köyden hep geçtim. Hep hikayelerini duydum, dinledim. Biraz büyüdüm, ilkokulu bitirdim. Köyün önünden tekrar geçtim. Büyük bir baca gördüm. O bacayı Ceyhan Irmağı’ndan topladıkları taşlarla yapmışlar. Kalın yüksek bir baca… Ortaokula geldiğim zaman Hemite köyünde babamın akrabalarından annemin de arkadaşı bir kadın bana o köyde ne olduğunu anlattı. Birlikte ormanın içine gezmeye gittik. Kadın, ‘Bak oğlum. Burada göçebeler, mübadiller vardı. Bunlar Yunanistan’dan gelen Türklerdi. Böyle üç köy vardı Anavarza’nın yanında. Çok güzel köyler.’ Bu köyü, hikayesini öğrendim. O köye yerleştiklerinde çok güzel evler yapmışlar, köyü güzelleştirmişler. Etraftaki köylüler bu insanlara zulüm yapmışlar. Bu insanlar ”Bir gün gideceğiz” deyip gitmişler. 15-16 yaşıma geldiğimde bu insanların nereye gittiklerini bulmaya çalıştım. Bulamadım. Bulamadığıma çok üzüldüm. Abidin Dino’ya bu Çukurova’daki köyün, mübadillerin hikayesini anlattım. ‘Ne duruyorsun, en güzel konu bu. Bunu şimdiye kadar hiç kimse doğru dürüst yazmadı. Doğru dürüst diyorum ama belki de kimse yazmadı’’dedi…
          
…Ben ”Bir Ada Hikâyesi” romanlarımda mübadeleyi yazdım. Benim için mübadele sadece bu romanlarda anlattığım mübadele demek değil. Benim ailem de mübadele yaşamış. Ruslar Van’a geldiği zaman bizimkiler sürgün olmuşlar. Bütün Anadolu’da gezmişler, Çukurova’da bu köye yerleşmişler. Bu mübadele hikayesini bu hırsla yazdım. Bu dörtlü belki de roman gibi roman değildir, acılarımı, üzüntülerimi, öfkemi, sevinçlerimi, sevgimi döktüğüm belki başka bir anlatım çeşididir.”
MÜBADELENİN ÖYKÜSÜ
 
firat-suyu-kan-akiyor-baksana
Serinin birinci kitabı Fırat Suyu Kan akıyor Baksana mübadele sonucu boşaltılmış Rumların yaşadığı bir adaya (Karınca Adası), savaşlar sonucu yerini yurdunu yitirmiş insanların yerleştirilmesiyle başlar. Kitabın ana karakterlerinden Poyraz Musa Sarıkamış’ta hayatta kalmayı başarmıştır ama savaş sonrası kanlıları peşine düşer ve Karınca Adası’na sığınır. Adada tek değildir. Mübadeleden kaçan Rumlar ve savaşın evsiz bıraktığı Anadolu’dan her kökenden insanlar da adaya sığınmıştır. Kitap, savaş mağduru bu insanların ortak bir yaşam kurma çabalarını anlatır. Ancak bu umutsuzluğun romanı değildir, her Yaşar Kemal romanı gibi kötü şeyler yaşansa bile her zaman umut vardır.
karıncanın-su-ictigi
İkinci kitap Karıncanın Su İçtiği ise beklemenin ve sabrın romanıdır. Bir yandan savaştan dönmeyenler beklenir, bir yandan sürgünler yurtlarını hayal ederler. Denizciler balıkları, aşıklar kavuşmayı bekler ve sabreder.
tanyeri-horozlari
Üçüncü kitap Tanyeri Horozlarında yeni bir yaşam kurma çabası, özlem, umut, sabır ve geçmişin acılarının yanı sıra sevgi vardır. Her şeye rağmen sevmek, aşık olmak.
Gelelim son kitaba… Efsane bu kitapla son buluyor. Adaya yeni gelen çift Kerim ve Peri Poyraz Musa’nın kanlıları tarafından gönderilmiştir. Kerim’e Poyraz’ı öldürmeden gün yüzü yoktur, kanlılar onun da peşindendir. Ya Poyraz’ın canını alacaktır ya da kendi canından olacaktır. Okuyucuyu bekleyen en önemli olay kuşkusuz bu. Onun haricinde sevdalılar birbirlerine kavuşacaklar. Ancak Hristo Reis’in başına beklenmedik bir olay gelecektir. On yıldır beklenen kitap için daha fazla şey söylemek haksızlık olur.
HER ŞEYE RAĞMEN UMUT
 
Dörtlemeye henüz başlamamış okuyucular için serinin tamamına dair bir şeyler söylemek gerektiği kanısındayım. Yaşar Kemal’in her romanında her serisinde hissedeceğiniz efsane dinliyormuşsunuz havasını veren mükemmel

ciplak-deniz-ciplak-ada

dili bu seride de karşınıza çıkıyor. Betimlemeler, insanın doğayla özdeşleşmesi, doğanın insanla uyumu yine dikkat çeken özelliklerden. Yaşar Kemal yine okuyucuya mesaj vermeden de geçmiyor. İlk kitabın ismi Yezidilerin uğradığı kıyım sonucu Fırat nehrinin kırmızıya boyanmasına dikkat çekiyor. Mübadelenin insanları, özellikle de savaşın insanları yok edişini güçlü gözlem gücüyle gözler önüne seriyor. Bence dörtlemede en çok dikkat çeken adada her etnik kökenden insanın bir arada yaşamayı becerebilmesi. Şu günlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz birlik duygusunun Karınca Adası’nda sağlandığını görebilmek mutlu ediyor insanı. Yaşar Kemal’in kitaplarda verdiği umut – her şeye karşın ortak yaşama çabası- okura da tesir ediyor ve umutla doluyor, düşünüyorsunuz. Umut ve birlik hissinden sonra kitapta vurgulanan diğer önemli unsur savaşların yarattığı felaket. Savaşın ve vahşetin yaşandığı her güne inat Yaşar Kemal adasıyla bir kez daha hatırlatıyor bize insan olmayı ve her şeye rağmen insanı sevebilmeyi.
(Yaşar Kemal, Çıplak Deniz Çıplak Ada/ Bir Ada Hikayesi-4 , Yapı Kredi Yayınları, 272 s.)
Deniz ANTEPOĞLU
denizantepoglu@hotmail.com

Yorum Yapmasam Olmaz :)