YENİ YILA İKİ SIRADIŞI ADIM

2013’e hızlı giren ABD’de iki kitap yayınlanır yayınlanmaz dikkat çekti. J. C. Oates çarpıcı bir pedofili hikayesiyle Stockholm Sendromu’na değinirken; ‘Total Frat Move’ blogundaki yazılardan derlenen kitapta, gençlerin yaşamlarından ilginç kesitler yer alıyor.
daddy-love-j-c-oatesYılsonu yazılarını yazmak ne kadar kolaysa yeni yılın ilk aylarında yazacak şeyler bulmak da o kadar zor. Genelde iddialı romanlar yeni yıl öncesi piyasaya sürüldüğünden ‘Ah okusam’ dediğimiz bir şey de pek çıkmaz. Bu yıl öyle olmadı, 2013 çok ilginç iki kitapla geldi. Bu kitaplardan ilki gerilimin usta kalemi Joyce Carol Oates’in beklenen kitabı ‘Daddy Love’. ‘Artık her şeyi gördük, okuduk, haberler romanlardan beter’ diyenlere usta yazarın yanıtı; bir yazarın yazış biçiminin çok tüketilmiş bir hikayeyi dahi ne kadar eşsiz, ne kadar tüyler ürpertici kılabileceğinin ispatı. New York Times’ın tabiriyle ‘yazarın bugüne dek kaleme aldığı en korkunç yapıt.’ 
Roman, Oates’in çok sevdiği türde bir üst/orta sınıf ABD ailesiyle açılıyor. Dinah Whitcomb başarılı bir eşi, hoş bir evi, Robbie adında 11 yaşında akıllı bir oğlu olan sıradan bir kadın. Sıradan bir günde oğluyla alışveriş merkezine gidiyor ama otoparkta saldırıya uğruyorlar. Bir minibüs Dinah’ı ezip oğlunu kaçırıyor. Çocuğu kaçıran kişi rahip, sübyancı Chester Cash, namı diğer Daddy Love. Defalarca çocuk kaçırmış bir beyin yıkama ustası. Onları alıyor, oğlu olduklarına ikna ediyor, onlarla sevişiyor ve bıkınca da işlerini bitiriyor. Beyin yıkama sürecinin parçası olarak Robbie’yi, Gideon olarak yeniden doğması için ‘Ahşap Bakire’ dediği bir tabuta kapıyor. Çocuk ne zaman onun oğlu olmadığını söyleyecek olsa işkence görüyor. 
Diğer taraftaysa yaralı anne var. Araba kazasından sonra uzunca bir süre hastanede yatan Dinah bambaşka bir işkencenin pençesinde. Düşük ihtimal olduğunu bilse de oğlunun hayatta olduğuna inancını bir saniye bile yitirmiyor. Yine de geriye kalan boş bir ev, sallantıda bir evlilik.joyce-carol-oates

Eğer kadının çok geçmeden çocuğu bulacağını sanıyorsanız, hiç Oates okumamışsınız demektir. İyi bir Oates okuyucusu kötünün ardından daha kötünün geleceğini bilir. Gerçekçi seçeneklerle karşılaşacağını bilir. Robbie/Gideon büyüyor. Büyüdükçe de Daddy Love’ın nasıl bir canavar olduğunu daha iyi anlıyor. Küçükken korkup boyun eğdiği adamdan kaçmanın yollarını aramaya başlıyor. Artık yıllar boyunca boyun eğmekle gelen özgürlüklere sahip. Öyleyse niye kaçmıyor? Bugüne kadar onlarca ABD dizisinde ve filminde bu konunun işlendiğini gördüm, hiçbir açıklama hiçbir zaman inandırıcı gelmedi. ‘Gidebiliyorsa neden gitmiyor?’ sorusunun -ki kurbanı suçlayışıyla acımasız ama bir o kadar da gerçek bir soru bu- yanıtını ilk kez Oates’te ikna edici buldum çünkü yazar, okuyucuyu kaçıranın ve kaçırılanın zihinlerinin derinliklerine sürüklüyor. Stockholm sendromunun/beyin yıkama sürecinin nasıl işlediğine şahit ediyor. Romanın en ürkütücü yanıysa sonu; 6 yıllık işkencenin ardından bir insandan kendini ne kadar onarması beklenebilir? Pek çok sahne o kadar iğrenç ki elinizden bırakmadan okuttuğu için Oates’e hem bayılıyor, hem küfrediyorsunuz.

GERÇEK ‘KEPAZELİKLER’ 
Yayınlanır yayınlanmaz dikkat çeken ikinci kitapsa ‘Total Frat Move’. Sıkı takipçisi olan bir internet blogu ve Twitter hesabından türediği için yeni çağın yayıncılığında özel bir yeri var. Aynı adlı internet sitesinin kuruluş amacı total-frat-moveüniversitelerin belli başlı kulüplerindeki öğrencilerinin okul, içki ve seksle ilgili dertlerini/maceralarını/kullandıkları kodları paylaşmak/ifşa etmek/açıklamak. Hangi fiili uygun görürseniz. Bir de trendleri anlatmak. ‘Facebook görgü kuralları’ gibi ilgi çekici yazılarıyla (Profil resmi 3 aydan uzun aynı kalmamalıdır; günde 2 kereden fazla statü yazacaksan git Twitter kullan, günlük mü tutuyorsun; gerçek hayatta tanışmadığı kişilerle ancak zavallılar Facebook mesajları yoluyla iletişim kurmayı dener; dürtmek mi, gerçekten o kadar düştün mü!; çok sevimli çıkmışım, bunu tutacağım dediğin resim var ya, seni herkese rezil etmekten başka bir işe yaramıyor ve inan arkadaşların arkandan aynen bunu söylüyor vb…) dikkat çeken sitenin takipçisi dediğim gibi zaten bol. Biz de ABD filmlerindeki gibi ‘Saklı Seçkinler’ diyelim bu insanlara. 
Kitap kurgu olsa da alttan alta çarpıcı (ve rezil) bir hayat görüşünü gizlisi saklısı olmadan okuyucuya tanıtıyor. Çok eğlenceli. Çok kepaze.’İsimler, yerler değiştirilmiştir ama olaylar gerçek’ dedirten türden. (Todd Gregory ve Chad Kultgen aynı dünyanın daha vahşi versiyonlarını yazmıştı ama bu daha içerden bir bakış.) ‘Bir kıza daha seksi giyinmesi gerektiğini nasıl ima edersiniz?’; ‘Geleceğin liderleri dün gece ne halt ettiklerini dahi hatırlamıyor’; ‘Üniversite hayatı: herkesle defalarca ilk kez tanışmak’; ‘Kız arkadaşım içerdeymiş diyenin suratına kapıyı çarpın’ gibi cevherler var kitapta ve (ne yazık ki) hepsi gerçek hayatta karşılığı olan şeyler.
Yıla kitaplar açısından hareketli başladık. Umarım gerisi de böyle gelecek.
Zeynep Heyzen Ateş 
heyzen@mail.org
( Bu yazı 18 Ocak 2013 Cuma – Aksam.com.tr’de ve Akşam Gazetesi Kitap Eki’nde yayınlanmıştır.)

Yorum Yapmasam Olmaz :)